Tatlı Aşk

3
10
69
İkinci Bölüm Mert Çelik'den Polislerin verdiği karara mahkemeye çıkmıştık. Mahkemede ilk önce Haluk denen o insan çıkmıştı. İnsan denilebilir miydi bilinmezdi tabii? Haluk her şeyi bir bir anlatmıştı, sıra Münteha abiye gelmişti ve o da her şeyi anlatmıştı… Olaylar ilerledikçe ilerledi ve Batuhan'ın mahkemeye verdiği kanıtlarla beraber hakim, Haluk denen adamı hapishaneye göndermişti. Artık Havva'yı da abilerine teslim etmişlerdi. Bu saatten sonra ise Havva'nın hayatına kimse karışamıyacaktı. Adliyeden çıktıktan sonra ise hepimiz beraber yemek yemeğe gitmiştik. Bir restorana girmiştik ve yemek lerimizi sipariş ettirmiştik. Yemeklerimiz gelene kadar da hepimiz sohbet etmeye başlamıştık. “Heyt bee artık kardeşimiz yanımızda olucak. Bundan sonra da kardeşimizi kimseye vermiyoruz.” “Kimseye vermiyor musunuz?” dediğinde Havva, bana bakmıştı. “Eğer o konuya geliceksen kardeşim, bizim düşünmemiz ve sevdiğin adamı bir soruşturmamız lazım gelir.” “Ya Fatih abi ya. Neyi araştıracaksınız?” “Siz hepiniz Mert'i çok iyi tanıyor olabilirsiniz canım ama biz o kadar çok iyi tanımıyoruz.” “Hmm bir zamanlar, siz beni ve arkadaşlarımı tehdit ettiğinizde Mert'i tanıdığınızı söylememişmiydiniz Münteha abicim?” “Fatih bu kızın hafızası çok iyi.” “Ona ne şüphe.” “Şimdi ne yapıyorsunuz?” “Siz ilk önce şu lisenizi bitirin ve üniversite sınavına girip kazanın. Gerisine bakarız.” “Pek emin olamadım ama neyse. Öyle olsun bakalım.” “Bak vazgeçeriz, seni de vermeyiz bizimle yaşar gidersin bak.” “Tamam sustum.” Yemekler geldiğinde yemeğe başlamıştık. Havva ve abilerinin konuşmaları genellikle ben ve Havva olmuştu. Ara ara Batuhan ile Hayat'da konuşmalara dahil oluyorlardı ama yine de pek bir şey olmuyordu. Artık hepimiz evlerimize dağılmıştık. Ben birkaç gündür kendime ev bakıyordum. Çünkü ara ara Hayat, Batuhan'ın evine gelip yatıya kalıyordu. Ben de o çifte kumruları rahatsız etmek istemediğimden kendime göre ufak bir ev bakıyordum. Şimdilik de Batuhan'ın evindeydim yarın son kez emlakçıya gidip ev bulup bulamadığına dair sorucaktım. Kafam dalgınken bir el omzumda hissetmiştim. Dönüp baktığımda o elin sahibi Batuhan olduğunu görmüştüm. “Neden?” “Ne, neden?” “Neden yanımdan taşınıyorsun?” “Artık seni rahatsız etmeyeyim diye.” “Mert şuan saçmaladığının farkında mısın acaba?” “Hem ara ara Hayat geliyor. Bir ya da iki gün de olsa yanında kalıyor. Sizi rahatsız etmek istemem.” “Mert sen iyice saçmaladın kardeşim. Hayat sence bu durumu önemser mi?” “Batuhan sen ne dersen de ben yine bildiğimi yapıcam.” “Ay Mert ya, beni iyice yıldırdın. Tamam ne yaparsan yap ama yarın ben de gelicem seninle emlakçıya bilgin olsun.” “Ha…” “Tek kelime etmeye şansın yok.” Batuhan gittiğinde ne yapacağımı bilmiyordum. Dostumu, kardeşim dediğim kişiyi burada bırakıp gidiyordum. Hayat vardı, o kalıyordu burada ama diğer beş gün o burada yanlız kalıyordu. Artık ne yapacağımı şaşırır olmuştum.