Tatlı Aşk

4
10
12
Yirmi Sekizinci Bölüm Batuhan Akça'dan Hayat'ı doktora götürdüğümde artık tamamen iyileştiğini ama yine de kendisini pek fazla yormaması gerektiğini söylemişti. Yarın mezuniyet partisinin olduğunu ve herhangi bir sorun olur mu olmaz mı diye sorduğumuzda ise bir sorun çıkmıyacağını söylemişlerdi. Artık Hayat için de biraz değişiklik olucakdı. Hayat'la beraber hemen alışverişe gitmiştik ve AVM'ye vardığımızda ise Fatih abi ile Münteha abiyle karşılaşmıştık. Onlarda kendi işlerini bitirmiş ve evlerine gidiyorlardı. Biraz sohbet ettikten sonra ise artık biz de kendi işlerimize bakmıştık. Biraz mağaza dolaştıktan sonra Hayat kendine göre güzel bir elbise seçmişti. Kırmızı renkte, mini bir elbiseydi ve omuzlarından bağlımalıydı. Hayat'la aramız şu sıralar biraz bozuk gibiydi. Yaşadığımız o olaydan sonra birbirimize çok yükselmiştik ve birbirimize çok yüklenmiştik. Ama onun canı yandığında benim de canım yanmıştı ve o yüzden biraz ileri giden tarafta ben olmuştum. Ama artık onu üzmemem ve artık bir adım atıp huyuna gitmem lazımdı. Artık AVM'de ki işimizi bitirir bitirmez Hayat'ın evine gelmiştik. Lara teyze de bizi bekliyordu. Kızını ayakta ve dolaşırken görmesi, yüzünde güller açmasına sebep olmuştu. Artık içeriye girmiştik ve salona geçip oturmuştuk. Olan biteni anlatmıştım ve yarın ki mezuniyet partisine gitmesinde hiç bir sakıncası görünmemişti. Lara ilk başta itiraz etmişti ama benim her zaman Hayat'ın yanında olucağımı, ona göz kulak olucağımı bildiğinden hiçbir sorun etmemiş, kabul edip yarın ki mezuniyet partisine salmıştı ikimizi. Akşam yemekleri yendikten sonra ben Hayat'ı alıp odasına çıkartmıştım dinlenmesi için. Çünkü yarın yorulacağı kesindi. Hayat yatağına yattığında ben de odadan ayrılmak için gidecekken Hayat kolumdan tutup beni durdurmuştu. “Biliyorum, günlerdir o olay yüzünden hem beni hem de Mert'i suçluyorsun Batuhan. Ama ben sana hastaneden çıkıp eve geldiğimiz zaman durumu sana bir zât ben izâh etmiştim. O olayda benim suçum var. Tamam sen de haklısın, haksızsın demiyorum. Günlerdir benimle de doğru düzgün konuşmuyorsun ama yapma böyle.” “Hayat geç oldu güzelim. Biraz uyumaya çalış. Şuan bu konuşulacak bir konu değil.” “Hayır konuşalacak bir konu ve ben konuşmak istiyorum.” “Daha ne konuşacaz Hayat? Daha ne konuşmamız gerek? O gün konuştuk ve kapattık.” “Sen kapattın, ben daha kapatmadım. Batuhan artık yapma ne olur? Günlerdir hep uzaklaştın benden. Tamam seni dinlemedim. Senden habersiz iş yaptım, kabul ediyorum ama yapma artık. Dayanamıyorum anlıyor musun? Dayanamıyorum. Sen odamdan çıktığında ağlamaktan canım çıkıyor. Daha ne kadar konuşmıcaksın benimle? Daha ne kadar uzak kalıcaksın benden? Eğer benden ayrılmak ist…” “Senden ayrılmak isteyen kim? Ben sadece benim arkamdan iş çevirmene kızıyorum. Benden habersiz başına buyruk hareket etmenden kızıyorum. Benim sözümden çıkmandan kızıyorum. Seni korumama izin vermemenden kızıyorum. Ben sana bu yüzden kızıyorum. Ben senden bu yüzden günlerdir konuşmuyorum ki beni biraz olsun anla diye. Eğer ki sen o an Gaziantep'te kalsaydın vurulmayacaktın ve ben seni korumuş olucaktım bu olaylardan. Hayat, benim seni ne kadar çok sevdiğimi bilmiyorsun. Sen o an vurulduğunda canımdan can gitti. Deliye döndüm. O yüzden bir daha böyle bir işe kalkışmadan iki kez düşünmeni istiyorum. Yoksa işler daha kötü olur ikimiz için de.” “Tamam. Ama senden bir ricam var.” “Nedir?” “Benim yanımda yatar mısın? Barıştıysak tabii ki.” “Ben sana hiç kırgın değildim ki. Ama tamam yanında yatmayı kabul ediyorum.” Hayat'ın yanına yattığımda ise Hayat kafasını göğsüme koyarak uykuya dalmaya çalışıyordu. Onun bu zamana kadar en sevdiğim şeylerden birisi buydu. Her ne olursa olsun, her ne yaşanırsa yaşansın ikimizin arasında ki o güçlü bağda bitiyordu. Şimdi ise ona sımsıkı sarılarak uyuyordum. Uyuyordum ki onu asla bırakmamak adınaydı. Çünkü o benim için en kıymetlimdi. ~🌼~🌼~🌼~🌼~ Sabah olduğunda hem Hayat'ı hem de beni heyecan sarmıştı sebepsiz yere. Hayat'ı anlayabilirdim heyecanlanmasını falan ama beni de heyecan sarmıştı. Ben kendim için beyaz bir takım elbise alıp giymiştim ve saçlarımıda her zaman ki toplamıştım. Saçlarımı uzattığım için artık toplar olmuştum. Yarım saat geçmişti ve ben de Hayat'ı bekler olmuştum. Evin içinde dört dönmeye başlamıştım âdeta. Dört dönmemi gören Mert amcada içten içe bana güldüğünü hissedebiliyordum. “Sen şimdiden böyleysen kızımla evleneceğin zaman nasıl olucaksın kim bilir?” Bir anda Mert amca öyle bir şey söylemişti ki olduğum yerde kalakalmıştım. Ne yapacağımı? Ne diyeceğimi bilmiyorum. “Neden öyle söylediniz Mert amca?” “Kızımı heyecanlı bir şekilde bekliyorsun da ondan. Evlendiğiniz zaman kalpten gidersin belki.” “Şey… B-ben…” “Tamam seni bugün rahat bırakıcam evlat ama şunu söyleyim. Kızımın başına partide yan gözle bakan olursa ya da kızımın başına bir iş gelirse senden bilirim ona göre.” “Peki, efendim. Merak etmeyin. Kızınız emin ellerde.” Mert amcayla konuşurken, Hayat yanımıza gelmişti. O kadar çok güzel görünüyordu ki büyülenmiştim. Ona bir kez daha aşık olmuştum. Mert amcanın dediği gibi, Hayat'la evlenirsem kesin kalpten giderdim. “Hayat çok güzel olmuşsun.” “Teşekkür ederim. Sen de çok yakışıklı olmuşsun.” “Öhmm öhmm, Batuhan'ı görüyorsun ama bizi görmüyorsun bakıyorum da.” “Baba kıskançlığın hiç sırası değil.” “İyi kızımızı da kıskanamıcaz anlaşıldı.” “Ben arabayı hazır edeyim o zaman.” “Tamam ben de gelirim hemen.” Hayat'ın yanından ayrıldığımda arabayı hazırlamak için evden çıkmıştım. Hayat'ı öyle görünce elim ayağıma dolaşmadı değildi ama. Çok güzel olmuştu çünkü. On dakika boyunca Hayat'ı bekledikten sonra evden çıkıp yanıma gelmişti. Ön kapıyı onun için açtığımda arabama binmişti ve hiç vakit kaybetmeden de ben de hemen şoför koltuğuna geçmiştim. Hiç vakit kaybetmeden mezuniyet partisinin olucağı mekâna doğru yol almıştık.