On Yedinci Bölüm
Münteha Deveci'den
Haluk pisliğinin kardeşimizin okul kaydını aldırdığını ve üniversiteye göndermiyeceğini öğrenmiştim ve ben de Fatih'e söylemiştim. Fatih de ben de bu duruma her ne kadar çok sinirlenmiş olsak bile yine de şuan sakinliğimizi korumamız lazımdı bizim. En ufak bir durumda bitirdik ve kardeşimizi kurtaramazdık.
Batuhan yakın arkadaşı olan Mert'den de haber alamadığını söylemişti. Biz de ulaşamıyorduk artık. Adamlarımız bir türlü Mert'i bulamadığını söylüyorlardı. Havva'yı sırf babamız olacak o adamı içerden çıkardığı için ortalıklardan yok olduğu ve kayıplara karıştığı söyleniyordu. Havva'yı da Mert'i de iyi anlıyordum ama böyle devam etmemesi gerekiyordu. Hepimiz bir arada durmamız gerekirken yollarımız giderek ayrılmıştı.
Bu yolda artık üç kişi devam ediyordu. Ben, Fatih ve Batuhan… Ama yine de biz üçümüz Havva'yı bir şekilde kurtarmanın binbir yolunu bulmaya çalışıyorduk ama aklımıza hiçbir şey gelmiyordu. Haluk denen adam ilk adımını atmış ve kardeşimizi okuldan aldırıp, üniversiteye göndermemeye çalışmıştı. Bu konuda da gayet başarılı da olmuştu. Şimdi de ikinci adımını bekler olmuştuk.
Fatih dışarıya çıkmıştı ve ben de evde oturmuş kara kara düşünür olmuştum. Ben düşüncelere dalmışken telefona bir mesaj gelmişti. Hiç bakmak istemesem de yine de bakmak zorunda kalmıştım. Gelen mesaj Haluk pisliğindendi. Hemen vakit kaybetmeden mesajı açıp okumaya başlamıştım.
Haluk Şimşek: Ne oldu Münteha'cık? Sesiniz soluğunuz çıkmıyor. Yoksa kız kardeşinizden bu kadar mı vazgeçtiniz? Dikkat edin de kız kardeşiniz benim elimde kalmasın.
Haluk denen pislik herif bizi küçümsüyordu ve benimle küçümser şekilde konuşuyordu. Kız kardeşimi de elinde kalmasından tehdit ediyordu. Kız kardeşimi anlaşılan öldürme planları yapıyordu. Niyeti buydu o pislik herifin.
Münteha: Eğer kız kardeşimize dokunursan seni mahvederim anladın mı?
Haluk Şimşek: Sen beni tehdit mi ediyorsun lan? Sen kimsin de beni tehdit ediyorsun? Eğer beni bir daha tehdit edersen kız kardeşiniz elimde ölür. O yüzden benimle iyi geçinmeniz ve bana bir şey yapmamanız lazım. Ona göre.
O kadar çok fazla sinirlenmiştim ki Haluk denen adamı bir kaşık suda boğmak geliyordu ama her şey kız kardeşim için yapıyordum. Onu korumak ve sakın kalmam lazımdı ki düzgün bir plan çıksın.
~🌼~🌼~🌼~🌼~
Eve Fatih ile Batuhan'ın geldiğini görmüştüm ve onlarda benim biraz da olsa sinirli halimi görmüşlerdi. Benim sinirli halimi gördüklerinde ise halimi sormuşlardı. Ben de Haluk'la olan konuşmamı onlara anlatmıştım. Anlattığımda ise onlarda sinirlenmişlerdi ama yine de onlar da sakın kalmaya çalışıyorlardı.
Bizim ne zaman harekete geçiceğimiz belli değildi ama yine de olduğumuz yerde kalakalmıştık. Üçümüz erkek erkeğe neler yapacağımızı düşünüp duruyorduk artık.
Batuhan bir müddet daha yanımızda kaldıktan sonra o da kendi evine gitmişti. Batuhan'ın canı da sıkkındı. Mert'ten haber alamayınca o da perişan olmuştu. Hem Hayat yoktu onun yanında, hem de Mert yoktu yanında. Yapayanlız kalmıştı. Onun adına üzülüyordum. Havva desen Haluk pisliğinin elindeydi ve Batuhan'ın elinde hiçbir şey yoktu. Bizim de elimizde olmadığı gibi ama üstesinden gelecektik. Artık ilerleyen günlerde hep beraber olacaktık. Ama ilk önce Havva'yı kurtarıp herkesi tekrar bir araya getirene kadar.
“Herhangi bir şey ister misin?”
“Ne gibi?”
“Yemek yada başka bir şey.”
“Bu durumda yemek yemek doğru olur mu?”
“Bak Münteha, kız kardeşimizi kurtarmak istiyorsak güçlenmemiz lazım. Bu yüzden güç toplamamız lazım. Kendimizi salmamamız lazım.”
“Ooff tamam ne yapmak istersen onu yap Fatih. Ama şimdilik yanlız kalmak istiyorum.”
Fatih beni biraz da olsa yanlız bırakmıştı, çünkü yanlız kalmaya biraz ihtiyacım vardı. Ama belli bir yerde de Fatih haklıydı. Hiç birimiz güçsüz düşmemeliydik. Havva için, kız kardeşimiz için…