Geri Bildirim
  • Mardin’de tanıdığım ellerinde hint kınası olan gözleri efsunlu Süryani öykücü kadından dinlemiştim ben bu öyküyü. Sonra başka yerlerde de karşılaştım;

    Müslüman Kürtler, Ezidiler ile hep kirve olurlarmış. Ezidiler kirvelerini Müslüman Kürtler’den seçerlermiş, Müslümanlar da Ezidiler’den. Çünkü kirvelik beraberinde evlilik yasağını getirir. Kirveler birbirinden kız alıp vermezler. Böylece Müslüman ve Ezidi Kürtler arasında doğan aşklar meşruiyet kazanamaz. Töreler devreye girer ve kavuşmak imkânsızlaşır.

    Gola Hemo gölü beyaz balıklarıyla ünlüdür.

    Aşklara tanıklığıyla almıştır adını çünkü. Göl tam olarak Ezidi ve Müslüman Kürtler’in ortasındadır. Göldeki beyaz balıklar aşıkların yaşadığı bütün duygulara tanıktırlar. Aşıklar ölünce bu gölde birer balık olup birleşirler mi bilinmez. Ancak rivayete göre; her balık birer aşk vurgunu yemiş gibi gölün içinde yüzermiş.

    İşte bir sünnet düğünü :

    Sinan’ın kirvesi, Sakine’nin babası. Aynı gün doğmuş iki bebek Sinan ve Sakine. Aynı gölde su içmekteler. Gola Hemo aşkı tattırır, ama aşıkları kavuşturmaz. Suyundaki tılsım, toprakla buluşunca sabır Eyüp taşı olur ve insanlar o taşta kalplerini biler. Gola Hemo’da başlayan çocuklukları yerini gençliğe bırakmıştır. Sakine’nin kirpiklerinin gölgesi, ceviz ağaçlarını utandırır. Ama o kirpikler yalnız Sinan’a bakmak içindir .Sinan’ın da yiğitliği yakışıklılığı dillere destandır.

    Ama bu yiğitlik ve yakışıklılık yalnız Sakine içindir. Gola Hemo’da ki her buluşma artık bir aşk ayinidir ve kirvelikten ikisinin de haberi yoktur.

    Artık onlar için Gola Hemo’ya her geliş bir dünya , her dünya bir gelişten ibarettir. İki sevgili değil sanki iki mısradır. Biri olmadan diğerini okumak mümkün değildir. Sinan ile Sakine arasındaki aşk çok geçmeden yayılır, üstelik böylesi aşklar olmasın diye daha onlar doğmadan kaderlerini çizen bir kirvelik geleneği vardır. Ayrılık iki sevgili için ölümdür. Sinan hergün Gola Hemo ya gidip Sakine’yi beklemeye başlar. Ancak Sakine gidemez .

    Günlerden birgün yine Sinan Gola Hemo’ya gitmiştir. Bekler…Beklemek zaten beklediğine benzemektir ve Sinan bu bekleyişle Sakine olmuştur. Sinan bu bekleyişin sonunda Gola Hemo ile söyleşmeye başlamıştır bile. Sakine Gola Hemo olmuştur,Gola Hemo Sakine…

    Sinan konuştukça Gola Hemo da ki beyaz balıklar kıyıya yanaşır, Sinan’ı duyabilme umuduyla kıyıya yaklaşan her balık ölüme atlar. Gün ışıyınca Gola Hemo’nun kıyılarına vurur balık ölüleri, onları toplarmış çocuklar.

    Sinan bir gece Gola hemo’nun kıyısında oturup yine onunla söyleşirken birden Sakine’nın köyünden büyük alevlerin yükseldiğini görür.Ateş sanki Sakine’nın köyünde değil de Sinan’ın içinde tutuşmuştur. Ki birazdan Sinan gerçeği anlayacaktır.. Davul sesleri silah seslerine, dewrêşlerin defleri dengbêjlerin seslerine karışınca gerçek bir göl gibi Sinan’ın içinde uğuldamaya başlamıştır. Sakine günde beş vakit göğe dönen ve arapça dualar eden komşu köyden birine verilmiştir. Sinan o sesleri duymuştur. O sesler bir kuyu gibi Sinan’ın göl olan kalbine dolmuştur.Sinan artık Gola Hemo ile söyleşmeyi bırakmış susmuştur..

    Balıklar yanına, yöresine gelir ama Sinan bir kavalın sustuğu gibi susmuştur, hiç kıpırdamadan duruyordur öylece. Üzerinden kaç yağmur geçmiştir kimse bilmemektedir.

    Sakine gelin olup giderken Sinan yollara düşer .Ama buna rağmen Sakine ile sürekli buluştukları Gola Hemo’ya ara sırada olsa gelip bakmayı ihmal etmez.Balıklar onu ayak seslerinden tanır her seferinde. Sinan’ın üstü başı perişan, artık insanların gözünde o bir delidir. Zaten herkesin aklından memnun olduğu bir yerde akıl nedir ki… Bunu hiç kimse hiç bir zaman sormaz. Deliydi Sinan ve herkes bu deliliğe kanıt olarak ana babasına Sakine diye seslenmesini kanıt gösterdi. Gördüğü her şeye aşkını seslendi… Sakine diye inleyen divane bir sevgiliye verilecek tek ödül belki de delilikti. Sinan uzun bir zaman sonra ortadan kayboldu.

    Onu en son görenin sözleri şöyleydi; Sinan’ı Gola Hemo’nun kıyısında gördüm. Balıklarla konuşuyordu, sonra balık oldu göle bıraktı kendini…

    Sakine ise iki yıl dayanabiliyor. Bir gün öksürürken ağzından kan geliyor. Kaynanası,” ciğerleri ağzından geliyor” diye yorumluyor hastalığını. Ancak Sakine’nin öldüğü gün Gola Hemo’nun suları üzerinde iki beyaz balığın yüzdüğünü gören çoban, gördüklerine kimseyi inandıramıyacağını anlayınca kavalını eline alıp, Sakine’nin ağzından gelecek nesillere ibret olsun diye bu Sinan krive ağıtını yakıyor…

    Sinan kirve ağıtı için ; http://gezite.org/...agit-ve-ezidi-halki/
  • Ellerine, hint kınasının çevrelediği parmaklarına baktı. Baş parmağıyla işaret parmağı arasındaki boşluğa dokundu. Kınacı oraya, nilüfer yaprakları ve sarmaşık desenleriyle birlikte Naveen'in ismini işlemişti. Silinmesini istemiyordu çünkü çocukluğuyla, ailesiyle, Hindistan'la olan bağının da o kınayla birlikte yok olmasından korkuyordu.