Sabah olmuştu pencereden gelen güneş ışığı yüzüne çarpıp yakmasıyla uyandı. perdeyi çekmeyi düşündü ki birden aşağıdan gelen sesle irkildi
-oğlum baban seni bekliyor yine ne oldu diye mırıldandı.
_tamam geliyorum anne
aslında bugün bir planı yoktu gerçi çoğu zaman yoktu ama yorgun ve bitkin hissediyordu kendini pencereye konan kuşun içeriye baktığını gördü bir süre bakıştıktan sonra acıktımı acaba diye düşündü yavaşça kuşu ürkütmeden kalkarak aşağıya gidip Bir parça ekmek aldı merdivenlere gelirken su almadığını farketti tekrar geri gidip musluktan Bir kap Su doldurup getirdi geldiğinde kuş yoktu ama o yinede suyu ve ekmeği bırakmıştı pencere kenarına.sonra elbiselerini giyip tam aşağıya gidiyordu ki yine annesinin seslendigini duydu evet annesinin biraz aceleci bir yapısı vardı. ve bu huyunu pek sevmezdi.çünkü ona göre hayat aceleye gelmezdi.en azından bu köy için böyle olmalıydı burada neye yetişecektiki ahırdaki ineğin sütünü biraz geç sağsak ne olabilirdi ki inek sütünü geri itecek değil di ya diye düşündü.ama aslında hayata yetişmenin aslında burda önemli olduğunu çok sonra öğrenecekti.aşağı indiğinde kahvaltı hazırdı ve herkes yer sofrasına oturmuştu bile annesi ona bakarak
-hadi oğlum yüzünü yıka gel babanla bugün işiniz var erken çıkmanız gerekiyor
oğlan biraz endişelenerek .
-ne yapacağız ki dedi .
babası ekmeğin arasına peyniri sürerken çıkacağı yeni Yola başına gelebilecek Bir şeylerin korku ve endişesiyle kısık ve boğuk bir tonda
-sınıra dedi .
aslında pek sık gitmezlerdi oraya ayda bir yada iki defa giderlerdi geçimlerini sağlamak için bütün köy gibi onlarda gitmek zorundaydılar. kahvaltılarını yaptıktan sonra annelerinin hazırladığı azığı alıp Yola çıkmak için dışarı çıktılar.aram ahıra gidip eşiği alıp geliyordu ki gözü pencereye ilişti iki kuş vardı bıraktığı ekmek ve suyu içiyorlardı içi kıpır kıpır olmuştu nedense birden en son ne zaman bir iyilik yaptığını hatırlamaya çalıştı. iyilik kavramının tam ne olduğunu bilmeden.bulamamış olacaktıki birden yüzü düştü kendini sorguladı ben nasıl bir insanım iyi evet iyi bir insanım diye savuşturdu.
sahi iyilik nedir ihtiyacı olan birine yardım etmek mi mesela aç birini doyurmak iyilik mi yada yolunu kaybetmiş birene yol tarif etmek iyilik mi ? iyilik hiç bilinemecek bir kavram aslında çünkü düşünsene aç bir kişiyi doyurdun o aç kalmış biri hep birinin onu doyuracağını düşünecek ve hiç bir şey yapmayacak bu iyilik mi tabi burda ne yani aç mı kalsın diyen bi kaç kişi vardır elbette kalmasın tabi ama ona Bir iyilik yapabilirsin. neyse konumuza dönelim ev halkıyla helalleştikten sonra Yola koyuldular helalleştiler çünkü babası biliyordu ne Zorluklar olduğunu dönmeme ihtimalinin bile olduğunu aslında aramda biliyordu ama o galiba daha farkında değildi.köyün meydanına geldiğinde her evden birileri gelmişti saat sabahın 9 uydu herkes evden aldıkları azığı eşeğin sırtına koymuştu ama bazıların olanakları pek yoktu ama köy halkı birbirlerinin eksiğini görmezden gelmede çok iyiydi ve herkes birbirini kollardı onun için azıkları yolda bareber yerdi herkes aram birden arkadaşı Adar'ı gördü ve çok sevindi genelde o gelmezdi büyük abisi gelirdi bu sefer kendi yaşıtının gelmesi bir yana arkadaşı olması onu çok sevindirmişti birden eşek ten atlayarak
-Adar adar diye bağırdı adar onu arıyor olmalıydı ki o da etrafına bakınıyordu.
-Aram bende seni arıyordum sarılıp öylece güldükten sonra Yola koyuldular.
Yola koyulmalarının üzerinden bir gün geçmemişti ki arkadan biri bağırarak
-hey arkadaşlar arkamızda 5-6 tane ayı koşuyor bu tarafa doğru herkes bir araya toplansın
bütün herkes panikle bir araya gelmişti.aradan yine bir ses çıktı
-arkadaşlar çocukları aramıza alalım.başka birisi
-evet evet hadi çocuklar herkes gelsin bu araya ve bir an için bagrışmalar oldu.
çocukları araya aldıktan sonra köyün ortak malı olan bir kaç silahı çıkarmışlardı aramın babası da silah kullanmayı biraz daha iyi bildiği için bir silahı da o almıştı ve silahı alan herkes nişan alıp dağın tepesine doğru tutup ayıların gelmesini beklediler.herkes susmuştu çıt yoktu sadece arada rüzgarın hafif esintisiyle eşeklerin nefes alışı geliyordu birden bir ayı belirdi derken bir tane daha arkadan biri daha derken
-ateş et diye bağırdı.
silahı alanlardan biri havaya bir kaç el ateş etti kaçarlar diye ama ayılar hiç oralı olmadı sonra birden bir kaç el ateş sesi daha duyuldu ve yere yığılan iki ayı diğer ayılarda korkmuş olmalıydı ki durup köy halkının olduğu tarafa doğru bakıyorlardı Bir süre öylece bekledi her iki tarafta.sonra yavaşça Yola koyuldu köy halkı.
aram o kalabalıktan çıkarken babasıyla göz göze geldi sanki ikiside tamam bir şey Yok der gibi tebessüm ettiler ve herkes gibi yürüdüler.aram yürürken birden ah diye bağırdı ve ayağına batan dikenleri çıkarmaya çalıştı. çıkardıktan sonra kalktı.ve yürüdü birden az önceki ayılar aklına geldi .
ne acayip diye düşündü.ikimizinde amacı aynıydı oysa
ve ölen onlar oldu.
aram daha 17 yaşındaydı okul köyde olmadığı için okumamıştı kasabada vardı ama maddi durumları iyi olmadığı için babası onu göndermemişti gerçi oda pek şikayetçi değildi taki bi kaç yıl öncesine kadar ama o zamanda iş işten geçmişti belki o zaman itiraz edip isteseydi babasının dayısının kasabada bir evi vardı belki orada kalabilirdi ama artık bunları düşünmüyordu arada aldığı mehmed uzun ve yaşar kemal kitaplarını okuyordu belki de bu kitaplar onu eğitime heveslendirip onu pişman ettirmişti.
gerçi bu ustaları okuyup o kelimelerin dünyasında bir şey olmamak içten bile değil.
babasının aldığı koyunları gütmek onun hayatı olmuştu tabi arada ek gelir olsun diye babasıyla beraber gittiği İran sınırında çay, tütün ve bazı yiyecekler alıp kasabada satmak dışında şuan yaptığı gibi babasıyla İran sınırına gittiğinde koyunları küçük kardeşi Jiyan bakardı.