İBN ARABİ
1165 yılında bugünkü İspanya’nın Murcia (Mürsiye)
kentinde dünyaya gelmiş en büyük İslâm sufilerinden
biridir. Din hakikatinin yorumlanmasını bir İnsan-ı Kâmil
düzeyinde anlayıp eserlerinde bu şekilde anlatan, yüksek bilgilere mazhar olmuş büyük bir velidir. Varlığın Birliği perspektifinden bakışla Tanrı, Varlık, İnsan üzerine metafizik açıklamalar getiren İbn Arabi’nin bu sahaya ilişkin yüzü geçkin eseri vardır.
İBN ARABİ
1165 yılında bugünkü İspanya’nın Murcia (Mürsiye)
kentinde dünyaya gelmiş en büyük İslâm sufilerinden
biridir. Din hakikatinin yorumlanmasını bir İnsan-ı Kâmil
düzeyinde anlayıp eserlerinde bu şekilde anlatan, yüksek bilgilere mazhar olmuş büyük bir velidir. Varlığın Birliği perspektifinden bakışla Tanrı, Varlık, İnsan üzerine metafizik açıklamalar getiren İbn Arabi’nin bu sahaya ilişkin yüzü geçkin eseri vardır.
İBN ARABİ
1165 yılında bugünkü İspanya’nın Murcia (Mürsiye)
kentinde dünyaya gelmiş en büyük İslâm sufilerinden
biridir. Din hakikatinin yorumlanmasını bir İnsan-ı Kâmil
düzeyinde anlayıp eserlerinde bu şekilde anlatan, yüksek bilgilere mazhar olmuş büyük bir velidir. Varlığın Birliği perspektifinden bakışla Tanrı, Varlık, İnsan üzerine metafizik açıklamalar getiren İbn Arabi’nin bu sahaya ilişkin yüzü geçkin eseri vardır.
Ben, aslolan şeyi isteyen, çünkü oluşumun kaynağıdır o ben kaynağından su içmeyi özleyen bütün bunlar olan ben, trajik bir yazgının cilvesi olsa gerek, sadece kendi yankılarımı biliyor, deneyimleyebiliyorum çünkü kendi benliğimi kavrayamıyorum.
Ben dediğimiz, egonun sandığı gibi ayrı bir varlık değil; özle kaynağın arasındaki yankıdır. İnsan kendini deneyimler ama kendini kavradığı an ‘ben’ çözülür.