• -inceleme 2015 yılına ait olup Kitap Haber sitesi için kaleme alınmıştır-
    http://www.kitaphaber.com.tr/...-ozdenoren-k532.html

    Kentler ve insanlar. Ne çok konuşurlar birbirlerine ve ne çok susarlar sonra kendilerine. Kentler mi insanları sessizleştirir, yoksa insanlar mı kenti bilinmez. Kent ilişkileri ile kent olgusu üzerinden insana, insan olgusu üzerinden kente kuşbakışı düşler bırakılıyor bu kitapta kalbimize.

    Kentler insana ne yapar bilir misiniz ve dahi insanlar kente? Usta öykücü Rasim Özdenören'in kentler üzerine irdelemelerinin yer aldığı bu kitap, okuyucu için ağır aksak ilerleyen türde olsa da, kentlere ve kent insanlarına karşı bakış açınızın ölçüleri arasında oynama yapmanızı sağlıyor. Seksen derecelik bir açı, Özdenören'in kavi cümleleriyle birden yüz seksen derecelik açısal bakış niteliği kazandırabiliyor size. O nedenle okur bu kitabı okumadan evvel böylesi açısal değişimlere hazırlıklı olmalı.

    Başrolünü kentlerin oynadığı, insanların kimi zaman başrol yardımcısı kimi zamansa figüran niteliğinde rol aldığı kitap, yazarın fikirsel iz düşümlerini yansıttığı kırk yedi ana başlıktan oluşmakta. Bazı başlıkları okurken gereksiz bulduğumu itiraf etmeliyim. Bunca ana başlığa ayrılacağına kitap, iç içe olan konular birleştirilerek anlatılabilirdi anlatılmak istenenler pek ala... Ayrıca başka bir noktaya değinmek gerekirse de Rasim Özdenören'in okuduğum diğer kitaplarına nazaran kendi kişisel özelliklerinin anlatımına en çok yer verdiği kitap Kent İlişkileri bu bakımdan da okunası bir nitelik kazanıyor yazarı tanımak isteyenlerin gözünde. Örneğin Özdenören'in kır yaşantısını sevmediği, ahşap pencerelere olan meftunluğu, insanlar arasında ki iletişimsizliğe kafa yoruşu gibi birçok özelliğine vakıf olabiliyorsunuz. Ayrıca diğer fikir ağırlıklı eserlerinde de sıkça rastladığımız iki noktanın yan yana kullanımı durumu bu eserinde de fazlaca mevcut. Bu durumun ne anlama geldiğini bilmeyen ve yan yana konan iki noktanın anlamına halen vakıf olamamış biri olarak yadırgıyorum açıkçası. Kitabın imlâ ve noktalama bakımından incelenme hususunda zayıflık olduğu aşikâr. Zaten kitapla ilgili indeks ve yayın evi bilgilerinin verildiği kısımda herhangi bir tashih bilgisine rastlanmamakta. Bu durumda kitabın yazıldığı gibi basıldığı izlenimi vermektedir. Yayınevleri için en olumsuz durum isim yapmış ünlü yazarların kitap dosyalarının salt kusursuz kabul edilerek yayına alınması. Bu da maalesef aslında kaliteli bir eseri altın misali aşınmışlık hissiyatı verilerek değerinin düşmesine yol açmaktadır, açacaktır. Yine diğer fikir ağırlıklı deneme kitaplarında arada sırada yaptığı kendi lügatince kullanılan kelimelerden anlamadıklarınız çıkıyor yer yer, bu nedenle Kent İlişkileri'ni okumaya niyet edenlerin yanlarında bir sözlük bulundurmasını tavsiye ediyorum.

    İnsanın kentleşme ve kentin insanlaşma sürecine göz atacak olursak;

    Kent İnsanı

    İnsanlar binalar yapar, binalar kenti kurar. Kenti kent yapan Özdenören'e göre biraz da binalar. Binaların mühendislerini mimarlarını pek beğendiği söylenemez ama. Batılı tarzda eğitim gören bu meslek erbaplarının diktiği binaların, kent insanını ötekileştirdiğine inanıyor. Her zaman ki tavrıyla batıya karşı olan tutumunu diğer kitaplarında olduğu gibi Kent İlişkilerinde de bina yollu dile getiriyor.

    Kentin kişiliğine dem vururken, en kişiliksiz kent olarak da Anakara'yı tanımlıyor. Ankara'yı neden kişiliksiz olarak tanımladığını merak edenler Kent İlişkilerini mutlaka eline alıp sayfaları çevirmeli.

    Paranın artık her şey yerine geçtiği bir devirde kent hayatını da ele geçirdiğine inanıyor. Kent insanının para yoluyla ve sıfır iletişim haliyle her işini halledebildiğini kendinden örneklerle göz önüne seriyor. Her şeyin mekanikleşmesi aslında insanlar için kolaylık gibi görünse de insani ilişkilere büyük darbeler vurduğu kesin. Kent yaşamıyla birlikte maddenin üstünlüğü insani nitelikleri alt etmekte. Kent insanı mekanikleştikçe ve paranın saltanatında taht yarışına girdikçe insanlığını unutacak. Yazar belki bunu bilerek belki de bunu bildirmeyi amaçlayarak cümleler kuruyor kimi sayfalarda.

    Modern Kentler ve Kır Yaşamı

    Yazar kentlerin modernlik durumunu anlatırken kent insanlarını ötekileştiren iletişimsizlik durumuna şu cümle ile değiniyor;

    "Modern kent"lerin özelliklerinden birinin de insana konuşma gereksinimi duyurmadan işlerini kotarma becerisini ve imkânını açmış olmasıdır." olsa gerek. Yaşadığınız kentte kendinizi görmek istersiniz kimi zaman, bir ayna niyetiyle kente baktığınızda içinizde yabancılık hissinden çok aitlik hissi varsa ne âlâ! Kentinizin modern açlıklarında tok kalabilmişsiniz demektir. Şayet yabancılık hissi varsa ve kendinizi yaşadığınız yere ait hissetmiyorsanız, yürüdüğünüz yollarda, baktığınız vitrinlerde, oturduğunuz evde hep kalbi aç bir insan olarak gezmişsiniz demektir. İçine bu duyguları sirayet ettiren modern kent insanı, alıp başını kırlara çıkmak ister çoğu zaman. Küçük bir evi, bahçesi, tarlası, hayvanları olsun ister. Özellikle kent yorgunluğunu yeterince çektiğini düşünen belli yaş üstü insanlarda bu düşünce hâsıl olur. Özdenören'e göre gereksizlik arz eden bu durum, kentten kaçısın insanın kendinden kaçışına eş değer olamama durumudur. İnsanın kendi gerçeğinden kaçması, yazara diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da doğru gelmiyor. İnsan savaşmalı kendisiyle, kalmalı ve savaşmalı.

    Modern kentler dilleri birbirine değmeyen insanlarla doluyken, kırların akılda yer ettiği munis doğa parçalarından çok kendi aklında kum ve taş çölleri olarak kaldığını söylüyor yazar. Başta da söylediğim gibi Özdenören tam bir kentli olamamakla birlikte kır yaşamını da hayatında hiçbir vakit benimsemiyor. Kır yaşantısına heves edenlerin kırlarda yaşamsal araçlar olarak kentsel araç gereçleri benimsemesini eleştiriyor ve şunları söylüyor: "...kentte yaşayıp doğa özlemi çekmek olsa olsa bir heves, bir fantezi gel geç bir arzu olur..." Kentte yaşanların kır hayatına özenmesinin yanında kırda yaşayanlarında kent hayatına olan özentisini de es geçmiyor yazar. Modern olduğunu savunan kent insanı ile kent hayatına özenen kır insanı arasında ambalaj niteliği açısından fark vardır sadece. Niteliksel farklılıklar sadece insanın kendini eğitme ve büyütme isteğiyle özdeştir.

    Kentler bağrına bastığı insanlarla ruh bulur ancak, insansız kent yerleşim yeri olma vasfını bile taşıyamazken, kentsiz insan sahipsizlik hissini taşır sol yanında hep.

    Kent İlişkileri

    Sayfaları kesişen bir doğru gibi ele alacak olursak; kentlerin, sunduğu imkânlarla insanları birbirinden yalıtan birinci unsur olduğu keşfine varabiliriz mesela. Bununla birlikte insanlarında birbirinden yalıtılmaya hazır olduğunu da. İlişki dediğimiz durum, sadece gerekli görülen ortamlarda, sözlü iletişime çok da ihtiyaç duymadan, ihtiyaçlarımızı giderme isteğimizdir aslında. Ve bundan bir kentli(!) olarak çok da rahatsız olmadığımız...

    İnsanın kendini değiştirmek adına kenti terk etme eylemi aslında ilişkisel bir kaçış. Ya da kendine gücü yetmeyen insanın yaşadığı kenti değiştirme eylemi... Çelişik durumların da ele alındığı bu kitap kentlerin birbiri ile olan ilişkisini, kent insanın yalnızlığını, içsel çıkmazlarını zaman zaman tekleyerek de olsa güzel anlatıyor.

    İnsan odaklı her yapının kentsel bir dönüşümle yine insana olan hizmeti ise görülmeye değer duruyor. İnsan kent olgusuyla kendi fethine aday bir lisanı konuşuyor aslında...

    Yazarında dediği gibi;

    "Coğrafi fetih de, insanın kendini aşma cehdi kadar sınırsızdır: çünkü kaldırılan her örtünün altından bir yenisinin çıkacağı artık belli olmuştur."

    Kent İlişkileri
    Rasim Özdenören
    İz Yayıncılık
    200 Sayfa
  • Pasaportsuz Türk okurunu ilk şiirlerinde epeyce taşlı, ayaklarını acıtan bir tarlada yürüttükten sonra, sonlara doğru eteklerine pıtraklar batırıyor sadece. Bu duruma şairin öfkesinin sakinlemesi ya da okurun öfkeye alışması da diyebiliriz belki.


    http://www.kitaphaber.com.tr/...tsuz-turk-k3021.html
  • Yaşama ile yasama arasında bir nokta farkı vardır. Kanunların gölgesinin üzerine düştüğü insanlar, bir arada yaşama hastalığına tutulduğundan beri yasama denen mevzunun da peyda olması şiiri doğurdu. Çünkü bana göre tüm şiirler bir itirazdan doğar!

    http://www.kitaphaber.com.tr/...tsuz-turk-k3021.html
  • Şairin üslubu çağdaşlarının kapalı ve imge soslu anlatımına nazaran daha açık, bir dizesine hava almak için kalbinizi koyabilirsiniz mesela, başka bir dizesinde bir kekliği avlamadan gözlerinde durabilirsiniz. Yani demem o ki Öncel açık bir tavırla şiirinden yana davasını savunmaktan çekinmiyor. Anlaşılır olmak onu korkutan bir mesele değil. Kapalı ve fazla imgesel bir üslubun götürüsü şairlerinin eleştiriyi hiçbir şekilde üstlenmemesi olarak karşımızda bugün. Ne söyleseniz “siz orayı yanlış anlamışsınız” kıvamında bir zırh giyiyorlar üzerlerine, kapalı anlatımların çoğunda şairin eleştiriden gizlenmek namına üzerine bir yorgan çekmek istediği görüşünde olsam da istisnalar elbet var ve Öncel’in dediği gibi kaideyi bozmuyorlar.

    http://www.kitaphaber.com.tr/...tsuz-turk-k3021.html
  • Çağ ve İlham-I-II-III-Sezai Karakoç
    İnsanlığın Dirilişi-Sezai Karakoç
    Diriliş Neslinin Amentüsü-Sezai Karakoç
    İslam'ın Dirilişi- Sezai Karakoç
    Bu Ülke-Cemil Meriç
    Mağaradakiler- Cemil Meriç
    Kültürden İrfana- Cemil Meriç
    İdeolocya Örgüsü- Necip Fazıl Kısakürek
    Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu- Necip Fazıl Kısakürek
    Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler-Rasim Özdenören
    Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti- Rasim Özdenören
    Doğu ve Batı Arasında İslâm-Aliya İzzetbegoviç
    İnsanlığın Medeniyet Destanı-Roger Garaudy
    İslâm'ın Vadettikleri- Roger Garaudy
    Geleceğimizde İslâm Var- Roger Garaudy
    İslam’ın Yükseliş ve Çöküşleri- Roger Garaudy
    Türkiye'nin Maarif Davası-Nurettin Topçu
    Var olmak- Nurettin Topçu
    Bilginin İslamileştirilmesi-İsmail Faruki
    Sünneti Anlamada Yöntem-Yusuf el-Karadavî
    İslâm'ın Vizyonu-William Chittick
    Yoldaki İşaretler-Seyyid Kutup
    İslâm Düşüncesi-Muhammed İkbal
    Zamanın Kıymeti- Abdulfettah Ebu Gudde
    Cahil Hoca- Jacques Ranciere
    Okulsuz Toplum-Ivan Illich
    Ezilenlerin Pedagojisi- Paulo Freire
    İnsan- Dücane Cündioğlu
    Hakikat ve Hurafe- Dücane Cündioğlu
    Medeniyet Aklı- Savaş Ş. Barçin
    Felsefenin Arka Merdiveni- Wilhelm Weischedel
    Modern Dünyaya Başkaldırı- Julius Evola
    Korku Kültürü- Frank Furedi
    Kutsal Sanat- Titus Burckhardt
    Filozof Taşı- David Peat
    Marifet Kitabı- İbn Arabî
    İlahi Aşk- İbn Arabî
    Fususu’l-Hikem- Muhyiddin İbn Arabî
    İslam Medeniyetinin Geleceği- Ziyaüddin Serdar
    Kapitalizm ve Modernlik- Jack Goody
    Tarih Hırsızlığı- Jack Goody
    Küreselleşme ve Din- Richard Falk
    Yırtıcı Küreselleşme- Richard Falk
    Oryantalizmin Kısa Tarihi- Yücel Bulut
    Hikem-i Ataiyye- Ataullah İskenderi
    Noktanın Sonsuzluğu (4 Cilt)- Lütfi Filiz
    Çağdaş Küresel Medeniyet /Anlamı-Gelişimi-Konumu- Ş. Teoman Duralı
    Felsefe-Bilim Nedir?- Ş. Teoman Duralı
    İslam’da Modernleşme- Bedri Gencer
    Modernliğin Hikmetinden Sual- Bedri Gencer
    Ben, Öteki ve Ötesi- İbrahim Kalın
    Akıl ve Erdem- İbrahim Kalın
    Kendini Aramak- İhsan Fazlıoğlu
    Kendini Bulmak- İhsan Fazlıoğlu
    Üç Zor Mesele- İsmet Özel
    Kalbin Aklı- Şavaş Ş. Barkçin
    Modernleşme Kuramı- Fahrettin Altun
    İslam Metafiziğine Prolegomena- Nakib Attas
    Aklı Karışıklar İçin Kılavuz- E. F. Schumacher
    Medeniyet Felsefesi 1- Albert Schweitzer
    Mağaradaki Gölgeler- Graham Dunstan Martin
    İnsanın Ölçüsü Olarak Makine- Michael Adas
    Modern Dünyanın Bunalımı- Rene Guenon
    Uygar Barbarlık- Stjepan G. Mestrovic
    İlerleme ve Din- Christopher Dawson
    Batı Uygarlığı Ütopya ve Trajedi- George Frankl
    Kesin İnançlılar- Eric Hoffer
    Sahnelik Toplum- Anton C. Zijderveld
    Modernliğin Eleştirisi- Alan Touraine
    Başaklar ve Ayrık Otları / Modernliğin Sahte Kutsalları- Tage Lindbom
    Modern Dünyaya Başkaldırı- Julius Evola
    İnsanın Anlam Arayışı- Victor E. Frankl
    Özgürlükten Kaçış- Eric Fromm
    Çürümenin Kitabı- E. M. Cioran
    Aklın Muhteris Çağı- Eric Hoffer
    İnsan Denen Meçhul- Alexis Carrel
    İmparatorluk- M. Hardt, A. Negri
    Dinle Küçük Adam- Wilhelm Reich
    Tanrının Ölümü ve Kültür- Terry Eagleton
    İmansızların İmanı- Simon Critchley
    Sonsuz Talep- Simon Critchley
    Tarihten Çıkan Siyaset- Wendy Brown
    Yükselen Duvarlar Zayıflayan Egemenlik- Wendy Brown
    Okumadığınız İçin Teşekkürler- Dubravka Ugresiç
    Siyah Deri Beyaz Maske- Frantz Fanon
    Yeryüzünün Lanetlileri- Frantz Fanon
    Akla Veda- Paul Feyereband
    Bilimin Tiranlığı- Paul Feyereband
    Şarkiyatçılık- Edward W. Said
    Kültür ve Emperyalizm- Edward W. Said
    Avrupa Fikri- Anthony Pagden
    Tüketim Toplumu- Jean Baudrillard
    7/24 Geç Kapitalizm ve Uykuların Sonu- Jonathan Crary
    Dünyayı Politik Düşünmek- Chantal Mouffe
    Enformasyon Bombası- Paul Virilio
    Modernliğin Beş Yüzü- Matei Calinescu
    Akademik Aklın Eleştirisi- Pierre Bourdieu
    İktidar Olmadan Dünyayı Değiştirmek- John Holloway
    Eşitsizliğin Bedeli- Joseph E. Stiglitz
    İnsanın Durumu- Lewis Mumford

    http://www.kitaphaber.com.tr/...ir-kitabi-k2909.html