Yirmi Dokuzuncu Bölüm
Mert Çelik'den
Havva'yı alıp gelmek istemiştim mezuniyet partisinin mekânına ama abilerinin getireceğini öğrenmiştim. Ben de mekâna geldiğimde Havva'yı beklemeye başlamıştım ki gelmişlerdi. Havva arabadan indiğinde o kadar çok güzel görünüyordu ki büyülenmemek elde değildi.
Havva, abileriyle beraber yan yana yürüyerek yanıma geldiğinde elinden tutmuştum ve etrafında bir tur döndürmüştüm.
“Çok güzelsin.”
“Teşekkür ederim. Sen de çok yakışıklısın.”
Havva'yı kolumu uzattım ve o da koluma girerek içeriye doğru ilk adımlarımızı atmıştık. Mekân denize yakın, terası olan, yarı açık yarı kapalı bir yerdi. İçeride hemen hemen herkes gelmişti. Sadece bir çifti görememiştim. Batuhan ve Hayat'ı.
Parti daha yeni yeni başlıyordu. İlk başlarda pek haretlilik yoktu aslında. Herkes şimdilik yavaş yavaş eğleniyordu, tabii bizde öyle. Havva ile ben de yavaş yavaş dans ederken içeriye Batuhan'la, Hayat'ın girdiklerini görmüştüm. Ama bugün bir sorun çıkmamasını umuyordum.
Biz olduğumuz yerde eğlenirken Batuhan ve Hayat bizim yanımıza gelmişlerdi. Havva'da, Hayat'ı karşısında görünce hemen boynuna sarılmıştı. Ben ve Batuhan ise hâlâ soğuk gibiydik ama bir anda olduğum yerde şaşkınlıkla Batuhan'a bakmıştım. Çünkü Batuhan bana elini uzatmıştı.
“Elimi sıkmıcak mısın dostum?”
“Dostum?”
“Evet, dostum. Tamam aramızda anlaşmazlıklar oldu. Ben Hayat için çok endişelendim ve o yüzden sana bağırdım. Sende biliyorsun ki Hayat benim canım. O yüzden de sizi o gün Havva'yı kurtarmaya geldiğinizi görüpde Hayat'ın vurulduğunu görmem…”
“Seni perişan etti. Anlayabiliyorum. Sana bu yüzden kızamam çünkü haklısın. Sevdiğin kızı korumaya çalıştın ve çalışıyorsun bunu görebiliyorum. Hayat ise Havva'yı kurtarmak için bana yalvarınca dayanamadım ve onu da buraya getirmek zorunda kalmıştım.”
“O zaman aramızda ki bu sorun kalktı.”
“Evet kalktı, dostum.”
Artık Batuhan'la hiçbir sorunumuz kalmamıştı ve herşey yoluna varmıştı. Şimdi ise mezuniyet partisinde eğlenme vaktiydi.
Artık parti hareketlenmeye başlamıştı. İlk başta şarkı olarak Ozbi'nin O Bi Karamel şarkısı çalmaya başlamıştı ve herkes çok eğlenmeye başlamıştı. Herkes sahnede ortasında o kadar çok eğleniyordu ki biz bile kendimizi kaptırmıştık bile. Ara ara şarkıya bile eşlik ettiğimiz bile olmuştu.
Ozbi'nin şarkısı biter bitmez ise Murat Dalkılıç'ın Derine şarkısı ile devam etmişti. O kadar eğleniyorduk ki yorulmuyorduk bile. Her şarkı bittiğinde yerine yenisi başlayıp duruyordu. Bu eğlence bitmeyeceği kesindi.
~🌼~🌼~🌼~🌼~
Artık herkes evlerine dağılmıştı. Mezuniyet partisi çok güzel geçmişti ve hepimiz gerçekten de çok iyi eğlenmiştik. Ben de kendi evime gelir gelmez hemen üstümü değiştirip yatağıma yatmıştım. Çünkü bugün baya yorulmuştum.
Yatağa yattığımda ise Batuhan'ın benimle barıştığını ve artık aramızda ki sorunun kalktığını hatırlamıştım. Bunun yanı sıra ise Havva'nın bugün nasıl güzel olduğu gözümün önüne gelmişti ve ona daha çok aşık olmuştum.
Yatağımda yatarak olanları düşünürken telefonuma bir mesaj gelmesiyle hemen bakmıştım. Mesaj annemden gelmişti ve açıp bakmıştım.
Annem: Mert, oğlum ne bizi aradığın var ne de mesaj attığın var. Bugün adamlardan birisi söyledi. Kendine bir sevgili yapmışsın ve sevgilinde pek güzelmiş. Bizimle ne zaman tanıştıracaksın hanım kızımızı merak ettim.
Annemin atmış olduğu bu mesaj yüzümün gülmesine sebep olmuştu. Anlaşılan o ki gelecekte ki gelinini merak ediyordu.
Mert: Merak etme anne. En kısa zaman da yanında yanına gelicez.
Annem: 4 gün mühlet. 4 gün içerisinde burada olucaksınız.
Annem dört gün mühlet vermişti. Dört gün sonra bizi yanında görmek istiyordu. Yarın sabah olduğunda Havva'yla konuşup söylemem gerekiyordu.