On Üçüncü Bölüm
Fatih Can Aytan'dan
Kız kardeşimin bir anda babamız olacak o kişiyle yaşamak için bizim yanımızdan ayrılmıştı. Çünkü Haluk denen adam kız kardeşimizi tehdit etmişti. Adam hapishaneden bile tehditler savurmaya devam ediyordu ve hiç adaletli değildi bu.
Havva da gidip o adamı çıkarmıştı çünkü annesini öldürmekle tehdit etmişti. Ama bizde de çareler tükenmemişti ve izin vermiştik. Bakalım Haluk denen şahıs daha nereye kadar devam edecekti.
Biz planlar kurarken Batuhan gelmişti ve Hayat için bir ricada bulunmuştu. Onu bu olaylardan uzak tutmak istediğini söylemişti. Hayat'ı her seferinde başına bir şey gelmesinden korkuyordu. O yüzden bizim ikna edip yollamamızı istemişti.
Biz de Hayat'ı nereye göndereceğimizi düşünüyorduk, bu işler olup bitene kadar. Batuhan'la biraz daha konuştuktan sonra Münteha gelmişti.
“Sonuç ne?”
“Sonuç, eve girdiler ve sessiz sakin oturup yemek yiyorlar. Haluk konuşuyor ama ikisinden ses çıkmıyor.”
“Çünkü korkuyorlar. Korktukları için de konuşamıyorlar.”
“Peki ne yapıcaz? Böylece bekleyemeyiz. Mert pes etmiş durumda, Hayat ise arkadaşı için endişeleniyor ve bir şeyler yapmak için can atıyor, ben de ikisine bir şey olmasın diye Hayat'ı başka bir yere göndermek ve Havva'yı kurtarmak istiyorum, Havva'yı sizde kurtarmak istiyorsunuz. Daha sonra ne olucak? Ne zaman harekete geçicez?”
“Batuhan sakin olmalısın şuan. Sinirlenip, öfkelenmenin bir sorunu çözmeye yetmez. Planlar yapılmaya başladı zaten. Her yerde adamlarımız var, takip ettiriyoruz. Mert şimdilik pes etmiş olabilir ama o geri dönecek. Hiç kimseye de bir zarar gelmeyecek.”
“Münteha haklı o yüzden beklemek en iyisi.”
Uzun bir sürenin ardından Batuhan gitmişti ve hepimiz beklemeye koyulmuştuk. Havva gizliden gizliye bizimle iletişim halindeydi ve gayet her şey yolundaydı. Ama korktuğunu biliyordum kız kardeşimin. Onun yanında olmayı Münteha da ben de çok istiyorduk ama Haluk denen adam bir zarar vermesinden korkuyorduk.
Münteha ile ben ara ara nöbetleşiyorduk herhangi bir şey olmamasından kaynaklı. Hayat'la yarın konuşmaya gidicektim. Bana karşı çıkacaktı ve bunun kim yaptırdığını gayet iyi bilecektı ama onun iyiliği için çabaladığımızı görecekti.
~🌼~🌼~🌼~🌼~
Sabah olduğunda hemen evden çıkmıştım. Münteha ise bir aksilik olduğunda bana söyleyecekti. Arabama geçip binmiştim ve vakit kaybetmeden hemen yola koyulmuştum. Yarım saat sonra Hayat'ın evinin orada olacaktım.
Yolda giderken Hayat'ı nereye göndereceğimi gayet iyi planladıktan sonra hemen uçak bileti almıştım ve gideceği yerde ki adamlarımdan birine emir verdikten sonra bir ev bulup gerisini halletmesini söylemiştim.
Hayat'ın evinin önüne arabamı park ettikten sonra arabadan inip kapı zilini çalmıştım. Kapıyı açan Hayat'ın annesi olan Lara teyze açmıştı.
“Buyrun kime bakmıştınız?”
“Merhaba ben Fatih Can Aytan. Havva Şimşek'in üvey abisiyim. Hayat'la konuşmak için gelmiştim. Müsaitse eğer ve ayrıca sizinle de konuşmak isterim.”
“Tabii gel içeri.”
Lara teyze beni içeriye davet ettikten sonra girmiştim. Salona geçip oturduğumda Hayat'ı beklemeye başlamıştım. Lara teyze de bana bir şeyler ikram etmeye çalışıyordu. Sadece su istediğimi söylediğimde getirmek için mutfağa gidip gelmişti. O sırada da Hayat da gelince herşeyi anlatmaya başlamıştım.
Lara teyze de, Hayat da biraz da olsa çıkışmış olsalarda anlattığım konuya ama başka seçeneklerin kalmadığını, sadece Hayat'ın buradan biran önce gitmesini söylediğimde kabul etmişlerdi. Hayat bunu Batuhan'ın istediğini anlamıştı zaten ve biraz kızgındı. Ama sevdiği adam bunu diyorsa kabul etmek zorunda bırakılmıştı. Ve Hayat yanımızdan ayrılıp biran önce kıyafetlerini hazırlama işine koyulmuştu.
Hem Lara teyzeyi hem de Hayat'ı o kadar iyi anlıyordum ki. Ama bu işler bitene kadar Hayat'ın bu beladan uzak durması karttı bizler için. Hayat'ın güvenliği daha iyi olurdu.
Hayat buradan gittiği zaman bizlerde Havva'yı geri almak için neler yapabileceğimize bakıyorduk. Havva'yı biran önce o Haluk'un elinden aldığımızda herşey yoluna girdiğinde hepimiz yine bir arada olabilecektik. Sadece ve sadece Haluk denen adamın yapacağı bir atağını bekliyorduk.