H.

H.
@hilalbakdim
Bana, dağın tepesine ulaşmaktan bahsederdi. “Hangi dağ?” diye sorardım, anlayamazdım. “Beyoba dağı,” deyip dalga geçerdi. “Önce eteklerinde dolaşacaksın, iklimi öğreneceksin ve bu bilgi için senelerini vereceksin… Sonra, yeterli derecede zaman geçirdiğine inandığın gün, tepeye tırmanmaya başlayacaksın… Tanımadığın bitkileri tanıyacaksın, adını bilmediğin kuşları besleyeceksin ve durmadan tırmanacaksın… Yaralanacaksın, düşeceksin… Biri elinden tutup kaldırmayacak. Acı çekeceksin, bekleyeceksin. Sana kim yol gösterecek, biliyor musun? Eksikliklerin, zaafların, düşmanların, nefretin, bütün yararsız bitkiler ve çirkin hayvanlar… Düşünsene, bunlar olmasa hayatımız neye benzerdi? Ama sonra, o biri mutlaka gelecek işte! Sen, onun seni ayağa kaldırmasını beklerken, o senin yalnızca başını okşayacak… Kim o biliyor musun? Sensin!”
Sayfa 125·Kitabı okudu
“Bence kendin olmak, gerçekten, bütünüyle kendin olmak, her zaman akıntıya karşı yüzüyormuşsun gibi hissettirir.”
Sayfa 385·Kitabı okudu
Gözlerini mucizelerle doldur, hayatı on saniye sonra ölecekmişsin gibi yaşa...dünyayı gör.
Sayfa 185·Kitabı okudu
...insanın muhteşem tarafı budur; sil baştan yapmaktan vazgeçecek kadar umutsuzluğa veya tiksintiye kapılmaz asla...
Sayfa 181·Kitabı okudu
Güneş her gün yakıyordu. Zaman’ı yakıyordu... zaman da Montag’dan yardım almadan seneleri ve insanları yakıyordu zaten.
Sayfa 167·Kitabı okudu