Tatlı Aşk

5
10
10
Otuzuncu Bölüm Mezuniyet partimizde çok güzel eğlenmiştik. En son olarak da Lvbel C5 ve Güneş'in söylediği Yapamam şarkısıyla partimiz bitmişti ve Batuhan beni eve bırakmıştı. Artık Mert'le de barışmışlardı. Hem artık benim iyi olduğumu da görmüştü. Yavaştan yavaştan kendi evine yol almıştı ama evine gitmeden önce de beni sıkı sıkıya tembihlemişti. En ufak bir şey olduğunda onu aramamı istemişti. Ben de eve girdiğimde annemle, babam içeride televizyon izlediklerini görmüştüm. Geldiğime dair de seslendiğimde bugün olan biteni yarın sabah kahvaltıda anlatmamı istemişti ve beni doğru odama yollamışlardı. Odama geçtiğimde üzerimdekileri çıkartıp on dakika içerisinde duşumu alıp çıkmıştım. Üzerime de kırmızı pijamalarımı giydikten sonra da elime yeni aldığım kitabı okumak için yatağıma geçip oturmuştum. Işığımı da yaktığımda tamamen rahattım artık. Mavinin Resitali Elif Gökçe'nin kitabının ilk sayfasını açıp okumaya başlamıştım. Kitabı elime alıp okumaya başladığımdan bu yana baya ilerlemiştim. Yazar o kadar güzel yazmışki elimden gerçekten bırakamamıştım. Karan ve Açelya çiftine hayran kalmıştım. Pars ve Liva karakterleri ise bambaşkaydı. Açelya, Karan'a çok yakışıyordu ama ilk okuduğumda Pars'la çok yakıştırıyordum. Ta ki Karan'ı, Açelya'yla yakıştırana kadar. Umarım ilerleyen bölümlerini de okuduğumda Karan ve Açelya'nın mutlu olmasını çok isterim. Pars ise Liva'yla mutlu olmasını tabii ki de. Artık geç olmuştu ve artık uyumak için tamamen uykuya geçiş yapmıştım. Yarın yine Batuhan'la beraber olucaktık. ~🌼~🌼~🌼~🌼~ Sabah uyandığımda başımda Batuhan'ı görmüştüm. Yatağımda oturmuş saçımı okşuyordu. Onu öyle gördüğümde ise sabahım daha güzel geçeceği kesindi artık. Çünkü o kadar mutluydum ki Batuhan'ı yanımda gördüğüme, başka bir şey düşünemez olmuştum şimdi. “Günaydın bir tanem.” “Günaydın canımın içi.” “Sen şimdi soruyorsun, sabah sabah odama niçin geldin? Hemen söylüyorum. Annemle babanla konuştum. Dört günlüğüne beraber bir yerlere gidicez.” Batuhan'ın söylediği bu cümleyle direkt yatağımda doğrulup oturmuştum ve Batuhan'ın ne dediğini algılamaya çalışıyordum. “Canım ben şimdi uyku sersemi olduğum için pek algılayamadım. Şimdi sen annemle babamla konuştun ve dört günlüğüne beraber tatil yapıcaz öyle mi?” “Evet, doğru algılmışsın hayatım. Dört günlüğüne beraber tatile gidicez. Sadece sen ve ben. Başka kimseler olmıcak. Mert ve Havva ise Mert'in ailesinin yanına gidecekler.” “En önemli soru. Ne zaman yola çıkıyoruz?” “Akşam çıkıyoruz yola.” “Ne? Hemen, bugün mü? Ben ne alıcam?” “Sen merak etme canım. Annen halledecek.” Batuhan'la biraz daha konuştuktan sonra hemen yatağımdan kalkmıştım ve banyoya gidip elimi yüzümü yıkar yıkamaz odama geri dönmüştüm. Odama geri döndüğümde Batuhan çoktan odamdan çıkmıştı. Beş dakika içerisinde ise hazırlanıp mutfağa geçmiştim. Mutfakta kahvaltı yapmaya başlamıştık. Kahvaltı yaparken de dün ki mezuniyet partimizden bahsetmiştik biraz ve daha sonra ise dört günlük tatilimizi konuşmuştuk ailemle. Annem ve babam, Batuhan'a güvendikleri için seve seve yolluyorlardı beni. Akşam yola çıkmadan önce Batuhan'la beraber dışarıya çıkmıştık ve dört günlük bir tatil için birkaç parça bir şeyler almıştık. O kadar heyecan yapmıştım ki ilk defa Batuhan'la beraber baş başa kalıcaktık ve baş başa tatile gidecektik. Akşam olmadan önce de Batuhan beni eve bırakır bırakmaz hazırlanmamı ve tekrar buraya gelip de beni aradığında hemen yanına gelmemi istemişti. Ben de hemen içeriye girer girmez hemen odamda hazırlanmaya başlamıştım. Annem valizimi hazırladığını ve hazır beklediğini söylemişti. İşin en tuhaf yanı ise Batuhan bana nereye gideceğimizi söylememişti. O yüzden daha da heyecanlanmıştım.