Canısı

Canısı
@htbt
İbrahim Erkal
“Gönlümün hicranını bilen Rabbim! Ne olur içimden geçenlere bir istikâmet ver…”
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Geceyi seyrede seyrede öğrendimki; Işık insanın içinde yanmıyorsa, Yüzünede vurmuyor...
Şu evler kadar yorgunum anne Hayat yalnızca bir kargaşa Ne özlem ne tutku ne kekik kokularının peşinden gelen anılar Dünya hepsini eledi anne Boynunu hüzünlü bir çiçek gibi büktü umudum Umudum ki, vakitsiz ölen çocukların akranı Asırlık bir kaldırım taşı gibi soğuk yüreğim Acılarımı yitirdim Sevinçlerimi de Hissizlik ölüm demiştin İki çığlık arasına astım kalbimi Dönüp durdum soluk yataklarda Sorular sormayı bıraktım zamana Zaman ki, hep yalancı çıktı Saklandım bir süre Dağ eteklerindeki rüzgârlara Yaşlı ağaçların soluğuna Sonra oturup kaldım bu pencere önünde Bir pencere önünde oturup kalmak değil midir hayat Her şeyin nihayetinde… Seçil Oğuz
Kimseyi uykunuzdan, yemeğinizden, ailenizden fedakarlık yapacak kadar yaslanacağı dağ olmayın. Ben ettim siz etmeyin.
Tolstoy ne güzel demiş; “Biliyor musun, her şeyden haberim var ama bazı şeyleri bilmek istemiyorum.”