Üçüncü Bölüm
Münteha Deveci'den
Havva'yı yanımıza aldığımızdan bu yana artık bizimle yaşayacaktı. Kız kardeşimi daha da tanıyabilecektim, tanıyabilecektik. Uzun zaman önce bir kız kardeşimin olduğunu öğrendiğimden beri hep aramakla geçmişti. Gerçi Fatih'i de es geçmemek lazımdı. O da az aramamıştı. İkimizin kardeşi olduğu için Fatih de elinden gelen her şeyi yapmıştı ve bundan sonra ikimiz onun için her şeyi yapmaya hazırdık.
Kız kardeşimi biraz biraz tanımayı başarmıştım açıkcası. İlk öğrendiğim şey biraz uykuyu çok seviyor oluşuydu. Çünkü hâlâ kalkmamıştı sabah olmasına rağmen. Ama biran önce kalkıp okula gitmesi gerekdi. Ben mutfakta bir şeyler hazırlıyordum, Fatih ise fırına gitmişti. Simit ve ekmek almak için.
Ben de daha fazla dayanamayıp kardeşimin odasına gitmiştim. Kapısını tıklatıp uyanması için seslenmiştim ama içerden beş dakika sesini duymamla içeriye girmiştim.
“Uykucu kalkma vakti. Hadi kalk okula gidiceksin.”
“Of abi ya of. Ne güzel uyuyordum ben ya.”
“Birincisi abiye oflanmaz, ikincisi okul vaktinde ne uyuması bu. Hadi banyoya gidip elini yüzünü yıkayıp, giyinip hemen mutfağa geliyorsun. Yoksa tekrar kapına dayanırım ona göre.”
“Tamam abi geliyorum.”
Havva'nın ikinci şeyi ise hemen sinirlenmesi oluyordu. Yavaş yavaş herşeyi öğreniyordum. Bundan sonra ne olurdu bilemem artık.
Fatih fırından gelmişti ve Havva ise odasından yeni çıkıp gelmişti. Fatih ise Havva'nın yeni indiğini görmüştü ve gülmeye başlamıştı.
“Abi neden gülüyorsun?”
“Uykucu birisinin hâlâ uykusu olduğunu görüyorum.”
“Of abi ya sen de başlama Münteha abim gibi.”
“Anlaşılan ben gelmeden önce bir şeyler yaşanmış burada.”
“Hanımefendinin uykusunu böldüğüm için böyle.”
“Belli oluyor zaten. Münteha ile böyle şeyler yaşaman gayet normal. Alışırsın.”
“Ben sizinle baş edemicem anlaşıldı.”
Fatih ile Havva kahvaltılarını yaparken ben de gazetede ne var ne yok bakmaya başlamıştım. Bizim de yeni bir eve ve yeni bir düzene ihtiyacımız vardı. O babamız olacak pisliğin belli bir yıldan sonra çıkıp tekrar kapımıza dayanacağını bildiğimizden işimizi sağlama almaya başlamıştık.
Havva okula gittiğinde ben de evden çıkıp emlakçıya gidiyordum. Fatih ise evde kalıp ev için yapabilecek bir şeyler bakınıyordu.
Bir buçuk saat sonra emlakçıya vardığımda karşımda Batuhan ile Mert'i görmüştüm. Onların burada ne işleri vardı okul saatinde anlayamamıştım. Onlarda beni fark etmişlerdi ve yanıma gelmişlerdi.
“Merhaba gençler. Sizin burada ne işiniz var bakalım? Hem de okul saatinde.”
“Abi ben kendime ev bakmaya geldim. Batuhan'ın evinde uzun zamandır kalıyordum ama artık kendi evimde yaşamak istediğimden ev bakmaya geldim. Batuhan ise yanlız bırakmamak için yanımda. Peki ya sen neden buradasın abi?”
“Birincisi Havva ve Hayat sizin burada olduğunuzu biliyor mu? İkincisi ben de ev bakmaya geldim. Siz de biliyorsunuz ki bu yaşanan olaylar epey sarstı. O babamız olucak şerefsizin de ne yapacağı belli olmadığı için ben de yeni ev bakmaya geldim.”
“Anladım abi. Kolay değil tabi ama yapacak bir şey yok. Hem kızlar da burada olduğumuzu bilmiyor. Şimdi dert üstüne dert yapmasınlar istiyoruz. Ama bir ev bulduğumda Havva'ya söylerim zaten.”
“Bizimle yaşasana.”
“Ne? Sizinle yaşamak mı? Olmaz abi kabul edemem.”
“Abi zaten ben kabul ettirememişim bir de bu mu olucak?”
“Tamam teklif var ısrar yok. O zaman içeriye geçip bakalım.”
Beraber içeriye girmiştim ve bize uygun ne varsa bir ev aramaya başlamıştık. Emlakçı da bizlere yardım etmesiyle hepten bulmayı başarabilirdik. Bakalım bize hangi evler düşecekti?