Otuz Dördüncü Bölüm
Sabah kalktığımda Batuhan'ın beni izlediğini görmüştüm. Her seferinde beni izliyordu ve bu nedense benim hoşuma gidiyordu.
“Günaydın uykucu meleğim.” Gülümseyerek söylemişti.
“Günaydın hayatım.”
“Hayatım? Bunu senden çok kez duymak isterim.”
“Benim için hava hoş.”
“O zaman kalk bakalım. Bugün çok eğlenicez.”
Batuhan beni yataktan kaldırmıştı ve banyoya gitmem için beni zorluyordu. Ben de kabullenip hemen banyoya girmiştim ve işimi halleder halletmez banyodan çıkmıştım. Odaya geri döndüğümde ise Batuhan'ın benim için seçtiği birkaç kıyafeti fark etmiştim.
“Batuhan ne yapıyorsun şuan?”
“Ne mi yapıyorum? Bugün için giyeceğin kıyafetleri seçiyordum. Şu su yeşili elbiseni giymeni isterim.”
“Tamam, sen nasıl istersen ama ben de seninkileri seçmek isterim.”
“Tamam o zaman.”
Ben de vakit kaybetmeden hemen Batuhan için kıyafet seçmeye başlamıştım. Kahverengi bir tişört, beyaz pantolon seçmiştim onun için. Batuhan'a seçtiklerimi uzatınca elimden aldı ve banyoya gidip orada üstünü giyinmeye başlamıştı. Ben de hemen burada üstümü giyinmeye başlamıştım.
İkimizde hazır olduğumuzda ise artık dışarıya çıkmıştık. Dışarıya çıktığımızda ise her yeri yavaş yavaş gezmeye başlamıştık. İlk başta kahvaltı yapabilmemiz için bir yer bulmuştuk ve hemen kahvaltı yapmaya başlamıştık. Kahvaltı yaparken buraları hemen hemen çok sevdiğimi söyleyip durmuştum.
Kahvaltı yaparken bile çok keyifli geçmişti ve hemen kalkıp dolaşmaya devam etmiştik. Ben birkaç yer görmüştüm ve hemen gördüğüm yerlere girip çıkmıştım. Bir iki tane beğendiğim ya oluyordu ya olmuyordu. Batuhan ise benim bu hallerimi gördüğünde o kadar çok gülümseyerek seyrediyordu ki ona baktığımda elim ayağıma dolanıyordu hep.
Akşama kadar dışarlarda dolaştıktan sonra otelimize gelmiştik. Batuhan'la dışarda dolaşırken o kadar çok yorulmuştum ki ayaklarıma karasular inmişti resmen. Üstümü değiştiremeden hemen yatağa yatmıştım. Batuhan ise hâlime gülmeden edememişti ve hiçbir şey demeden yanıma gelip kıyafetleriyle beraber yanımda yatmıştı.
~🌼~🌼~🌼~🌼~
Dört gündür Muğla'daydık ve dört gündür hep gezmiştik. Bazen geceleri bile dışarıya çıkmıştık ve dans edilecek yerlere gidip dans edip durmuştuk sabaha kadar. Bazen de denize gidip orada bile eğlenmiştik. Denize girmiştik, güneşlenmiştik keyfimize göre takılmıştık. Bazen de kendi aramızda atışıp durmuştuk da. Ama artık dört günümüzün de sonuna gelmiştik artık.
Dört günümü bitmişti ve akşam saat dokuzda uçağımız kalkıcaktı. Uçağımızın kalkmasına altı saat vardı. Altı saat boyunca da Batuhan'la beraber biraz dışarda vakit geçirmiştik. Çünkü nasılsa valizimiz hazırdı ve otele üç saatimiz kala dönücektik. Bize kalan üç saat boyunca da biraz gezmek istemiştik. Belki de ilerleyen zamanlarda tekrar gelirdik belki de.
“Canım neden suratın asık senin?”
“Burayı çok sevdim ve gitmek istemiyorum diyebilirim hayatım.”
“Belli zaten burayı çok sevdiğin ama merak etme ilerleyen zamanlarda tekrar geliriz.”
“Gelir miyiz gerçekten?”
“Geliriz. Hem belki yalnız gelmeyiz.”
“Batuhan ya…” Batuhan'ın söylediğine biraz gülmüştüm ve biraz da utandım da diyebilirim.
Batuhan'la beraber biraz gezdikten sonra artık otelimize geri dönmüştük ve valizimizi de alıp çıkmıştık. Artık İstanbul'a dönüş yoluna geçmiştik. Bir taksiye atlayıp havaalanına gelmiştik ve bütün işlemlerimizi hallettirmiştik. Uçağımızın kalkmasına da son bir dakika kalmıştı. Artık hepten Muğla'dan ayrılıyorduk.
Artık yavaştan bizim anonsumuz duyulmuştu ve Batuhan'la beraber uçağımıza geçip yerlerimize oturmuştuk. Bundan sonra da okulumuzun tamamen bitmesine odaklanmıştık.