• "Geride bıraktıklarımızın kalbinde yaşamak ölmek sayılmaz."
    (Dominic Toretto)
  • Dave Gurney okumaktan ziyade izlemeyi sevdiğim bir dedektif. Ve nedense diğer kitaplardaki kadar gerçek değildi. O tat gitmiş, yazmış olmak için yazılmış bir kitap gibi geldi bana. İlk kitapları soluksuz okuyup sonunda şaşırıp kaldığım için bunda da cinayetler için tatmin edici bir katil ve sebep bekledim ama alalade ve son sahneleri hayal ettiğinizde komik ve gerçekten uzak bir kitap oldu. 6.kitabı okuyup sanki hızlı ve öfkeli tadından çıkmış bir seri izliyor gibi devam mı etsem yoksa ilk kitapları tekrar mı okusam bilemedim. Tadı kaybolmayan tek şey Jack ti kitaptan çıksa da biraz sohbet etsek
  • Bazen dünyanın değiştiğini hayal ediyorum. Mantığın yaygınlaştığını görüyorum, sanıyorum. Ama hayat konusunda daha yakından edinilmiş, daha yoğun bilgim olsun isterdim. Bazen gerçek şeylerle uğraşmayı isterdim. Bir akşam yapılan böyle bir konuşmadan öylesine ürpertici, canlı bir duyum ediniyorum ki; insanın sivrilikleri, bulanıklıkları düzeliyor, aydınlanıyor. İnsanın ne kadar az önemi var, bence: Ne kadar az önemi var herhangi birinin; nasıl da hızlı, öfkeli, ustalıklı hayat; ve nasıl da bütün bu binlerce kişi sevgili hayata ulaşmak için yüzüyor. Kendimi yaşlı, olgun hissediyorum. Ve hiç kimse bana saygı duymadı. Onlar çok hevesli, bencildiler ya da daha çok yaşlılıktan, ünden fazla etkilenmiyorlardı. Ortalıkta çok az saygı ya da o tür şey vardı.
    Virginia Woolf
    Sayfa 169 - İş Bankası Kültür Yayınları
  • En sık görülen psikolojik sorun: Bipolar bozukluk
    Toplum ve aile içindeki sorumluluklar, bazen insanlara ekstra yükler getirebiliyor. Böyle durumlarda stresin de katkısıyla çeşitli psikolojik dalgalanmalar yaşanıyor. Bu sorunlardan en sık görüleni, bipolar bozukluk...

    Bipolar bozukluk nasıl bir hastalık?

    İnsanların duygusal dünyasında, ruh halinde değişiklikler, inişler-çıkışlar olur. Öfke, sevinç, üzüntü, coşku, keder, huzursuzluk ve endişe gibi duygular yaşanabilir. Ancak bipolar bozuklukta; uzun süre yaşamsal olaylara kısmen veya tamamen ilgisizlik, keskin iniş çıkışlar, yoğun duygudurum değişimleri yaşanır.

    Bu değişimler; düşünceleri, duyguları, fiziksel sağlığı, davranışları ve kişinin işlevlerini, yaşamını etkiler.

    Bipolar bozukluğu olanlar, sıklıkla aşırı yükselmelerden çöküşlere dönen, arada normal duygudurum dönemleri bulunan süreçler yaşar. Bu rahatsızlığa sahip olmak kimsenin suçu veya hatası değildir.

    Ne sıklıkta görülüyor?

    Dünyada her 50 kişiden birini etkileyen bir bozukluktur. Genellikle ergenlik veya erişkinlik döneminin başında başlar ve hayat boyu devam edebilir. Erkek ve kadınlarda eşit oranda görülür ve ırk, eğitim, meslek veya gelir düzeyi sebebiyle farklılık göstermez.

    Ortaya çıkma nedenleri nedir?

    Bipolar bozukluğun sebebi kesin olarak bilinmemektedir. Akrabalarının hiçbirinde bu hastalık olmayanlarda görülme olasılığı yüzde 1-3’tür. Birinci derece akrabasında görülen insanların etkilenme oranı, yüzde 11-12’ye yükselir.

    Sorun, tek yumurta ikizinde varsa yüzde 60-80 oranında diğer ikizde de ortaya çıkar. Araştırmalar, beyinde duygudurumun normal düzeyde kalmasını etkileyen bazı anormallikler olduğunu göstermiştir.

    Mani halinde kişi nasıl olur?

    Temel belirtileri; aşırı neşeli, bazen öfkeli, coşkulu duygudurumu, düşünce, konuşma ve hareketlerde hızlanma, benlik kabarmasıdır. Belirtilerin en az 4-7 gün sürmesi gerekir.

    Kişi kendini aşırı mutlu ve taşkın, enerjik hisseder, bazen de aşırı öfkeli olabilir. Zihninde düşünceleri hızla akmaya başlar. Konsantrasyon kaybı vardır, dikkati çabuk dağılır. Kendini güçlü, önemli, diğerlerinden üstün görür. Fazla para harcama, hediyeler alma, ısmarlama, cinsel aktivitede artış, hızlı araba kullanma, kumar oynama, aşırı miktarlarda iş yapma gibi davranış değişiklikleri görülebilir.

    Pek çok insanın hoşuna gidecek bir durum gibi görünüyor...

    Burada aşırılıktan doğan riskler söz konusu olmaya başlar. Örneğin aşırı özgüven artışı kişinin ani tartışmalara ve kavgalara girmesine, “Nasılsa çok başarılıyım kazanırım” diyerek aşırı para harcamasına, “Çok yetenekliyim kaza yapmam” diyerek çok hızlı ve tehlikeli araç kullanmasına yol açabilir. Manik dönemde öfke, aşırı şüpheci ve hatta saldırgan davranışlar da ortaya çıkabilir. Çok şiddetli mani dönemlerinde kişi halüsinasyonlar görebilir.

    Depresyonu biraz anlatır mısınız?

    Depresyon; mutsuzluk, hayattan zevk alamama, isteksizlik, enerji azlığı, uyku ve iştahla ilgili değişiklikler, suçluluk ve değersizlik duyguları, dikkatini toplamakta güçlük, ölüm ve intihar düşünceleriyle karakterize bir durumdur. Normal depresyondan farklıdır çünkü tekrar eder. Bipolar depresyonda, depresif duygular olağan üzüntüden daha ağırdır; daha uzun süre devam eder ve kişinin günlük faaliyetlerini yerine getirmesini zorlaştırır.

    Tanı ve tedavisi nasıl yapılır?

    Bipolar bozukluk genelde depresyon dönemiyle başlar, manik dönemler sonraki yıllarda ortaya çıkar. Bu yüzden
    hastalar doğru tanı ve doğru tedavi ile karşılaşana kadar yıllar geçebilir.

    Temel tedavisi ilaçlarla yapılır. Hastalığın niteliğinden dolayı, çoğu zaman hem manik hem depresif belirtileri kontrol altına almak için tek ilaç yeterli olmayabilir. İlaç tedavisinin amacı, manik ve depresif dönemlerin sayısını azaltmaktır.

    Tedavide iki süreç var; birincisi ataklar başladığında uygulanan akut ilaç tedavisi; ikincisi ise ataklar henüz başlamadan uygulanan koruyucu tedavi. Hastaların çoğu iyiyken neden ilaç kullanmaları gerektiğini kabul edemez ve tedavilerini sonlandırır. Koruyucu tedavi uzun zamana yayılır ve yıllarca sürebilir.

    Zamanı ve süresi değişiyor

    Mani ve depresyon dönemlerinin süresi ile sayısı kişiye göre farklılık gösterebilmektedir. Mani ve depresyon dönemleri birkaç gün sürebileceği gibi, aylarca da devam edebilir. Zamanla dönemler sıklaşır; bu sebeple de bozukluğun süresi uzadıkça dönemler arasındaki süre kısalır.

    Dr. Oya Bozkurt
  • "Atatürk, Dinlenmek İçin Gittiği İstanbul’daki Florya Köşkünden, Yanında Yalnızca Şoförü ile Küçükçekmece’ye doğru giderken Tarlasında Sabanla Çift Süren Bir Çiftçi Görür. Çiftçinin Sabanında Koşulu Olan Öküzün Yanında, Koşulu Bir de Merkep Vardır. Şoförüne;

    — Arabayı Durdur, Der.

    Arabadan İner. Tarlaya Doğru yürür. Çiftçi Kendisine Doğru Geleni Görmüştür. Sabanında Koşulu Olan Öküzü ve Merkebi Durdurur. Atatürk, Yanına Gelince,

    — Kolay Gelsin Ağa, der.

    — Sağolasın Bey! Hoşgeldin.

    — Hoşbulduk Ağa. Yoldan Geçerken Dikkatimi Çekti. Öküzün Yanına Merkep Koşmuşsun. Hiç Öküzün Yanına Merkep Koşulur mu? Bunlar Denk Değil.

    Köylünün Canı Sıkkındır. Biraz da Alınmıştır. Bezgin Bir Ses Tonuyla,

    — Merkeple Öküzün Yan Yana Koşulmayacağını Bilmiyom mu Sanıyon Bey. Sen Bunu Bana mı Söylüyon?

    — Kime Söylemeliyim Ağa?

    — Sen Bunu Git Vergi Memuruna Söyle.

    — Vergi Memuruna mı?

    — He ya! Bu Sene Ürünüm Kıt Oldu. Vergi Borcumu Ödeyemedim. Dört Gün Önce Vergi Memurları Öküzün Eşini “Vergi Borcunu Karşılar” Diyerek Alıp götürdüler. Sattılar. Benim Öküzün Eşi Sizin Gibi Beylerin Sofrasına Et, Sucuk Oldu Bey.

    Atatürk, Çok Sinirlenmiştir. Alışkanlığı Gereği Kızdığı Zaman Kaşlarını Çatmaktadır. Onun Bu Halini Gören Köylü,

    — Bana Niye Kaş Çatıyon Bey. Yalan Söylediğimi mi Sanıyon? Sana Ne Söylediysem Hepsi Doğru. Ben Küçükçekmece Köyündenim.Muhtara Sor İstersen.
    Atatürk,

    — Neden Kaymakam Bey’e Gidip Durumu Anlatmadın Ağa?

    — Gittim Bey.

    Köylü Duraksamıştır. Bunu Anlayan Atatürk, Devam Eder.

    — Kaymakam ne dedi?

    — Git borcunu öde, dedi.

    — Sen de Vali Bey’in yanına gitseydin.
    Köylü Atatürk’ü bir müddet süzer. Atatürk, konuşmadan dinlemektedir. Köylü konuşmaya devam eder.

    — Sen hiç Vali’nin yanına gitmemişsin bey. Halından belli oluyor.

    — Halimden belli mi oluyor?

    — He ya! Hem gitseydin bilirdin.

    — Neyi bilirdim?

    — Kapıdaki Jandırmaların adamı içeri koymadığını, bey.
    Atatürk,

    — Başvekil İsmet Paşa’ya telgraf çekip, durumunu niye izah etmedin?, diye sorar.
    Köylü gülümseyerek,

    — İnsanı güldürme bey. Başvekilin kulağı sağır, duymaz diyola, der.

    Atatürk, kızmıştır.

    — Peki! Gazi Paşa’ya niye telgraf çekmedin?,diye sorar.

    — O’nunda bir gözü kör, görmez diyola. Hem, sen zenginsin. Tomofilin bile var. Bunları heç duymadın mı?

    Atatürk, cüzdanından elli lira çıkarır.

    — Bunu kabul et ağa. ĎÖküzün yanına bir eş alırsın, der.

    Elleri titreyen köylünün, elini sıkar. Yanından ayrılır. Hızlı adımlarla arabasına doğru yürür. Florya köşküne döner. Başbakan İsmet Paşa’ya şu telgrafı çeker.

    —“ Derhal Heyeti Vekileyi (Bakanlar Kurulu’nu) topla, İstanbul’a gel.”

    Başbakan başkanlığında Bakanlar Kurulu Florya köşküne gelirler. Atatürk, şoförünü köylüyü alıp gelmesi için yollamıştır. Arabanın içinde sıra sıra dizilmiş Jandarmaların arasından Florya Köşküne gelen köylü “Eyvah ben ne yaptım” diye için için dövünmektedir. Kendisini kapıda karşılayan şık giyimli bir beyefendi nazik bir sesle “ beni takip edin efendim” deyince içi biraz ferahlasa da çok korkmuştur. Adamı takip ederek büyük bir toplantı salonuna girerler. Salon kalabalıktır. Ortada büyük bir masa, etrafında sandalyelere oturmuş şık giyimli insanlar ile ayakta duran iki kişi daha vardır. Gözleri karamış, ayakları bedenini taşımakta zorlanmaktadır. Heyecandan kalbi fırlayacak gibidir. Tanıdık bir ses duyar.

    — Hoşgeldin ağa. Gel yerin burada.
    Diyen Atatürk, sağ tarafında, yanında ayırdığı boş sandalyeyi eliyle işaret etmektedir. Köylü, zorlanarak yürür ve yığılırcasına sandalyeye oturur. Durumunu anlayan Atatürk,

    — Sakin ol ağa. Korkacak hiç bir şey yok.

    — Sağol bey! Sağol.

    Köylünün soluklanmasını ve rahatlamasını bekleyen Atatürk, bir müddet sonra,

    — Seni buraya niye çağırdım biliyor musun ağa?
    — Hayır bey, bilmiyom.

    — Dün bana anlattıklarını, bu gün burada anlatmanı istiyorum. Ama; bir tek kelimesini dahi atlamadan, eksiksiz olarak anlatmanı istiyorum. Haydi başla, seni dinliyoruz.
    Köylü başından geçenleri bir bir anlatır. Daha önce söylediklerinin eksik olanlarını Atatürk, tamamlar. Köylünün konuşması bitince Atatürk, masada oturanları tek tek tanıtır. Kendisinin de Gazi olduğunu söyler. Sonra ayağa kalkar. Elini masaya sertçe vurarak, öfkeli bir sesle;

    — Beyler, ben çiftçinin koşumluk hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tohumluk buğdayını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tarım aletini, sağımlık hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ankara’ya dönecek ve bu işi hemen halledeceksiniz.

    Bu olaydan sonra aşağıdaki kanun bir gecede hazırlanıp yasalaştırılmıştır.

    İcra İflas Kanunu Madde 82/4.: Borçlu çiftçi ise, kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer teferruatı ve tarım aletleri haczedilemez..."

    Bakalım kaç kişi sonuna kadar okuyup paylaş tuşuna basacak?