İsmet Bozdağ’a göre Mustafa Kemal’le 29 Ocak 1923’te İzmir’de evlenen Latife Hanım da., 12 Mart 1923 günü başlayan Adana gezisinin ardından kadınların siyasi hakları için Mustafa Kemal’e baskı yapmaya başlamıştı. Latife Hanım, İngiltere’de eğitim görürken kadınların seçme ve seçilme hakkını 1918’de elde ettiklerini, aynı yıl Avam Kamarası’na ilk kadın milletvekilinin (Constance Markievicz daha sonra bakan da olacaktı) girdiğini öğrenmişti. Dahası Yeni Zelanda (1893), Avustralya (1894-1908), Finlandiya (1906), Norveç (1913), Danimarka ve İzlanda (1915), Rusya ve Hollanda’dan (1917), İngiltere, Almanya, Avusturya, Letonya, Polonya ve Estonya (1918), Arnavutluk, Çekoslovakya ve ABD (1920), Azerbaycan, Ermenistan ve İsveç’te (1921) kadınlar oy kullanabiliyor, milletvekili olabiliyordu. Latife Hanım da Ağrı’dan mebus olmak istiyordu.
Muhtemelen Latife Hanım’ın tavrından haberdar olanlar konuyu kamuoyunun dikkate sunmaya karar verdiler. 18 Nisan 1923 günlü Ahmet Emin (Yalman) ve Asım (US) Beylerin çıkardığı Vakit gazetesi “Kadınların İntihab Hakkı” (kadınların seçme seçilme hakkı) başlıklı bir anket başlattı ve okurlardan büyük ilgi gören ankete “kadınlardan mebus namzedi kim olabilir?” sorusunu ekledi. BuGazeteye göre İstanbullu Latife Bekir Hanım eğer “siyasal hakları ele geçirirlerse” adaşı Latife Hanım’ı İstanbul’dan milletvekili adayı gösterebileceklerini söylemişti. Latife Hanım da “kendileri gibi düşünüyorum” deyince, doğal olarak Mustafa Kemal de konuya dahil olmuştu. İsmet Bozdağ’a göre ikili arasında geçen konuşma şöyle bitmişti: “Gerçi ben kadınların meclise girmelerinden yanayım ama, karımın Meclis’te olmasından yana değilim. Evimde rahat etmek isterim. Bana rahatı ancak sevgili karım verebilir.