Bizlere başkaları tarafından sunulan bir geleneğin,kasten ya da farkında olmadan cahili olduğumuz bir geleneğin, bizi nasıl şekillendirdiğinin ayırdına varmıştım. Yegâne amacı başkalarını insan değilmiş gibi göstermek, canavarlaştırmak olan bir söyleme, sesimizi ödünç verdiğimizi kavramaya başlamıştım. Ne de olsa o söylemi beslemek çok daha kolaydı, ne de olsa eldeki gücü korumak, insanın gözüne daima izlenmesi gereken yolmuş gibi görünürdü.
İnsanların arasındaki duyguların pek çoğu jestlerin ve sessizliğin içine kodlanırdı, çünkü kelimeler kifayetsiz kalırdı. Kelimelerin tükenip bütün iletişimin sessizlik içinde sürdürülebileceği bir gün gelebilirdi. Sesle sessizlik arasındaki çizgi çözülüp gidebilirdi.