Yirmi Altıncı Bölüm
Münteha Deveci'den
Şu aralar hepimiz zor zamanlardan geçmiştik. Haluk denilen babamız yakalanıp cezaevine götürülmüştü. Kaç tane adamı varsa onlarda onun peşinden gitmişlerdi. Şuan ise Havva'nın yani kız kardeşimizin mezuniyeti için bir elbise almaya çıkmıştık Fatih'le birlikte. Mağaza mağaza dolaşıp Havva için en güzel elbiselere bakmıştık. Gerçi Hayat'tan da biraz yardım almadık da değildi. Havva için pembe renkli, tüllü bir elbise seçmiştik. Havva'nın da beğeneceğini de biliyorduk. Ayakkabısını, takılarını her şeyini almıştık da. Tam avmden çıkarken karşımızda Batuhan'ı görmüştük. Galiba Batuhan'da sevdiği kız Hayat için bir şeyler almaya gelmişti. “Merhaba Batuhan. Nasılsın?” “İyiyim Münteha abi. Siz nasılsınız?” “Mezuniyet için bir şeyler bakmaya mı geldin?” “Geldik, evet.” “Geldik derken?” Batuhan'ın arka tarafına baktığımızda Hayat'ın yavaştan yavaştan yürüdüğünü ve ayaklandığını görmüştük. Bu çok güzel bir haberdi hepimiz için. “Hayat yataktan kalkıp yürüyebilecek mi şimdi?” “Buraya gelmeden önce hastaneye gidip doktorla konuşmuştuk. Artık yürümesinde ve hareket etmesinde hiçbir sakınca görmedi. Şimdi ise mezuniyet için elbise bakmaya geldik Hayat için.” Batuhan'a baktığımda aralarında hafif bir gerginlik hissetmiştim nedense. Anlaşılan birkaç gün önce tartışmış gibi görünüyorlardı. “Çok iyi, o zaman biz gidelim artık. Bizim işimiz nasıl olsa bitti. Size de keyifli alışverişler.” “Teşekkürler Fatih abi.” Fatih'le birlikte arabaya doğru gidip aldıklarımızı bagaja koymuştuk. Fatih şoför koltuğuna bende hemen yanına oturmuştum. Fatih arabayı çalıştırır çalıştırmaz eve doğru yol almaya başlamıştık. Yavaş yavaş giderken bir anda Fatih'e söylenmeye başlamıştım, Batuhan'la Hayat'ın arasında ki gergin havayı. “Fatih hiç fark ettin mi? Batuhan'la, Hayat'ın arasında ki gerginliği?” “Fark etmemek mümkün değil ki. Galiba aralarında bir şeyler geçmiş.” “O olay yüzünden midir?” “Bana kalırsa kesin o olaydandır. Çünkü Batuhan'ın, Hayat'ı ne kadar korumak istediği çok belli ama Hayat, Batuhan'ı dinlemeyip buraya gelince üstüne üstlük Havva için kendisini feda edip vurulunca Batuhan'ın korkusunu anlıyabiliyorum tabii.” “Bir de arada Mert de var. Mert'in, Hayat'a yardım etmesiyle buraya gelmesi onu biraz sarsmış da olabilir.” “O da var tabii.” “İnşallah araları düzelir.” Fatih'le konuşa konuşa en nihayetinde eve gelebilmiştik. İçeriye girdiğimizde Mert'le, Havva'yı mutfakta yemek hazırlarken bulmuştuk. İkiside o kadar kendilerinden geçmişlerdi ki bizim geldiğimizi fark etmemişlerdi bile. Biz de elimizde ki poşetleri Havva'nın odasına çıkıp bırakmıştık yatağının üstüne ve aşağıya inip onların hâline artık bir dur dememiz lazımdı bizim. “Öhmm öhmm.” “Abimler gelmiş. Ne zaman? Hangi ara geldiniz abi?” “Yeni geldik biz?” “Eee poşetler nerede? Mert bana sizin markete falan gittiğinizi söylemişti.” “Şey biz markete gitmedik aslında. Sana mezuniyet elbisesi almaya gittik ve odana bıraktık.” “Bana, mezuniyet elbisesi almaya gittiniz?” “İnanmazsan çık bak odana.” Havva heyecanlı bir şekilde odasına çıkıp da yatağında ki poşetleri görünce bir bir açmaya başlamıştı. Hepsini açar açmaz da çığlık atıp Fatih'le, benim boynumuza atlamıştı. Bu da ne kadar çok beğendiğini gösteriyordu bize. “Bu ara da size bir sürprizimiz daha var.” “Nedir?” “Artık Hayat yürüyüp yavaş yavaş dışarıda dolaşabiliyor.” “Evet sana bunları alıp da avmden çıkarken onları görmüştük.” “İnanamıyorum duyduklarıma. AVM'de ki işlerini bitirince onları ararım konuşuruz.” “O zamana kadar da biz yemek yiyelim. Acıktım gerçekten.” Hepimiz beraber aşağıya inip yemekleri hallediyorduk. Hem yemeklerimizi yerken hem de sohbet ediyorduk. Biraz diğer ikisiyle uzaktık ama en kısa zamanda yine bir arada olurduk.