Altıncı Bölüm
“Kimseyi kaybetmekten korkmam.”
Batuhan Akça
Batuhan Akça'dan
Aradan dört hafta geçmişti. Bu dört haftada Mert'in taşınma sürecinde yardım etmiştik. Daha çabuk biterdi de bazılarımız bende dahil olmak üzere şımarıklık yapınca geç bitmişti tabii ki. Ama yine de güzel dekore etmiştik.
Cuma günü okul çıkışında Hayat'ı evine getirmiştim ve hazırlanması, eşyaların toparlanmasını beklemiştim. Hayat her cuma çıkışı bana gelirdi. Çünkü güzel eğleniyorduk. Gerçi bir yandan da o numarayı bulmaya çalışıyorduk. Ama hâlâ elimiz bomboştu ve sinirleniyordum.
Hayat yanıma geldiğinde artık evime doğru gidebilirdik. Motoruma atlayıp gazlamıştım. Hayat'da bunu çok seviyordu çünkü.
~🌼~🌼~🌼~🌼~
Artık evimdeydik ve Hayat odama çıkmıştı ve ben de bize bir şeyler hazırlamak için mutfağa girmiştim. İkimizde açtık çünkü.
Ben mutfakta yemek hazırlarken bir anda beklemediğim bir anda Hayat arkamdan sarılmıştı. Benim ona yaptığım gibi. Gülümseyip ona doğru dönmüştüm ve ona bakmıştım.
“Benim sana yaptığımın aynısını şimdi de sen mi bana yapıyorsun bakalım?”
“Evet, yapamaz mıyım?”
“Belki şımarıp her gün istersem?”
“Sinirden ve öfkeden uzak durduğun halde evet, her gün sana sarılırım.”
“Elimde olmadığını biliyorsun.”
“Malesef ki evet. Ama yine de seviyor muyum seni, evet seviyorum.”
“Senin bu hallerin beni mahvediyor be güzelim.”
“Şımarma yine.”
“Tamam ama yemek yapmama yardım et.”
“Tamamdır.”
Hayat'la birlikte yemek hazırlama işine girişmiştik. Ben hemen hemen bir çoğunu halletmiştim. Hayat ise çorba yapıyordu. Yavaş yavaş herşeyi hazırlamıştık. Artık yemek vaktiydi.
Hayat'la yemeklerimizi yedikten sonra sofrayı toparlamış, kirli bulaşıkları makineye yerleştirmiş ve oturmuş film izlemeye başlamıştık. Romantik bir film izlerken Hayat göğsümde uyuya kalmıştı. O kadar güzel ve narin uyuyordu ki kaldırmaya kıyamamıştım. Ben de mecburen kucağıma almıştım. Yatak odama kadar götürmüştüm ve yatağıma yatırmıştım. Yorganıda örtüğümde bende yanına kıvrılmıştım. Çünkü Hayat'la birlikte yan yana yatıyorduk artık.
Sabah olduğunda ise ona bakıyordum. Çünkü onun uyurken yüzüne baktığımda yüzümde güller açıyordu ve bakmaya doyamıyordum. En sonunda ise Hayat yavaştan yavaştan uyandığında bana bakmıştı. Gülümsemeye başlayınca ben de ona gülümsemeye başlamıştım.
“Günaydın bir tanem.”
“Günaydın canım.”
“Hadi kalkıp elimizi yüzümüzü yıkayalım. Çünkü bugün büssürü işimiz var.”
“Ne işimiz vardı bugün?”
“Mert'lerin yanına gidicez. Ne oldu ne olmadı diye. Ve onlarla beraber yemek yemeğe gidip biraz dolaşacaktık.”
“Ay evet, tamamen unutmuşum.”
“Normal bu unutman. Kaç gündür, okul, ev taşıma falan filan derken bunların olması normal.”
“O zaman biran önce hazırlanıp gidelim.”
Hayat'la birlikte herşeyi yaptıktan sonra evden çıkıp Mert'in evine gitmiştik. Bir gelişmenin olup olmadığını öğrenmeye çalışıyorduk. Şimdilik bir şey olmasa bile yaklaştığımızı biliyorduk. Kesin ve netti.
Hepimiz toparlanıp yemek yemeğe gitmiştik. Bu olanlar hepimizi çok herşeyi de yine de peşini bırakmıcaktık, her kimse artık. Gösterecektik ona mesaj atıp, rahatsız etmek ne demekmiş.