Elli Yedinci Bölüm
Havva Çelik'den
Mert'le evlendiğimden bu yana hiç bu kadar huzurlu hissetmemiştim. Şimdi onunla beraber balayındaydım. Hem Batuhan'la, Hayat yanımızdaydılar. Onlarla aynı gün evlenmiştik. Şimdi Antalya'da balayındaydık ve kahvaltı yapıyorduk. Hiçbir olay olmadan, hiçbir şey yaşamadan eğleniyorduk.
Kahvaltı yapmayı bitirdiğimizde buraları gezmeye başlamıştık. Gezerken hem sohbet ediyorduk hem de bazı yerlerde durup fotoğraflar çekiniyorduk. Günümüz baya güzel geçiyordu.
~🌼~🌼~🌼~🌼~
Akşama kadar dışarlarda gezinip durmuştuk ve otelimize gelip odaya girdiğimizde nedense çok yorulduğumu hissetmiştim. Ben odamızdaki balkona doğru ilerleyip balkonda oturmak isterken Mert arkamdan gelip bana sımsıkı sarılmıştı.
“Bugün pek baş başa kalamamıştık. O yüzden şimdi baş başa kalalım.”
“Sen şuan yaramazlık peşindesin. O yüzden böyle yapıyorsun.”
“Belki birazcık.”
“Birazcık mı? Bundan emin miyiz peki?”
“İyi tamam, senden de bir şey kaçmıyor. Evet çok yaramazlık yapmak istiyorum.”
Mert'e döndüğümde ona sarılmıştım ve ne yapmak istiyorsa yapmasına izin verecektim.
“Tamam o zaman. Yap bakalım yaramazlık.”
Mert'in yüzünde kocaman bir gülümseme yer aldığında artık yaramazlık yapma zamanının geldiğini anlayarak gerisini getirmeye başlamıştı.
~🌼~🌼~🌼~🌼~
Balayımızın onuncu günündeydik ve artık İstanbul'a dönme vaktimiz gelmişti. On gündür Antalya'da balayı yapıyorduk ve zamanımız dolmuştu. Ne var ne yoksa valizimizi hazırlamıştık ve yola çıkmıştık.
Havaalanına geldiğimizde ise uçağımıza binmiştik ve artık İstanbul'a gitmek için kalkışa geçmişti. Ben, Mert'le sohbet etmeye başlamıştım ama bir yandan da Hayat'a bakıyordum. Çünkü uçağa binene kadar o kadar halsiz görünüyordu ki ne olduğunu bilmiyorduk. Birkaç defa neyin var diye sorduğumda hiçbir cevap vermemişti. İyi olduğunu geçiştirmişti.
Benim de Hayat gibi biraz şikayetlerim vardı ama çaktırmamaya çalışıyordum. Ama Hayat benden bile kötüydü şuan.
Artık İstanbul'a gelmiştik ve valizlerimizi almıştık ama bir sorun vardı. Başım felaket dönmeye başlamıştı. Ama şöyle ki ilk bayılan Hayat oldu ve arkasından ben de bayılmıştım. O an ne yaşandı ne oldu bilmiyordum.
Gözlerimi açtığımda bembeyaz duvarlarla karşılaşmıştım. Gözlerimle etrafa bakındığımda Mert'in yanımda olduğunu görmüştüm.
“Neredeyiz? Ne oldu bana?”
“Hastanedeyiz canım. Hayat'la beraber ikiniz havaalanında bayıldınız ve sizi hemen hastaneye getirdik.”
“O zaman eve gidelim. Ben iyiyim ve kendimi şuan iyi hissediyorum.”
“Şuan hiçbir yere gidemezsiniz. Hem senin hem de Hayat'ın sonuçları çıkmadı. Hayat da gitmek istiyor ama maalesef ikinizin de sonuçları çıkmadan şuradan şuraya gidemezsiniz.”
“Ama Batuhan…”
“Bunun aması yok Hayat. İkinizde hiçbir yere gidemezsiniz sonuçlarınız çıkmadan.”
Hayat'la beraber doktorun gelmesini bekliyorduk. Doktorun gelmesini beklerken canım sıkılmaya başlamıştı.
Aradan on dakika geçtikten sonra doktor gelmişti ve sonuçlarımızı biran önce alıp gitmek istiyorduk.
“Doktor Bey neleri var?”
“Korkulacak hiçbir şey yok Batuhan Bey. Aksine çok güzel bir haber var.”
“Güzel haber mi?”
“Evet. Eşleriniz hamile.”
Dördümüz biran donup kalmıştık. Ama mutluluktandı. Kafamı Mert'e çevirdiğimde o da bana dönmüştü. Yüzünde koskocaman bir gülümseme yer edindiğini görmüştüm. Hem biz hem de Batuhan'lar çok sevinçliydik. Böyle bir mutluluk beklemiyorduk.
Yavaştan yavaştan hastaneden çıkıp evlerimize dağılmıştık ve bu müjdeli haberi abimlere vermek için can atıyordum.
Havva: Abi biz balayından döndük ama bir sorunumuz var.
Münteha Abim: Sorun derken? Ne gibi bir sorun?
Havva: Abi bizim eve gelebilir misiniz?
Münteha Abim: Tamam geliyoruz.
~🌼~🌼~🌼~🌼~
Yaklaşık bir buçuk saat sonra kapımız çalmıştı ve Mert kapıyı açmıştı. Gelenler Münteha abim ile Fatih abimdi. İçeriye girdiklerinde beni kanepede ayaklarımı uzatıp oturduğumu görmüşlerdi.
“Abim ne oldu? Neden böyle oturuyorsun? Birşey mi oldu?”
“Mert, kardeşimize ne oldu?”
“Abilerim sakin olun. Havva'ya hiçbir şey olmadı.”
“Neden o zaman böyle oturuyor?”
“Abi bir susarsanız söylicez.”
“Hemen.”
“Abi, ben hamileyim ve siz de dayı oluyorsunuz.”
“Ne? Hamile misin? Gerçekten mi?”
“Evet abi, hamileyim. Bir tek ben değil, Hayat'la birlikte hamileyiz abi.”
“Ne? O da mı hamile? Bu ne güzel bir haber? Tebrik ederim kardeşim.”
“Tebrik ederim kardeşim.”
Abilerimede böyle güzel bir haber verdiğimde onlarda çok mutlu olmuşlardı. Böyle güzel bir haber aldıkları için yüzleri gülüyordu.