Yirmi Birinci Bölüm
Havva Şimşek'den
Hayat ve Mert, beni babamın elinden kurtarmaya gelmişlerdi. Mert, beni babamın elinden kurtardığında ise kurşunu yiyen Hayat olmuştu. Şimdi ise Hayat ölüm kalım mücadelesi veriyordu. O kadar korkunç bir andı ki o an gözümün önünden gitmiyordu. Mert ve Batuhan birbirleriyle konuşmuyorlardı. Batuhan, Mert'i suçlu biliyordu Hayat'ın kurşun yemesine dair. Hayat'ın annesi ve babası Lara teyze, Mert amca da kızları Hayat için çok endişeli, tedirgin ve korkuyorlardı.
O kadar çok şey yaşanmıştı ki ne olucağını artık kestiremiyorduk. Lara teyze ağlamaktan helak olmuştu. Bir ara sinir krizi geçirir gibi olduğunda hemşireler sakinleştirici vermek zorunda kalmışlardı. Herkes çok perişan olmuşlardı.
Ameliyathaneden bir hemşire çıkmıştı ve ne olduğuna dair sorular sormaya başlamıştık.
“Hemşire hanım kızım nasıl? Durumu iyi mi?”
“Kızım çıkacak mı? Neden bu kadar uzun sürdü?”
“Hayat nasıl söylesenize.”
“Sakin olun. Hayat'ın durumu şuan çok kritik. Çok fazla kan kaybetmiş. Ama elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.”
Hemşire hanım daha sonra yanımızdan geçip gitmişti. Yani şuan Hayat'ın durumu belli değildi. Yaşayıp yaşamayacağı belli değildi arkadaşımın.
~🌼~🌼~🌼~🌼~
Belli bir saatten sonra Hayat ameliyathaneden çıkarıp yoğun bakıma almışlardı. Durumu şuan iyiydi ama ilerleyen zamanlarda ne olup ne olmıcağına dair belli değildi.
Mert amca, Lara teyze ve Mert dışarıya çıkmışlardı. Lara teyze ilk başlarda gitmek istemesede Mert amca zorlada olsa dışarıya çıkarmayı başarmıştı. Ben ve Batuhan, Hayat'ın başında bekliyorduk. Ama Batuhan'ın durumu da hiç iç açıcı değildi. Batuhan'ı ben ilk defa bu kadar çok yıpranmış ve bitkin görmüştüm. Batuhan hiç kimseye çaktırmasa bile gizliden gizliye Hayat için göz yaşı döktüğünü biliyordum. Çünkü sevgilisini hastanede hasta yatağında yatarken görmesi ve elinden bir şey gelmemesi canısını yakıyordu.
Batuhan oturduğu yerden kalkıp bir yere doğru giderken görmüştüm. Nereye gittiğini merak etmiştim doğrusu.
“Batuhan nereye gidiyorsun?”
“Doktorla konuşmaya. Hayat'ın yanına girmek istiyorum. Onunla konuşmak istiyorum.”
“Batuhan bu şuan mümkün değil. Hayat daha yeni çıktı ameliyattan. İzin vermezler şuan.”
“İzin vermezlerse zorla girerim. Yani illahada girerim. Benim umrumda mı izin vermemeleri? Değil. O yüzden yine de giricem.”
“Batuhan saçma…” Lafımı bitirmeden gitmişti.
Batuhan'ı anlıyordum ama Hayat'ın yanına girilmesi pek doğru sayılmazdı. Çünkü yeni çıkmıştı ameliyattan ve mikrop falan kapma söz konusu olabilirdi. O zaman da iyileşmeye bilirdi.
Belli bir süreden sonra Batuhan bir hemşireyle gelmişti. Batuhan anlaşılan doktoru ikna etmişti çünkü üzerinde önlük, bone, maske takılıydı. Batuhan'a zaten şaşmamalıydım, ne yapar eder yine de girecek bir yolunu bulurdu.
Artık içeriye girmişti Batuhan ve yavaştan yavaştan Hayat'ın yanına oturmuştu. Batuhan'ı dışardan izliyordum ve merak ediyordum ne konuştuklarını. Ama özel konuştuğunu tahmin edilmemesi zor değildi. Ama Batuhan, Hayat'la konuşurken gözyaşlarına hakim olamamıştı. Ben de kendimi salmıştım artık. İçimde biriktirdiğim gözyaşlarım akmaya başlamıştı.
Ben oturmuş ağlarken bir anda Lara teyze, Mert amca ve, Mert gelmişlerdi. Beni ağlarken gördüklerinde Hayat'a biran bir şey olduğunu sanmaya başlamışlardı.
“Havva ne oldu? Hayat'a bir şey mi oldu?”
“Merak etme Lara teyze, Hayat'a bir şey olmadı. Sadece Hayat'ı öyle yatarken görmek içimde biriktirdiğim gözyaşlarımı dışa vurmak istemiştim sadece.”
“Batuhan nerede?”
“Batuhan, doktorla konuşup Hayat'ın yanına girdi. Her ne kadar olmaz desem de yine de doktoru ikna edip girdi. Yani daha iki dakika oldu gireli.”
Herkesin sorularına teker teker cevap vermiştim ve beş dakika sonra da Batuhan içeriden çıkmıştı. Şimdi herkes de Batuhan'ı sıkıştırmaya başlamışlardı. Pek bir şey olmadığını, yine aynı öylecene sessizce yattığını söylüyordu. Ama içten içe de Batuhan yıkılmış görünüyordu. Hayat iyileşene kadar da hiçbir şekilde toparlanamayacağı kesindi Batuhan'ın.