Hilser Gürgen

Hilser Gürgen
@hilser56
Enstrüman... 2x2=1 Sana noksansız sadakat vaat ediyorum... Kütüphane Sorumlusu Pane. Öğreten Her zaman da Öğrenen... Ayrıca Kürt.
free
Lisans-Mezun
San Diego/California
1 Nisan
656 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Özgürlüğü hak etmeyen hiç kimse özgür olamaz. Öz­gürlük ne bir hak ne de bir olgudur, o bir ödüldür. Mutlu­luk için en elzem, en büyük bir ödüldür. Bir manzara için güneşin ışığı neyse hayatın tüm olaylarında da özgürlük öyledir. Ayrıca ona ulaşamayan, hayatın tüm güzelliklerin­den mahrum kalır.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Elbette özgürlükten kastımız "kendimizi kontrol et­mek". Dürtülerimizi, ahlaki duygularımızı ve de kendimizi tamamen kontrol edebilmeyi kastediyoruz. Gerçek özgür­lük için kusursuz bir öz hakimiyet gerekir.
Reklam
1930'da kadınlara seçme seçilme hakkını veren bir lider düşünün. Bir de kadınların araba sürebileceğini henüz 2019'da 'keşfedenleri' düşünün. Bu ikisi tabii ki bir araya gelemezdi.
Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk
❤️
Mustafa Kemal Atatürk
O hak söke söke alındı... "1870’lerden 1923’e kadar 100 kadar örgüt kuran, onlarca gazete ve dergi çıkaran Osmanlı kadın hareketi, Birinci Dünya Savaşı yıllarında İttihatçı politikalar sayesinde Ermeni, Rum, Yahudi, Levanten vb. gayrimüslim unsurlarını kaybetmiş, 1923’ten itibaren de ulus-devlet mantığına uygun biçimde ‘Türkleşmişti’ ama idealleri değişmemişti. Fakat Kemalist kadroların yaratmaya çalıştığı “modern kadın” tahayyülü, bu kadınların kafasındaki kadın tahayyülünden epey farklıydı. Kemalist erkeklerin kadınlardan bekledikleri sadece vatana hayırlı evlatlar yetiştiren anne ve yuvasını güzelleştiren eş, eğitimli, meslek sahibi bir kadın olması değil aynı zamanda Batı tarzı giyinen, makyaj yapan, tiyatrolara, konserlere, konferanslara giden, erkeklerle yemek yiyen, balolarda dans eden, güzellik yarışmalarına katılan bir kadın da olmasıydı. Sadece bu kadınların siyasetle ilgilenmeleri istenmiyordu, o kadar!"
İsmet Bozdağ’a göre Mustafa Kemal’le 29 Ocak 1923’te İzmir’de evlenen Latife Hanım da., 12 Mart 1923 günü başlayan Adana gezisinin ardından kadınların siyasi hakları için Mustafa Kemal’e baskı yapmaya başlamıştı. Latife Hanım, İngiltere’de eğitim görürken kadınların seçme ve seçilme hakkını 1918’de elde ettiklerini, aynı yıl Avam Kamarası’na ilk kadın milletvekilinin (Constance Markievicz daha sonra bakan da olacaktı) girdiğini öğrenmişti. Dahası Yeni Zelanda (1893), Avustralya (1894-1908), Finlandiya (1906), Norveç (1913), Danimarka ve İzlanda (1915), Rusya ve Hollanda’dan (1917), İngiltere, Almanya, Avusturya, Letonya, Polonya ve Estonya (1918), Arnavutluk, Çekoslovakya ve ABD (1920), Azerbaycan, Ermenistan ve İsveç’te (1921) kadınlar oy kullanabiliyor, milletvekili olabiliyordu. Latife Hanım da Ağrı’dan mebus olmak istiyordu. Muhtemelen Latife Hanım’ın tavrından haberdar olanlar konuyu kamuoyunun dikkate sunmaya karar verdiler. 18 Nisan 1923 günlü Ahmet Emin (Yalman) ve Asım (US) Beylerin çıkardığı Vakit gazetesi “Kadınların İntihab Hakkı” (kadınların seçme seçilme hakkı) başlıklı bir anket başlattı ve okurlardan büyük ilgi gören ankete “kadınlardan mebus namzedi kim olabilir?” sorusunu ekledi. BuGazeteye göre İstanbullu Latife Bekir Hanım eğer “siyasal hakları ele geçirirlerse” adaşı Latife Hanım’ı İstanbul’dan milletvekili adayı gösterebileceklerini söylemişti. Latife Hanım da “kendileri gibi düşünüyorum” deyince, doğal olarak Mustafa Kemal de konuya dahil olmuştu. İsmet Bozdağ’a göre ikili arasında geçen konuşma şöyle bitmişti: “Gerçi ben kadınların meclise girmelerinden yanayım ama, karımın Meclis’te olmasından yana değilim. Evimde rahat etmek isterim. Bana rahatı ancak sevgili karım verebilir.
1930'da kadınlara seçme seçilme hakkını veren bir lider düşünün. Bir de kadınların araba sürebileceğini henüz 2019'da 'keşfedenleri' düşünün. Bu ikisi tabii ki bir araya gelemezdi.
Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk
❤️
Mustafa Kemal Atatürk
O hak söke söke alındı... "1870’lerden 1923’e kadar 100 kadar örgüt kuran, onlarca gazete ve dergi çıkaran Osmanlı kadın hareketi, Birinci Dünya Savaşı yıllarında İttihatçı politikalar sayesinde Ermeni, Rum, Yahudi, Levanten vb. gayrimüslim unsurlarını kaybetmiş, 1923’ten itibaren de ulus-devlet mantığına uygun biçimde ‘Türkleşmişti’ ama idealleri değişmemişti. Fakat Kemalist kadroların yaratmaya çalıştığı “modern kadın” tahayyülü, bu kadınların kafasındaki kadın tahayyülünden epey farklıydı. Kemalist erkeklerin kadınlardan bekledikleri sadece vatana hayırlı evlatlar yetiştiren anne ve yuvasını güzelleştiren eş, eğitimli, meslek sahibi bir kadın olması değil aynı zamanda Batı tarzı giyinen, makyaj yapan, tiyatrolara, konserlere, konferanslara giden, erkeklerle yemek yiyen, balolarda dans eden, güzellik yarışmalarına katılan bir kadın da olmasıydı. Sadece bu kadınların siyasetle ilgilenmeleri istenmiyordu, o kadar!"
İsmet Bozdağ’a göre Mustafa Kemal’le 29 Ocak 1923’te İzmir’de evlenen Latife Hanım da., 12 Mart 1923 günü başlayan Adana gezisinin ardından kadınların siyasi hakları için Mustafa Kemal’e baskı yapmaya başlamıştı. Latife Hanım, İngiltere’de eğitim görürken kadınların seçme ve seçilme hakkını 1918’de elde ettiklerini, aynı yıl Avam Kamarası’na ilk kadın milletvekilinin (Constance Markievicz daha sonra bakan da olacaktı) girdiğini öğrenmişti. Dahası Yeni Zelanda (1893), Avustralya (1894-1908), Finlandiya (1906), Norveç (1913), Danimarka ve İzlanda (1915), Rusya ve Hollanda’dan (1917), İngiltere, Almanya, Avusturya, Letonya, Polonya ve Estonya (1918), Arnavutluk, Çekoslovakya ve ABD (1920), Azerbaycan, Ermenistan ve İsveç’te (1921) kadınlar oy kullanabiliyor, milletvekili olabiliyordu. Latife Hanım da Ağrı’dan mebus olmak istiyordu. Muhtemelen Latife Hanım’ın tavrından haberdar olanlar konuyu kamuoyunun dikkate sunmaya karar verdiler. 18 Nisan 1923 günlü Ahmet Emin (Yalman) ve Asım (US) Beylerin çıkardığı Vakit gazetesi “Kadınların İntihab Hakkı” (kadınların seçme seçilme hakkı) başlıklı bir anket başlattı ve okurlardan büyük ilgi gören ankete “kadınlardan mebus namzedi kim olabilir?” sorusunu ekledi. BuGazeteye göre İstanbullu Latife Bekir Hanım eğer “siyasal hakları ele geçirirlerse” adaşı Latife Hanım’ı İstanbul’dan milletvekili adayı gösterebileceklerini söylemişti. Latife Hanım da “kendileri gibi düşünüyorum” deyince, doğal olarak Mustafa Kemal de konuya dahil olmuştu. İsmet Bozdağ’a göre ikili arasında geçen konuşma şöyle bitmişti: “Gerçi ben kadınların meclise girmelerinden yanayım ama, karımın Meclis’te olmasından yana değilim. Evimde rahat etmek isterim. Bana rahatı ancak sevgili karım verebilir.
Çünkü sevda da bir ayaz- sa artık bütün gülüşler tutukludur. /Bu yüzden gökyüzündeki son ıslak bulutu da biz çözeceğiz. Ama daha çok tüfek ve daha çok aşk gerek…/ Aşk gerek! Çünkü önce aşk, sonra göç başlar. Göç başlar burada: s a v r u l u r a ş k l a r! Geride bütün suları bıçaklanmış bir akşam…
Sayfa 58·Kitabı okudu
Şiir
Sonu gelmemiş bir roman...
bir şiir, bir türkü ve güzel...