Tatlı Aşk

3
10
7
Otuz Sekizinci Bölüm Fatih Can Aytan'dan Kız kardeşimiz, Mert'le beraber Şanlıurfa'ya gittiğinden beri ev sessizdi. Bu sessizlik beni biraz da olsa ürpermeme neden olmuştu. Burada, bu evde yine Münteha'yla kalmıştım. Nadiren ikimiz yan yana gelip sohbet ediyorduk ama kız kardeşimiz olunca bambaşka oluyordu. İlerleyen zamanlarda kız kardeşimiz gidicekti, biz bunu biliyorduk ama bizim yine de bu sessizliğe tekrar alışmamız lazımdı. Yine Münteha ile sohbet ederken bir anda telefonum çalmıştı. Arayan kişinin Batuhan olduğunu görmüştüm ve Münteha'ya da söylemiştim. Vakit kaybetmeden de açmak zorunda kalmıştım. “Alo Batuhan, ne oldu?” “Abi buraya, benim eve gelmeniz lazım.” “Batuhan ne oldu?” “Havva geldi tek başına ve Hayat'la beraber bahçemdeler. Anlaşılan Mert'le alâkalı bir şeyler öğrenmiş ve ağlayarak geldi. Benim eve acil gelmeniz lazım abi.” “Tamam ben, Münteha'yı da alıp geliyorum.” Telefonu kapatır kapatmaz bildiklerimi Münteha'ya da aktarmıştım ve evden ikimizde sinirli çıkmıştık. Mert denilen kişi kardeşimize ne demiş olabilir ki ağlayarak gelmişti buraya? En iyisi her şeyi en başından dinlemekti. ~🌼~🌼~🌼~🌼~ İki buçuk saat sonra Batuhan'ın evine gelmiştik ve kapıyı çalmıştık. Dört dakika sonra kapıyı bize Batuhan açmıştı. “Havva nerede? Kız kardeşimiz nerede?” “Abi ilk önce bir sakin olun lütfen. Kız ancak sakinleri. Bir de siz böyle sinirli bir şekilde karşısına geçerseniz kız tekrar kötü olabilir.” “Batuhan sana tek bir soru sordum. Havva nerede?” “Hayat'la birlikte bahçedeler.” Münteha ile beraber bahçeye doğru ilerlemiştik. Salondan bahçeye çıkan sürgülü kapıdan çıktığımızda Hayat'la beraber yan yana oturmuş birbirlerine sarılırken görmüştük. Daha sonra sarılmayı bitirip Havva karşısında bizleri gördüğünde yerinden kalkarak ve ağlayarak yanımıza gelip bizede sarılmıştı. Kız kardeşimizi bitap düşmüş gibi görmüştük. Anlaşılan Mert denilen kişi kardeşimizi mahvetmişti. “Havva bir tanem iyi misin?” “Hiç iyi değilim abi. Duyduklarımdan sonra hiç iyi değilim ben.” “Ne oldu peki abicim? Mert'le aranızda ne geçti? Ne oldu?” “Sabah uyanmıştım ve üzerimi giyindim odadan çıktım. Evlerinde ufak bir gezintiye çıkmıştım ve bir odadan konuşma seslerinin geldiğini duydum. Merakıma yenik düştüm ve gelen seslerin olduğu tarafa kadar yürüdüm. Daha sonra seslerin olduğu yere geldiğimde ise Mert ve annesinin konuşmalarına kulak misafiri olmuş oldum. Mert ve annesi şöyle bir şeyler dediklerini duydum. ‘Oğlum bir kere evlendin ve evlendiğin kişiyi kaybettin. Ben seni başkasıyla evlendirmeyi düşünürken sen bu kızı kolundan tutup bu benim sevdiğim kız bununla evlenicem dedin’ diye konuşmalar geçmişti aralarında. Bende bunları duyar duymaz odaya geri döndüm ve neyim neyim yok hepsini aldım ve ilk uçakla buraya geldim abi. Abi, Mert'in önceden evlenip eşinin kaybettiğini öğrendim ben. Canım yanıyor abi. Neden bana bunu yaptı abi? Neden bana daha önceden söylemedi abi? Neden? Neden? Neden?” “Tamam canımın içi geçicek. Sen hiç merak etme. Biz iki abin olarak halledicez her şeyi.” Mert'in yaptığı bu şeyi duyunca daha çok sinirlenmiştim. Ne demek önceden evlenip de eşini kaybedince tekrar aşık olmak? Hadi aşık oldum neden en başında söylemedin bunu? Elbet Mert buraya gelecekti ve işte o zaman bize bir hesap vermek zorunda kalacaktı.