On Beşinci Bölüm
Havva Şimşek'den
Hayat'ın buradan gittiğini duymuştum. Benim yüzümden zarar gelmemesi için buradan uzaklaştırmışlardı. Babam olacak kişi yüzünden bütün sevdiklerimden uzakta kalmıştım. Sevdiğim adamdan, Hayat'tan, Batuhan'dan, abilerimden…
Onlarla konuşamamak, geçememek, eğlenememek o kadar sıkıcıydı ki artık tek başıma dört duvarın içinde yapayanlız kalmıştım. Konuşacak hiç kimsem kalmadı. Ara ara annem yanıma gelip yokluyordu beni. Kendime bir şey yapmadan korkuyordu. Haklıydı da.
Odam da sessiz sedasız otururken annem içeriye girmişti. Annemle şu zamana kadar hiç konuşmamıştık ama artık konuşmanın vakti gelmişti.
“Kızım, iyi misin?”
“İyi gibi mi gözüküyorum, anne? Şu halime bak. Arkadaşlarımdan uzaktayım, sevdiğim adamdan uzaktayım, abilerimden uzaktayım. Uzaktayım diyorum gerçi ama pek de uzakta sayılmıyorum. Hayat gitti anne burdan. Canımdan çok sevdiğim arkadaşım gitti zarar gelmesin ona diye. Şimdi sen söyle iyi miyim?”
“Anlıyorum seni kızım ama yapabileceğimiz bir şey yok şuan. Baban dışarda olduğu müddetçe.”
“Bak kendin söylüyorsun. Babam dışarda olduğu müddetçe bütün sevdiğim insanlar zarar görecek.”
“Kızım hırpalama kendini. Bir çözümü bulunur.”
“Anne bunun bir çözümü yok artık anla bunu. Yok, yok. Şimdi odamdan çık ve yanlız bırak beni lütfen.”
Annem o kadar çok üzülmüştü ki benim bu halime kendisi bile kötü olmuştu. Ben ise odamda hıçkıra hıçkıra ağlarken ve sevdiğim insanları koruyamaz kendini babamdan içten içe hırpalamaktan başka bir şey gelmiyordu benden.
Artık canım yanıyordu. Odamda oturmaktan başka hiçbir şey yapamıyordum. Ara ara annem odama yemek çıkartsa bile hiç dokunmuyordum yemeklere. Annem de gördüğünde içten içe ağlıyordu. Babamın beni tehdit etmesi beni çok etkilemişti. Annemi öldürmekle tehdit edince elimden bir şey gelmemişti.
Ben odamda otururken odaya babam gelmişti. Neden gelmişti, niçin gelmişti bilmiyordum. Onun yüzüne bile bakmıyordum bile.
“Ne o? Babandan tiksiniyor musun?”
“Tiksinmek ne kelime? İğreniyorum yaptıklarından.”
“Neden? Ne yaptım ki ben? Abilerin olacak o pisliklerden koruyorum ben seni.”
“Birincisi abilerime pislik diyemezsin sen. İkincisi abilerim sana ne yaptı da sen bu kadar çok tiksinir oldun ya?”
“Abilerin olacak o kadınlardan tiksindim. Onlardan tiksinirken evlatlatından tiksinmeye başladım.”
“Onlar sana hiçbir şey yapmadı. Sana evlat verdiler. Sen evlatlarına böyle mi davranıyorsun? Sen ne biçim bir babasın ha?” Babam olacak adama o kadar çok kızgın ve öfkeliydim ki bütün hıncımı çıkartmak istiyordum ondan.
“Şuana kadar sesimi çıkartmadım ama ben senin babanım ve benimle doğru düzgün konuşacaksın anladın mı? Bana bir daha sesini yükselt bak bakalım sana neler yapıyorum ya da annene.”
“Babaların yüz karasısın sen. Senden nefret ediyorum ve ömrümün sonuna kadar da bu böyle devam edicek Haluk Şimşek.”
Babam dediğim adam odamdan çıkarken kapıyı sertçe çarpıp çıkmıştı ve ben de daha da çok ağlamaya başlamıştım. Benim asla böyle bir babam olamazdı. Bu adamın derdi neydi? Neden abilerimi sevmiyordu? Neden beni ve annemi burada esir tutuyordu? Ben artık yaşamak istemiyordum.