Tatlı Aşk

5
10
20
Sekizinci Bölüm Hepimiz bir aradayken bize atılan, daha doğrusu Havva'ya atılan mesajın kimden geldiğini öğrenmeye çalışıyorduk. Sonunda da bulmuştuk da. Mesaj kimden geldiğine baktığımızda, numaranın sahibi Kadir Sert diye birisinden geldiğini öğrenmiştik. Bu adamın nerede oturduğunu, ne yaptığını, kime çalışıp çalışmadığını öğrenmemiz karttı. Yemeklerimizi bitirdikten sonra herkes işin başına geçmişti. O adamı bulup, konuşturmamız lazımdı. Batuhan, Mert, Fatih abi ve Münteha abi kendi adamlarına tüm bilgileri verdikten sonra o adamı bulup getirmelerini söylemişlerdi. Gelmek istemezse ve kaçma tecebüzünde bulunursa zorla alıp getirmelerini söylemişlerdi. Bizim başımıza daha ne gelebilirdi merak ediyordum doğrusu. Çünkü bizim başımıza gelmeyen kalmamıştı maalesef. Kaçırılma, evlenip boşanma, darp edilme… Daha ne olabilirdi ki? Bazen bazı durumlar çok kötü gidebilirdi ama her bir kötü sonda muhakkak güzel şeyler çıkabilirdi. Bizim güzel sonumuz nasıl bitecekti bilmiyordum tabii ki. Üç saat sonra adamlarımız gelmişti ve o adamda ellerindeydi. Araçtan indirdiklerinde hemen karşımıza dikmişlerdi adamı. Adam bir yetmiş boylarında, kahverengi sahip, ela göze sahip, cılız bir adamdı. Bizden ne istediğini de bilmiyorduk ama öğrenecektik şimdi. “Demek benim kız kardeşime mesaj atan sendin? Seni bulamıyacağımızı mı sandın? Neden o tarz mesaj attın kardeşime?” “Ne mesajı abi? Senin kardeşine mesaj atmadım.” “Sus lan, şerefsiz. Mesajı attıktan sonra seni bulamıyacağımızı sanıp gidicektin değil mi? Ya da seni bulamayıp peşini bırakacağımızı sandın.” “Neden yaptın lan bunu söyle. Söz çok canın yanmayacak.” “Sana kim söyledi? Kiminle çalışıyorsun?” dediğinde Batuhan elini yumruk yaptığı şeyi adamın yüzüne geçirecekken konuşmaya başlamıştı adam. “Tamam tamam, konuşucam. Beni Haluk Şimşek kiraladı. Sizin üzerinizde gözümün olmasını, baskı yapmamı ve kızını sizden almamı söyledi. Yapmazsam ailemi kötü etkileyeceğini söylemişti. Hapisten çıktığında kızını ona teslim etmemi söylemişti.” Haluk denilen adam arkadaşımı rahat bırakmıyordu. Hapishaneden bile emir yağdırıyordu adam. O durmazsa bizde durmazdık. Bu adamı alıp karakola götürmüştük ve teslim etmiştik. Artık o da hapishaneye gidicekti ve Haluk denilen adam bu sefer daha da çok cezası uzun sürecekti. O bundan sonra uzun bir süre boyunca uğraşamıyacaktı. Bizim günümüzün yarısı gitmişti ve ne yapacağımızı bilmiyorduk. O yüzden de herkes evlerine dağılmıştı. Yarın tekrar bir araya gelip güzel bir yere gideceğimizi biliyorduk. Çünkü bizim erkekler bize sürpriz bir yere götüreceğini söylemişlerdi. Her ne kadar öğrenmeye çalışsak da öğrenememiştik. Batuhan'ın evine girdiğimde içeriye geçip koltuklara oturmuştuk. Kafamı Batuhan'ın göğsüne koyup sarılmıştım. Batuhan da bana sarıldığında öylece bomboş etrafı izliyorduk. “Ne oldu canım? Konuşmuyorsun da.” “Yoruldum, o yüzdendir.” “Bugün pek bir şey de yapmadık ama.” “Belki de seninle olabilmek için böyle söylüyorum şuan.” “Zaten beraberiz ve beraber olmaya da devam edicez.” Batuhan'ın gözlerinin içine bakmıştım. “Sen ne güzel bir adamsın. İyi ki de seni seviyorum.” “Ben de seni seviyorum.” Akşam olduğunda yemek yemiştik ve yavaştan yavaştan odaya çıkıp yatmıştık. Neden bilmem ama üzerimde kocaman bir yorgunluk hissediyordum. Bende neden böyle bir şey olduğunu anlamasamda geçici olarak tahmin ettiğim bir durumdur diye düşünmüştüm. Sabah olduğunda Batuhan kahvaltı hazırlamaya gitmişti ve bende üstümü değiştirir değiştirmez yanına gitmiştim. Bugün olan o sürprizi çok merak ediyordum. Hepimiz bir aradayken ne gibi bir sürprizle karşılaşacaktık merakla bekler olmuştum. En kısa sürede kahvaltımızı yapar yapmaz Batuhan'da hazırlanmaya gitmişti. Aradan beş dakika geçer geçmez Batuhan da gelince hemen evden çıkmıştık. Batuhan diğerlerine evden çıkıp çıkmadığını sormuştu ve hepside evden çıkmış, orada buluşacağımızı söylediklerinde konuşmalarını sonlandırmışlardı. Dört buçuk saat sonra sürpriz olan o yere gelmiştik. Lunapark’a… Diğerleride gelip arabadan indiğimizde hepimiz yavaştan yavaştan içeriye girmeye başlamıştık. Bizimkilerin sürprizi buydu. Lunapark'a getirmekti. Artık hepimiz birer bir şey seçip ona doğru gitmiştik ve hepimiz eğlencenin tadını çıkarmaya başlamıştık.