Bria, bir alıntı ekledi.
23 Nis 16:31 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Ben Humdrum değilim! Ama neden bunu düşünmek beni öpmek istemene sebep oldu?"
"Her şey seni öpmek istememe sebep oluyor. Bunu hala fark edemedin mi? Gerçekten kalın kafalısın." Beni tekrar öptü. Yine gülüyordu.
"Humdrum değilim," diye tekrar ettim fırsat bulduğumda. "Olsaydım bilirdim."
"Sen tam bir trajedisin, Simon Snow. Gerçekten daha büyük bir felaket olamazsın."
Beni öpmeye çalıştı ama geri çekildim. "Ve sen bundan hoşlanıyor musun?"
"Bayılıyorum," dedi.
"Neden?"
"Çünkü birbirimize uygunuz."

Asla Vazgeçme, Rainbow Rowell (Sayfa 398)Asla Vazgeçme, Rainbow Rowell (Sayfa 398)
Kitap her yerde okunur, bir alıntı ekledi.
09 Ara 2017 · İnceledi

“Geniş bir aile en sonunda daha büyük bir eve taşınabilmişti. Bir süre sonra amcalardan biri yeğenine, "Yeni evinden hoşlanıyor musun?" diye sordu.

"Çok iyi" diye cevap verdi oğlan. "Erkek kardeşim ve benim kendi odamız var ve kız kardeşlerimin de öyle ama zavallı annem hâlâ babamla aynı odada mahsur kaldı!"

Her çocuk zeki, TEMİZ, saf doğar ama biz onun üzerine pislik atmaya başlarız”

Çocuk-Kendin Olma Özgürlüğü, OshoÇocuk-Kendin Olma Özgürlüğü, Osho

ÇOK FAZLA SPOİ






ÇOK FAZLA SPOİ









ÇOK FAZLA SPOİ







19 sene sonrasında Minerva McGonagall Hogwarts müdüresi, Hermione Granger Sihir Bakanı, Harry Potter Sihirli Yasal Yaptırım Dairesi departmanının başında, Ron Weasley abisi George ile şaka dükkanını işletiyor ve Neville Longbottom Hogwarts’ta Bitkibilim Profesörü. Neville’in bahsi geçmesine rağmen oyunda hiç gözükmüyor.

Oyun Harry’nin oğlu Albus Severus, Draco’nun oğlu Scorpius ve Hermione ile Ron’un kızı Rose’un Hogwarts trenine binmeleriyle başlıyor. Hogwarts’a vardıklarında Albus ve Scorpius Slytherin’e seçilirken, Rose Gryffindor’a seçiliyor. Albus’un Slytherin’e seçilmesi, hem kuzeni Rose hem de Hogwarts öğrencileri tarafından negatif karşılanıyor. Albus, Harry’nin oğlu olarak Slytherin’e seçildiği ve Scorpius da Draco’nun oğlu olduğu için okulda çokça nefretle karşılaşıyorlar. İki karakter bir süre sonra en yakın arkadaş oluyorlar. Harry ikisinin arkadaşlıklarına karşı çünkü Scorpius’un Lanetli Çocuk olduğuna inanıyor. Rose annesine oldukça benziyor ama Hermione’nin aksine uçmakta oldukça başarılı ve ikinci senesinde Gryffindor’un Quidditch takımına Kovalayıcı olarak giriyor. Harry’nin büyük oğlu James Sirius da Gryffindor öğrencisi ve karakteri Fred ile George’u anımsatıyor.

Bu arada Harry’nin Scorpius’un Lanetli Çocuk olduğuna inanmasıyla ilgili olarak, bu Lanetli Çocuk muhabbeti nasıl başlıyor belli değil. En azından internette Harry’nin böyle bir kehanete neden inandığına dair bilgi verilmemiş. Tahminimiz “Lanetli Çocuk” olarak anılan kişinin karanlığı tekrar yükselteceği ve eski kötü günlerin geri geleceğiyle alakalı. Harry Potter da bir seherbaz olarak bunun önüne geçmeye çalışıyor.

Oyunun çoğu Albus, Scorpius ve Rose’un 4. senesinde geçiyor. Bu süreç içerisinde Scorpius’un annesi Astoria ölüyor ve ölümü Scorpius ile Draco’yu oldukça derinden etkiliyor. Hogwarts’ta Scorpius’a olan nefretten dolayı aslında Draco’nun değil, Voldemort’un oğlu olduğuna dair dedikodular var. Scorpius ve Draco bu dedikoduları yalanlıyorlar. 4. senelerinde Albus ve Scorpius oldukça yakın arkadaşlar ve Scorpius Rose’dan hoşlanıyor. Harry ve Ginny’nin kızı Lily Luna da Hogwarts’a başlıyor ve Gryffindor binasına giriyor. Scorpius’un karakterinin oldukça utangaç ve sevimli olduğu söyleniyor.

Albus ve Scorpius’un bu kadar yakın olmalarının sebeplerinden biri de Albus babası Harry’nin iyi şöhretinin yükü altında kalırken, Scorpius’un babasının kötü şöhreti yüzünden dışlanması. İki karakter de babalarının geçmişte yaptıklarıyla anılıyorlar. Fakat Scorpius bu konuda babasıyla sorun yaşamazken, Albus yaşıyor. Yeniyıl için evine giden Albus, babasıyla kavga ediyor. Harry kızı Lily Luna’ya oyuncak kanatlar, oğlu James’e görünmezlik pelerinini verirken, Albus’a bebekken kendisine ait olan ve Hagrid’in bebek Harry’i sarmak için kullandığı battaniyeyi veriyor. Babasının diğer kardeşlerine güzel hediyeler verirken kendisine eski bir battaniye vermesine sinirlenen Albus, babasıyla kavga ediyor ve Albus “Senin gölgende yaşamak ne kadar zor biliyor musun? Zavallı Harry Potter, ailesiz büyümüş ve herkesi kurtarmış aman da aman ama oğlu ancak Slytherin’e girebilmiş! Keşke babam sen olmasaydın,” dedikten sonra Harry sinirlenip “Hiç yoktan bir baban var!” diye cevap veriyor. Kavga kızışınca Harry Albus’a “Keşke sen de benim oğlum olmasaydın.” diyor. Buna sinirlenen Albus odasına koşarken Harry kızgınlıkla söylediği şeylerden pişman oluyor.

hogwarts-yeni-armalar-ust

Bu olaylardan sonra Cedric Diggory’nin babası Amos Diggory Harry’i ziyaret edip, Harry’den geçmişe dönerek oğlunu kurtarmasını istiyor. Geriye hiç zaman döndürücü kalmadığını söyleyen Harry, Amos’un isteğini geri çeviriyor. Fakat aslında Harry bir zaman döndürücüsüne sahip fakat geçmişi değiştirmenin tehlikelerini bildiği için isteği reddediyor. Amos’un yeğeni Delphi adındaki bir karakter, Albus ve Scorpius’a bu olayı anlatıyor ve Harry’nin aslında bir zaman döndürücüye sahip olduğunu söylüyorlar. Üçü birlikte çok özlü iksir içerek Harry, Ron ve Hermione’nin kılığına giriyorlar ve gizlice Harry’nin ofisine giderek zaman döndürücüyü alıyorlar. Geçmişe dönmeden önce Albus ve Scorpius, Delphi’ye ona ihtiyaçları olmadığını söyleyerek Delphi olmadan geçmişe gidiyorlar.

Geçmişe gittiklerinde ortadan kayboldukları için Harry ve Draco oğullarının yerini merak etmeye başlıyorlar. Oğullarını bulamadıkları için kavga eden Draco ve Harry, Harry’nin mutfağında düello yapıyorlar. Düello sırasında içeri giren Ginny iki karakteri ayırıp “İki dakika baş başa kalınca hemen birbirinizi öldürmeye çalışıyorsunuz,” diyor.

Albus’un kayıbı için kendini suçlayan Harry, Dumbledore’un Hogwarts’taki portresini ziyaret ediyor ve iki karakter arasında duygusal bir konuşma geçiyor.

Albus ve Scorpius, Harry’nin okuldaki Üç Büyücü Turnuvası zamanına geri dönüyorlar. Cedric oyunu kazanamasın diye Durmstrang öğrencisi kılığında Cedric’e büyü yapıp onu küçük düşürmeye çalışıyor. Hermione bunu görüyor ve baloya Viktor Krum ile gitmiyor. Ron baloya Padma Patil ile gidiyor ve Hermione’yi Viktor’dan kıskanmadığı için aralarında o efsanevi aşk bir türlü alevlenemiyor. Ron, Padma ile baloda yakınlaşıyor ve ileride onunla evleniyor

Albus ve Scorpius geri döndüğünde Hermione ve Ron hiçbir zaman bir araya gelmemiş oluyor ve çocukları Rose ile Hugo hiç doğmamış oluyorlar. Bu durumu düzeltmek için tekrar geri dönüyorlar. Geçmişe gittiklerinde Albus ve Scorpius Cedric’i etkisiz hale getirerek 2. görevde başarısız olmasını sağlıyorlar. Bu sayede Cedric turnuvadan eleniyor ve hayatı kurtuluyor.

Cedric’i kurtardıktan sonra kendi zamanlarına dönüyorlar ve döndüklerinde Scorpius tek başına döndüğünü ve Albus’un ortalıkta olmadığını fark ediyor. Bu alternatif gelecekte Hogwarts’ın müdürü Dolores Umbridge ve büyü dünyası Voldemort’un elinde. Umbridge ile Scorpius arasında şöyle bir konuşma geçiyor.

Scorpius: “Al nerede?”

Umbridge: “Al?”

Scorpius: “Albus Potter”

Umbridge: “Harry Potter öldüğünden beri yıllardır bir tane bile Potter görülmedi”

Bu bilgiyle şok olan Scorpius, geldiği günün Voldemort Günü olduğunu öğreniyor ve ilk bölüm bitiyor.

lanetli-cocuk-olum-yiyenler

Oyunun ikinci bölümü bu alternatif gelecekte başlıyor. Cedric hayatta kalmasına rağmen, Turnuva’yı kaybettiği için Harry’den nefret etmiş ve Voldemort’a katılmış. Daha sonra Neville’i öldürmüş ve bu sebepten dolayı Neville savaşta Harry’e yardım edememiş. Hogwarts Savaşı’nda Harry ölmüş ve bu yüzden Albus hiç doğmamış ve Voldemort ise iktidarda. Draco Malfoy, Sihirli Yasal Yaptırım Dairesi’nin başında ve Muggle doğumluları yok etmekten bizzat sorumlu. Scorpius babasının konumundan ve gücünden ötürü Hogwarts‘ta ünlü, o zaman çizgisindeki hali de normal halinden farklı olarak oldukça kötücül ve lakabı Akrep Kral (adı Scorpius’un adı, akrep anlamına gelen scorpion kelimesinden üremedir). Hatta Muggle doğumlu öğrencileri Hogwarts zindanlarına hapsetmek gibi uygulamaların da fikrini ortaya süren de Scorpius’muş. Kafası karışan ve ne kadar kötü bir insan olduğuna inanamayan Scorpius, Draco’nun yanına neler olduğunu sormaya gidiyor. Scorpius’un bu “değişmiş” halini -özellikle de Harry Potter ve Hogwarts Savaşı hakkında sorular soran halini- gören Draco’yla aralarında uzun bir tartışma geçiyor. Draco sinirlenip, Scorpius’un kafasını masasının üzerine vuruyor. Fakat Scorpius, Draco’ya zamanında annesi Astoria’nın ne kadar iyi bir cadı olduğunu ve annesinin Draco’nun ne kadar iyi biri olduğuna inandığını hatırlatıyor. Baba ve oğul el sıkışarak ayrılıyorlar. Bu evrendeki herkes “Voldemort ve Cesaret” diyerek el sıkışmak zorunda. Ayrıca aralarındaki konuşmada Severus Snape’in hayatta olduğunu öğreniyoruz.

Scorpius, Snape’den yardım istemeye karar veriyor fakat ilk başta hikayesine onu inandıramıyor. Sonra Snape’e Lily’den ve aralarındaki sevgiden bahsedince Snape ona ve zamanda yolculuk hikayesine inanıyor. Scorpius, Snape’e Harry’nin oğluna onun ismini verdiğinden bahsediyor ve Snape Lily’nin hatırına Scorpius’a yardım etmeyi kabul ediyor ve onu gizli odasına götürüyor.

Odada Ron ve Hermione ile karşılaşıyoruz. Ron ve Hermione bu evrende de evli değiller ama aralarında bir yakınlık var. Ron, Hermione ve Severus Voldemort’a karşı aktif direnişte rol oynuyorlar. Ron ve Hermione, Snape ile yakın arkadaşlar. İkisi de başta Scorpius’a inanmıyorlar fakat Scorpius onlara diğer evrende başlarına gelenleri anlatıyor ve kendileri hakkında bu kadar bilgi sahibi olmasına şaşırıp Scorpius’a inanıyorlar. Tekrar zamanda Üç Büyücü Turnuvası’ndaki göreve geri gitmeyi, Albus ve Scorpius’un Cedric’e yardım etmek için kullandıkları büyüleri kalkanla engelleyerek her şeyi olması gereken haline getirmeyi planlıyorlar.

İlk görevde işler yolunda gidiyor ama ikinci görevde bir terslik çıkıyor ve Ruh Emiciler geliyor. Hermione, diğerlerine kendisinin Ruh Emicileri engelleyeceğini o arada diğerlerinin kaçmaları gerektiğini söylüyor. Onlar gitmeden önce de Ron’a onu hep sevdiğini ve seveceğini açıklıyor. Ron da Hermione’yle kalmaya karar veriyor ve ikisi de Ruh Emici öpücüğüne maruz kalıp ölüyorlar.

l-r_Ron_Weasley_(Paul_Thornley),_Hermione_Granger_(Noma_Dumezweni),_Rose_Granger-Weasley_(Cherrelle_Skeete)-large_trans++qVzuuqpFlyLIwiB6NTmJwanvEx60GDKHt8thW94NfqQ

Snape ve Scorpius ormana kaçıyorlar fakat Ruh Emiciler gelmeye devam ediyor, Snape de Scorpius gidip işleri düzeltebilsin diye kendini feda ediyor ve ölmeden önce Scorpius’a Harry’nin oğluna kendi ismini vermesinden onur duyduğunu söylüyor.

Scorpius ikinci görevde her şeyi düzeltiyor, Albus geri geliyor ve beraber kendi zaman çizgilerine dönüyorlar. Herkes onlara oldukça kızıyor. Scorpius onlara zaman döndürücüyü kaybettiğini söylüyor. Fakat sonra kaybetmemiş olduğunu ve yok etmeye karar verdiğini öğreniyoruz. Albus’la beraber zaman döndürücüyü yok etmek için Baykuşhane’ye gidiyorlar. Orada onu nasıl yok edeceklerini bulmaya çalışırlarken karşılarına Amos Diggory’nin yeğeni ve onların da arkadaşı olan Delphi çıkıyor. Albus’la Scorpius kıza Cedric’i kurtaramadıklarından bahsediyorlar fakat Delphi onlara zaman döndürücüyü nasıl yok edeceklerini göstereceğini söylüyor.

Bu arada Delphi yirmili yaşlarında. Çocukken bir hastalık geçirdiği için Hogwarts’a hiç gidemediğini anlatıyor ve Amos Diggory’nin kaldığı huzurevinde çalıştığını söylüyor. Fakat bu bir yalan. Delphi’nin sırtındaki bir dövmeden Voldemort sempatizanı olduğunu anlıyorlar. Kız aslında zamanda geri gidip tekrar Voldemort’u geri getirmenin planını yapıyormuş ve bu sırada Albus ve Scorpius’u da kullanmak istiyormuş çünkü kehanet Voldemort’u Albus’un geri getireceğini ve bu yüzden Albus’un Lanetli Çocuk olduğunu öngörüyormuş.

Harry ve Ginny, Albus’la Scorpius’un yokluğunu fark edip deliye dönüyorlar. Ron onları en son Delphi’yle Baykuşhane’de gördüğünü söylüyor, onlar da nerede olduklarını öğrenmek için kızın tek yakını olan Amos Diggory’e gidiyorlar fakat Amos hiçbir zaman Delphi diye bir yeğeninin olmadığını söylüyor.

Bu noktada Delphi, Albus ve Scorpius’a aslında Voldemort ve Bellatrix’in kızı olduğunu ve Hogwarts Savaşı’ndan önce doğduğunu söylüyor.

Delphi, Albus ve Scorpius Üç Büyücü Turnuvası’nın üçüncü görevine gidiyorlar. Delphi kaçamasınlar diye ikisinin asalarını kırıyor ve hatta elindeki zaman döndürücüyü beş dakikadan fazla geçmişte kalamayacağı için almaya çalışan Scorpius’a Crucio Laneti yapıyor ve Scorpius’a daha fazla zarar gelsin istemeyen Albus, Delphi’ye boyun eğip istediklerini yapıyor.

Albus ve Scorpius, sonunda ölecek olsalar bile Delphi’yi engellemeye karar veriyorlar. Buna sinirlenen Delphi tam onlara zarar vermeden önce Cedric tarafından donduruluyor. Cedric, Albus ve Scorpius’la konuşuyor ve Cedric ölüme gitmeden önce Albus babası Amos’un onu çok sevdiğinden bahsediyor.

Delphi bir şekilde büyüden kurtuluyor ve Albus ile Scorpius’u yakalayarak onları kendisiyle birlikte geçmişe götürüyor. Albus bunun Lily ve James Potter’ın öldüğü 1981 gecesi olduğunu anlıyor. Yani Delphi diğer planında başarısız olunca bizzat Voldemort’a yardım edebilmek için Harry’i kendisi öldürmeyi planlıyor. Albus, Lily ve James’i birkaç kez dışarıda görüyor ve bebek Harry’nin battaniyesini tanıyor. Onu bir şekilde almayı başarıp üzerini yakarak “Baba yardım et 31/10/81” yazıyorlar.

harry-draco-ronald

O sırada Harry Draco’yla konuşuyor. Draco ona karısının aileden geçen bir kan hastalığı olduğunu, bu yüzden Scorpius’u doğururken zayıf düşüp öldüğünü, Scorpius hakkında dolaşan lanetli çocuk dedikodularının onları ne kadar yıprattığını falan anlatıyor. Harry ona üzülüyor ve sempati duymaya başlıyor.

Hermione Sihir Bakanı olarak olağanüstü bir toplantı yapıyor ve bakanlığın diğer çalışanlarına neler olduğunu anlatıyor. O sırada Draco çıkıp suçun kendisinde ve oğlunda olduğunu söyleyerek sorumluluk alıyor.

Albus’un odasına gitmiş olan Harry ise duygusal bir çöküş yaşıyor. O güne kadar çevresinde ölen herkes için kendisini suçluyor. Ginny ona umudunu kaybetmemesini söylüyor ve o sırada battaniyeyi eline alan Harry Albus’un geçmişten gönderdiği mesajı görüyor.

Harry, Draco, Ginny, Ron ve Hermione 1981 yılının 31 Ekim’ine geri dönüyorlar çünkü aslında Draco’nun ailesinin de gizlice sakladıkları bir zaman döndürücüleri olduğu ortaya çıkıyor ve oğlanlarla Delphi’nin kullandığı bir prototip olduğu anlaşılıyor.

Delphi’nin asıl niyetinin Harry’yi öldürmek değil, Voldemort’u uyararak Harry’e saldırmamasını söylemek olduğunu öğreniyorlar. Bu yüzden Harry Voldemort kılığına giriyor ve Delphi’yi diğerlerinin olduğu yere çekiyor. Hep beraber Delphi’yle savaşıp onu yeniyorlar.

Bu sırada Harry ve Albus’un ilişkisi oldukça düzeliyor çünkü Albus birkaç kez babasını kurtarıyor. Karakterler hep birlikte Voldemort’un Lily ve James’i öldürmesini izlemek zorunda kalıyorlar. Geçmişi değiştirirse geleceği bozacağını bilen Harry ailesini kurtaramıyor ve ölümlerini izlerken yere yığılıp ağlıyor.

Geri döndükten sonra Delphi’yi Azkaban’a kapatıyorlar ve Scorpius Rose’a çıkma teklif ediyor. Harry ve Albus, Cedric’in mezarını ziyaret ediyorlar ve Harry sürekli Cedric’ten özür dilemek için oraya geldiğini söylüyor.

Oyun, tıpkı yedinci kitabın sonu gibi umut dolu olan şu cümleyle bitiyor:

“Bugün güzel bir gün olacağa benziyor.”

Merve Akpınar, bir alıntı ekledi.
19 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Bekleyin benim August'a bir sorum var," dedi Julian elini kaldırarak. "Neden saçının arkasında örgü var? Padawan şeysi falan mı?"
"Hı-hı," dedim omuz silkme ile baş sallama arası bir hareket yaparak.
Bayan Petosa bana gülümseyerek, "Padawan şeysi de nedir?" diye sordu.
"Yildiz Savaşları'nda var," diye cevapladı Julian. "Padawan'lar, Jedi çırağıdır."
"Ah, ilginç, " dedi Bayan Petosa bana bakarak. "Peki, Yıldız Savaşları'na düşkün müsün, August?"
"Sanırım." Başımı salladım ama bakmadım çünkü o an aslında sıranın altına girmek istiyordum.
"En sevdiğin karakter kim?" diye sordu Julian. O kadar da kötü biri olmayabileceğini düşünmeye başlamıştım.
"Jango Fett."
"Peki ya Darth Sidious? Ondan da hoşlanıyor musun?"

Mucize, R. J. Palacio (Sayfa 53)Mucize, R. J. Palacio (Sayfa 53)
Aleyna Yılmaz, bir alıntı ekledi.
 25 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Hoşlanıyor musun?
"Benden hoşlanmıyorsun, değil mi?"
Tereddüt ettim. "Öyle bir şey yok Daemon. Seni... sevmek zor. Seni anlamak zor."
"Seni de." dedi, gözleri kapalıydı, yüzünde rahat bir ifade vardı. "İmkânsızı kabul ettin. Kız kardeşime ve bana karşı iyisin, hem de itiraf ediyorum, sana hıyarlık etmeme rağmen. Dün hemen evden dışarı koşup bütün dünyaya bizi anlatabilirdin ama yapmadın. Bir de benim saçmalıklarıma katlanmıyorsun," diye ekledi, hafif bir kahkahayla. "Bu huyuna bayılıyorum."
Vay canına. Bir dakika. "Benden hoşlanıyor musun?"
"Sonraki soru?" dedi.

Obsidiyen, Jennifer L. Armentrout (Sayfa 194)Obsidiyen, Jennifer L. Armentrout (Sayfa 194)