Kitaplarla, resimlerle, güzel şeylerle dolu olan, insanların alçak sesle konuştukları, kendilerinin ve düşüncelerinin temiz olduğu bir havayı solumak istiyorum. / Martin Eden
“Bazı hikâyeler anlatılmaz, saklanır. Ama bir kuşak, suskunlukla değil anlatıyla ayakta kalır.”
Zülfü Livaneli’nin son romanı Bekle Beni, 68 kuşağının gölgesinde büyüyen bir aşkı, politik sürgünlükle, hapislikle, hasretle ve unutmayla örüyor. Selim ile Leyla’nın yolları, gençliğin ateşiyle kesişiyor; ama ülkenin karanlık sokakları, onları iki ayrı yöne savuruyor. Geride kalan sadece mektuplar... Ve mektupların taşıyamadığı bir geçmiş.
Kitap, büyük ölçüde Selim’in mektuplarına yaslanıyor. Mektuplar sadece bir kadına değil; bir döneme, bir kuşağa, bir vicdana yazılmış gibi. Livaneli, bir roman kaleme almaktan çok, belleğini aralıyor; yaşanmışlıkları, tanıklıkları, kırgınlıkları ve yarım kalanları sayfalara döküyor. Bu yönüyle Bekle Beni, kurmaca ile otobiyografi arasında salınan, kişisel olanı toplumsal olana dönüştüren bir anlatı.
Ancak bu duygusal yoğunluk, her zaman kurgusal başarıyı beraberinde getirmiyor. Romanın yapısı zaman zaman fazla lineer, olay örgüsü tahmin edilebilir, karakter çizimleri ise özellikle Leyla tarafında daha çok bir figür olarak kalıyor. Mektupların dili ise yer yer fazla süslü ya da yazarın sesine fazla yakın bu da karakterin inandırıcılığını zayıflatabiliyor.
Yine de Bekle Beni, bir aşkın gölgesinde ülkenin acılı tarihine dokunan, umudu da, kaybı da, sessizliği de unutmayan bir roman. Eksikleriyle, fazlasıyla; anlatının gücünü hatırlatan metinlerden biri.
Sonuç ;
Okunması kolay ama sindirilmesi zaman isteyen bir kitap. Hikâyesinden çok atmosferiyle kalıyor akılda.
Bekle BeniZülfü Livaneli
Kamelyalı Kadın – Alexandre Dumas Fils
İlk bakışta ismine aldanıp Monte Cristo Kontu'nun yazarı Alexandre Dumas’yı sanabilirsiniz. Ama bu eser, onun aynı adı taşıyan oğlu Alexandre Dumas Fils’e
Bir türlü ele geçirilemeyen "anlam"ın sürekli aranışını, bilincin toplumdan ve dış dünyadan kopuşunu, topluma yabancı duran kahramanın çevresiyle ve
toplumla arasındaki çatışmayı anlatan roman...
toplumun istediği kalıba girmeyi reddettiği için
dışlanan bir "yabancı"
Kitaptan...
*İnsan madem ki ölecektir,
bunun nasıl ve nerede olacağının önemi yok
*hayat, yaşanmak zahmetine değmeyen bir şeydir.
* Artık bana ait olmayan bir hayatın bütün hatıraları başıma üşüşüyor YabancıAlbert Camus
Kitaplar hakkında inceleme yazmak adetim değildir.
Şermin Yaşar kalemi zaten bilenler bilir. Akıcı, eğlenceli ve temiz bir üslubu vardır. Kitaplarını okurken kitabı yiyor gibi hissederim ben, çoğu kitabını da okudum.
Söyleme Bilmesinler çok ayrı bir eser olmuş. Tutunamayanların neden tutunamadıklarını kendi ağızlarından dinlemek keyifliydi. Bütün karakterler mi haklı olur ama bu hikayede haksız yok gerçekten.
Her sayfada farklı duygu durumunda olacaksınız. Kahkahalarla okuduğum satırlar da oldu, karaktere sarılıp gözyaşı döktüğüm satırlarda.
Elimden bırakamadım bir solukta okunacak bir kitap.