Elli Sekizinci Bölüm
Batuhan Akça'dan
Hayat ve Havva'nın hamile olduklarını öğrendiğimizde Mert'le, benim heyecanımız ve sevincimiz bir başka olmuştu. Artık evimize ve ailemize yeni bir üye katılacaktı. Bunun için ne yapmam gerektiğini hiç bilmesem de yine de ne yapıp edip öğrenirdim elbette. Ama ilk önce Hayat'la ilgilenmem gerekecekti. Çünkü artık iki canlıydı.
Sabah kalktığımda onu uyurken görmüştüm. Hamile olmadan önce de çok tatlıydı, hamile olunca da bir başka tatlı olmuştu. Onun bu haline gülen gözlerle bakıyordum. Elimi onun yanağına götürüp parmaklarımı onun yanağında gezdirmeye başlamıştım. O kadar güzel uyuyordu ki onu kaldırmaya bile kıyamazdım ben. Ama biranda bir kıpırdanma oldu ve Hayat gözlerini açmıştı.
“Günaydın canım.”
“Günaydın bir tanem. Ama seni uyandırmak istemediğim kesindi.”
“Sen uyandırmasanda kalkacaktım, uyandırsanda kalkıcaktım. Hem kalkayım kahvaltı hazırlayım ben.”
“Hayır, sen yatıyorsun ve kahvaltı işini bana bırakıyorsun.”
“Ama ben…”
“Bana bırakacaksın diyorsam bana bırakacaksın, yoksa aksi halde sana kızmış olucam.”
“Tamam o zaman karışmıyorum.”
Hayat'ın yanağına ufak bir buse kondurduktan sonra hemen yataktan kalktığım gibi banyoya gidip elimi yüzümü yıkayıp çıkmıştım. Üzerimi değiştirdikten hemen sonra mutfağa inip kahvaltı hazırlıklarına başlamıştım.
İlk olarak dolaptan iki tane yumurta çıkarmıştım ve haşlanmaları için hemen o işi halletmiştim. Ardından dolaptan zeytin, peynir, domates, salatalık çıkarmıştım ve onları da güzel bir şekilde hallede vermiştim. Dolapta ise portakallar vardı ve onları da çıkartıp bir güzel suyunu çıkartmaya başlamıştım. O kadar çok yapmıştım ki ne olucağı belli olmazdı.
Yumurtalarda hal olduktan sonra kabuklarını sormuştum ve güzelce kestikten sonra ise tamamen hazırdı herşey.
Hepsini tepsiye dizdikten sonra yukarıdaki odamıza çıkmıştım ve Hayat'ın kahvaltısını bir zat verecektim. Odaya çıkıp da odanın içerisine girdiğimde Hayat'ın odayı topladığını ve yatakta oturup beni beklediğini görmüştüm.
“Bekleyemedin değil mi? Neden yaptın bunları?”
“Ne yapmışım ki?”
“Neden odayı topladın? Ben hallederdim.”
“Batuhan, canım birşeyim yok. Bana hasta muamelesi yapma lütfen.”
“Ama hamilesin ve endişeleniyorum.”
“Endişelenmeni anlıyorum ama endişelenecek hiçbir şey yok. Bende bebeğimiz de iyiyiz.”
“Yine de olsun. Bir daha benden habersiz iş bile yapmanı istemiyorum. Şimdi kahvaltını yap bakalım.”
“Teşekkür ederim canım.”
“Ne demek bir tanem. Hem birşey eksikse hemen söylemen yeterli.”
“Evet birşey istiyorum.”
“Nedir?”
“Bal. Bal istiyorum.”
“Tamam hemen bal getiriyorum.”
Hayat'a bal getirmek için aşağıya inmiştim ufak bir tabağa biraz bal koyduktan sonra odaya geri çıkmıştım ve Hayat'a balını vermiştim. Hayat bir güzel kahvaltısını yaptıktan sonra ben de aşağıya inip ufak tefek birşeyler ben de atıştırmıştım. Hayat'ı yukarıda yalnız bırakmamak için geri çıkmıştım ve dışarda dolaşmak isteyip istemediğini sormuştum. Hemen kabul etmişti ve Hayat'da yavaştan hazırlandıktan sonra dışarıya çıkmıştık.
Hayat'ı fazla yormadan yavaştan yavaştan sahile doğru yürümüştük. Hem biraz hava almış olmuştuk hem de biraz yürüyüş yapmak iyi gelmişti.
Şunu söylemek gerekirse de Hayat'a şimdiden annelik yakışmıştı. Hayat'ın çok iyi bir anne olucağını biliyordum.