Tatlı Aşk

4
10
15
Yirmi İkinci Bölüm Mert Çelik'den Hayat vurulduğundan beri hastanedeydik hepimiz. Münteha abi ile Fatih Abi karakolda ifade vermişlerdi ve daha sonralarında bize katılmışlardı. Hayat'ın durumu şimdilik iyi gibiydi ama sanki her an birşey olucak gibiydi. Bu durum bu yüzden biraz can sıkıcıydı. Batuhan'la aramız kötüydü ve haklıydı da. Hayat'ı bu tarz olaylardan uzak tutmaya çalışıyordu. Ama ben onu dinlemeyip Hayat'la işbirliği yaparak buraya getirip vurulmasına neden olmuştum. Hayat benim yüzümden içerde hayat mücadelesi veriyordu. Bu durum canımı acıtıyordu. Ben de, Batuhan'la pek bir araya gelmemeye çalışıyordum bu yüzden. Çünkü ne zaman Batuhan'ın gözünün önünde olsam bana saldıracak gibi duruyordu. Gelip ağzımı burnumu kırsa sesimi asla çıkarmazdım. Havva yanıma gelip oturmuştu. Kafasını da omzuma yaslamıştı. O da Hayat için çok endişeliydi çünkü. “İyi misin?” “Nasıl iyi olmamı beklersin Havva?” “Kendini suçluyorsun, farkında değil miyim sanıyorsun? Tamam Hayat içerde yaşam mücadelesi veriyor ama vurulması senin suçun değildi ki.” “Benim suçumdu Havva. Batuhan'ı dinlemeliydim. Hayat'ı alıp gelmemeliydim. Hayat beni arayıp yardım istediğinde, kabul etmemeliydim. Ama ona yardım ederek buraya getirmemle vurulmasına neden oldum. Arkadaşımı tehlikeye attım.” “Bunlar beni kurtarmak için yapılmış bir plandı. O yüzden kendini suçlama lütfen.” “Evet seni kurtarmak için yapılmış bir plandı ama sende babanı içerden çıkartmasaydın bütün bunlar olmazdı.” “Şimdi benim suçum mu oldu yani?” “Eğer babanı içerden çıkartmak için bizim yapacağımız plana karşı çıkmasaydın, ne sen esir alınırdın ne de Hayat bu durumda olurdu.” “Sana inanamıyorum Mert. Gerçekten sana inanamıyorum.” Havva yanımdan kalkıp gitmişti. Havva'ya bu sefer çok yüklenmiştim. Herkesi kendimden uzaklaştırıyordum resmen. İlk önce Batuhan sonra Havva'yı uzaklaştırmıştım. Şimdi kimi uzaklaştıracaktım kendimden? ~🌼~🌼~🌼~🌼~ Üç saat sonra doktorlar içeriye girip Hayat'ın durumunu kontrol ediyorlardı. Bizlerde camın arkasından neler olup bittiğine bakarken bir anda Hayat'da kırpırdanmalar başlamıştı. Hayat'ın parmağının oynadığını görmüştük hepimiz ve artık gözlerinin tamamen açtığını görmüştük. Sevinçten birbirimize sarılmıştık hepimiz, Hayat uyandığı için. Doktorlar tüm her şeyini yapıp çıktıklarında bizimle Hayat için bilgiler vermeye başlamıştı. Artık iyi olduğuna, sinir ve stresten uzak durmasına, kendisini yormaması gerektiğini söylemişti. Bu yüzden de ona iyi bakmamız gerektiğinide söyleyerek yanımızdan gitmişti doktor. Ve şimdi Hayat dinlenmesi için başka bir odaya alındığında hepimiz onun yanında toplanmıştık. Hayat gözlerini açar açmaz da bizi görmesi yüzünde kocaman bir tebessüm oluşmuştu. Annesi, babası, sevgilisi, Havva'yı, beni, Fatih abi ve Münteha abiyi görünce gerçekten çok mutluydu. Ama vurulduğu için canı acıyordu her kıpırdandığında. O yüzden pek kırpırdanmamaya çalışıyordu. “Kızım benim, iyi misin annecim?” “İyiyim annecim. Biraz canım acıyor.” “Doktorlar olabileceğini söyledi. Ama hepimizi korkuttun haberin olsun.” “Özür dilerim baba. Ama ne yapsaydım? Arkadaşımın ölmesine göz mü yumsaydım? Polisler daha gelmemişti bile olay yerine.” “Siz gelmeseydiniz biz hallediyorduk Hayat Hanım. Siz geldiniz ve vuruldunuz.” “Biliyorum bana kızgınsın ama lütfen böyle küsmüşüz gibi bakma bana Batuhan.” “Küsüz çünkü benim sözümü dinlemeyip, Gaziantep'ten Mert'le birlikte gelip kendi canını hiçe saydın.” “Tamam çocuklar, bunlar hastanede konuşulacak bir durum değil. Hastaneden çıktıktan sonra devam edersiniz.” Bir süre daha Hayat hastanede kaldıktan sonra taburcu olmuştu. Ve biraz daha iyiydi. Hastaneden çıkıp eve getirmiştik ve kendi yatağına yatırmıştık. Daha sonra annesiyle babasını kızlarının yanında bırakarak hepimiz odadan çıkmıştık. Bundan sonra hepimiz Hayat'a dikkat etmeliydik. Başına bir iş daha gelmemeliydi.