1. Bölüm

10
8
THE SPRING Şöyle bir söz vardır:“İyiler kazanır, kötüler kaybeder.”Ama Tojima’ya göre bu söz baştan sona yanlıştı.Çünkü “iyi” ve “kötü” kavramlarını hiçbir zaman insanlar seçmezdi.Onları toplum yaratırdı.Ve sonra bu yalanları nesilden nesile aktarırdı.Yaşlılar gençlere iyiliği hep aynı kelimelerle anlatırdı:Yürekli, karakterli, erdemli, cesur…Kötülük ise şu kelimelere sıkıştırılırdı:Duygusuz, karaktersiz, bencil ve korkak.Ama Tojima için bu tanımlar hiçbir zaman mantıklı olmamıştı.Korkmak neden kötüydü?Canlı olan her şey korkardı.Peki ya bencillik? İnsan kendine bile yetmezken neden başkalarıyla paylaşmak zorundaydı?“Karakter” dedikleri şey ise daha da saçmaydı.Kim bir insanı gerçekten iç güzelliği için severdi?Kim, kendi güzellik standartlarına uymayan biriyle isteyerek evlenirdi?Cevap açıktı: Kimse.Kimse kötünün elini tutmazdı.Kimse ona değer vermezdi.Onu “hasta”, “canavar”, “psikopat” diye damgalarlardı.Ve bunu yapanlar kimlerdi?Kendilerine kahraman diyenler.TojimaTojima daha çocukken süper kahramanlardan nefret etmeye başlamıştı.Onların kötülere şiddet uygulamasını adalet değil, ego olarak görüyordu.Kibirliydiler. Kendilerini tanrı sanıyorlardı.Ama çevresindeki herkes — ailesi dahil —değil, ego olarak görüyordu.Kibirliydiler. Kendilerini tanrı sanıyorlardı.Ama çevresindeki herkes — ailesi dahil — onlara tapıyordu.Annesi ve babası MUSIC-MAN hayranıydı.Tüm konserlerine giderlerdi.Hatta orada tanışıp evlenmişlerdi.Dünyanın en güçlü kahramanları:MUSIC-MAN, FIRE STORM, DOLL MAN, SUN WOMAN…İnsanlar onları tanrı gibi görüyordu.Tojima ise hepsinden tiksiniyordu.Bu yüzden arkadaşları onu dışladı.“Kötü Toji”, “Canavar Toji”, “Sprunki Toji” diye dalga geçtiler.Ortaokuldan liseye kadar durmadan zorbalığa uğradı.Öğretmenler bile onu başarısız, hayalperest bir çocuk olarak görüyordu.Tek dostu, evcil köpeği Rocket idi.Ailesiyle konuşmazdı.Odada yalnız başına Fransızca şarkılar dinlerdi.Yalnızdı.Ve bunun tek sebebi vardı:Kahramanları sevmemesi.Kırılma GünüO gün her zamanki gibiydi.Okul, dersler, sessizlik…Okul, dersler, sessizlik…Dönüş yolunda yaşlı bir kadının bağırdığını duydu.“Yardım edin! Çantam çalındı!”Tojima hiç düşünmeden yanına koştu.Kadın gaspa uğradığını söylüyordu ama hırsızın yüzünü hatırlayamıyordu.Tam o sırada bir süper kahraman yanlarına indi:Blonde Frank.Yaşlı kadını görünce tavrı değişti.Nazikleşti. Etkilendi.Kadın bir anda kafası karışmış gibi davranmaya başladı.Neredeydi? Kimdi bunlar?Sonra birden parmağını Tojima’ya doğrulttu.“Çantamı çalan bu!”Tojima donup kaldı.Blonde Frank sertçe üzerine yürüdü.“Çanta nerede?”Tojima defalarca suçsuz olduğunu söyledi.Ama kimse dinlemedi.Yaşlı kadın bağırdı:“Utanmaz! Ahlaksız!”Tojima’nın içindeki her şey koptu.“BEN ÇALMADIM!”Ve o an…Kontrolünü kaybetti.Yay gibi gerilen koluyla Blonde Frank’e tek bir yumruk attı.Kahraman yere yığıldı.Polisler geldi.Kimse Tojima’yı dinlemedi.Yere yatırıldı.Ters kelepçelendi.Mahkeme kararı:Sekiz yıl hapis.Blonde Frank, yalan söyledi.Yaşlı kadın ortadan kayboldu.Tojima için adalet o gün öldü.Hapishanede kendisi gibi kahramanlardan nefret edenlerle tanıştı.İlk kez bir yere ait hissetti.En yakın arkadaşı Bay Crowley oldu.Müebbet hapse mahkûm, yaşlı ve hasta bir adam.Crowley ona kitap okumayı öğretti.Tojima ona ayakkabı bağlamayı.Tojima ona ayakkabı bağlamayı.Yıllar geçti.Tojima her gün antrenman yaptı.Esnedi. Gerildi. Güçlendi.“Spring” gücü artık mutlak seviyeye ulaşmıştı.Kolları ve bacakları yay gibi uzuyor,on iki metre sıçrayabiliyordu.SPRINGTahliyeden kısa süre sonra şehirde yeni bir süper kötü ortaya çıktı.Yeşil kostümlü, yaylı uzuvlara sahip bir adam.Sadece kahramanları hedef alıyordu.Yetkililer ona tek bir isim verdi:SPRINGVe böylece…SPRINGVe böylece…Yaylı Adam Efsanesi başladı
Okuduğunuz için teşekkürler.Bir hikayenin daha sonuna geldiniz.