• Bir sözcük ortaya çıkar çıkmaz o bir hua wei'ye dönüşür. Hua Wei'nin birebir çevirisi "söz kuyruğu" demektir. Ve sonra, düşünce gittikten sonra ya da söz gittikten sonra o yeniden hua t'ou'dur.
    Osho
    Ganj Kitap
  • Beş göz
    YENİ Zelanda'da iki camiye silahlı saldırı düzenlendi.
    Katliamda ilk belirlemelere göre 49 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Brenton Tarrant isimli saldırgan, saldırıyı iki yıl önce planladığını belirtirken 70 sayfalık manifestosunda Türkler'i de tehdit etti!
    Ergün Diler: Takvim Gazetesi, 16 Mart 2019, Cumartesi

    https://www.takvim.com.tr/...r/2019/03/16/bes-goz



    Kalpsiz, vicdansız kiralık katil CUMA NAMAZI için camiye gelen masum insanlara kurşun yağdırdı. 17 dakikalık video çekerek katliamı canlı vermek gibi bir ilke imza attı.
    İSTİHBARAT operasyonu olan katliamın elbette şifreleri vardı.
    Amacı vardı!
    Mesajı vardı!
    Hatta böylesine kurgulu, üzerinde çok düşünülmüş operasyonlarda birden fazla mesaj vardır. Ayrı ayrı adreslere gönderilmek üzere...
    Brenton Tarrant isimli vicdansız kiralık katilin özel yaşamı, nerede ne yaptığı, kiminle evli olduğu, annesi-babası beni ilgilendirmiyor.
    KATİL SONUÇTA! KİRALIK VE KİRLİ BİR TETİKÇİ...
    İNSAN DEĞİL... Silah değiştirip vurduğu insanların üzerine ikinci, üçüncü kez kurşun sıkacak kadar cani. İnsanlık dışı yaratık...
    Peki bu kadar vahşice bir katliam neden yapılır? Hiç tanımadığı insanlara niye böyle ÖLÜM kusulur? Asıl soruya gelelim... BU EMRİ, MASUM İNSANLARI ÖLDÜRME EMRİNİ KİM VERİR?
    Gelin buraya bakalım...
    Yıllardır, aylardır ABD ile ÇİN'in savaşını yazıyorum.
    İki gücün arkasındaki isimleri sıralıyorum. TÜRKİYE'NİN VAZGEÇİLMEZLİĞİNDEN söz ediyorum. "Türkiye olmazsa olmaz" diye tekrar tekrar not ediyorum. Ve Yeni Zelanda'da katliam oluyor TÜRKİYE'ye mesaj yollanıyor! NEDEN ve KİM?
    Açalım...
    ABD, yani CIA, HUAWEI'nin patronunun kızını KANADA'da tutuklattı. Sonra da ABD'ye çekmek için düğmeye bastı.
    Çin'in dünyayı dinlemek, borsaları gözlemek, konuşmaları kaydetmek, trafiği görmek için büyük ümit bağladığı HUAWEI saldırı altındaydı. 5G teknolojisiyle olan biten her şeyi bilecekti.
    CIA-PENTAGON buna itiraz ediyordu. Çünkü bu işleri kendileri yapıyordu... Kaptırmak niyetinde değillerdi! Huawei'nin patronu Ren Zhengfei'nin kızı Meng Wanzhou CIA'nın eline geçince ÇİN cevap vermek zorundaydı.
    Sert bir cevap dünyada izledikleri politikaya uymuyordu. Ancak bir şey yapmaları gerekiyordu. Bu arada tesadüf işte BOEING 737 8 MAX düştü! Çin hem uçakları yasakladı hem hava sahasını bu uçaklara kapattı. Türkiye de İran da! 50 ülkede bu uçaklar yere inmişti! Çin HUAWEI'ye yapılan saldırıya BOEING üzerinden cevap veriyordu. VE SAFLAR NETLEŞİYORDU! Türkiye ÇİN'in yanında yer alıyordu!
    İşaretler bu yöndeydi!
    Yeni Zelanda son zamana kadar HUAWEI'nin karşısında kaya gibi duruyor, ülkesinde operasyonlarını yasaklıyordu... Ancak son günlerde BASKI sonucu yön değiştirme sinyali verdi!
    Konu elbette HUAWEI idi...
    Ancak YENİ ZELANDA'nın ÇİN'in yanına geçmesi başka bir olayı daha tetikliyordu!
    ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN İKİNCİ ÖNEMLİ KONU BUYDU!
    Açalım...
    Yeni Zelanda saldırısı SAHTE BAYRAK OPERASYONUYDU! Görünen ile gerçekte olan bambaşkaydı!
    Sahte BAYRAK operasyonunun merkezinde ise The Five Eyes (Beş Göz) yatıyordu!
    Özellikle Yeni Zelanda'da Kraliçe II. Elizabeth'ten çok Jacob Rothschild güçlüdür. Avustralya'da da etkilidir ama Yeni Zelanda farklıdır! Yeni Zelanda Merkez Bankası'nda görev yapmış olan Sir Spencer Russell, Dr. Donald Brash, Dr. Alan Bollard, Graeme Wheeler, Grant Spencer ve Adrian Orr, Jacob Rothschild tarafından atanır.
    İşte Yeni Zelanda, Amerika Birleşik Devletleri'nin 70 yılı aşkın süredir kullandığı The Five Eyes (Beş Göz) istihbarat dinleme ve gözetleme sistemi için çok ama çok önemlidir! Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın da içinde olduğu bu sistem Amerika için vazgeçilmez.
    Rothschild ailesinin baskısıyla YENİ ZELANDA yön değiştirdi.
    Bunu istediğini gösterdi! Ailenin yani ROTHSCHILDLER'in kararıyla Yeni Zelanda The Five Eyes'tan (Beş Göz) ayrılma kararı verdi. Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı da, Yeni Zelanda'yı dünya ekseninde merkez haline getirecek bir saldırı planlamaya başladı. CIA, 1 ayı aşkın süredir Yeni Zelanda'da bir bomba saldırısı planlıyordu. Ancak cami baskını çok daha etkili olabilirdi. Böyle karar verdiler ve hayata geçirdiler!
    Yeni Zelanda The Five Eyes'tan asla vazgeçemeyecek.
    Bu konu artık mecliste dahi konuşulmayacak. Yeni Zelanda Merkez Bankası Başkanı Adrian Orr, saldırının olduğu saatten bir süre sonra 49 kişinin katledildiği caminin sadece 3 kilometre uzağında bir toplantıda konuşacaktı. O toplantı da iptal edildi. Bu da bir tesadüf değildi.
    Adrian Orr, Merkez Bankası Başkanı gibi görünse de ülkenin Rothschild ailesiyle birlikte daha güçlendiğini söylemekten hiç çekinmeyen biri.
    20 yılda sadece 76 kişinin cinayet ve kazada öldüğü Yeni Zelanda'daki bu saldırı, Ortadoğu'ya da mesaj göndermeyi ihmal etmiyordu. Türkiye mesajın merkezinde yer alırken, verilen rakamlardan bazıları Akdeniz'in eylem ve boylamıydı. Yani Akdeniz'in savaşın merkezi olduğu gizlenmiyordu. MESELA SİLAHIN ÜZERİNDEKİ 14, MALTA'nın BOYLAMI...
    Saldırganlar yakalandı.
    Konuşsalar da bir şey değişmeyecek. Cılız ifadeler, sükseli tipik terörist açıklamaları gibi gösterilecek. Aslında saldırı için bir cami, bir de kilise seçildi. Ancak tercih son anda değiştirildi...
    Çünkü caminin sadece 3 kilometre uzaklığındaki bir kilisenin önünde de bombalı araç bulundu. Bu araçtaki bomba uzaktan kumanda ile patlatılmaya çalışıldı, ancak bilinmeyen bir nedenden dolayı patlamadı. Şimdi saldırıdan sonra ülkelerin ortak mesajlarını iyi takip edin. Kimileri bu saldırıdan mutlu olacak ama kınama mesajları yayınlayacak. TERÖR ve MÜSLÜMAN kelimelerini kimin kullandığına iyi bakın! NOT EDİN!
    ABD, dünyada patlayan veya patlatılan her bombadan haberdardır. The Five Eyes (Beş Göz) Washington dışındaki saldırıları öğrenmek için kurulmuştu. Sonra amacı değiştirildi ve sistem dinlemesiyle ülkelerdeki eğitim kurumlarındaki görevlilerin yönünün değiştirilmesine kadar etkin olan bir sisteme geçildi.
    Çok zor bir dönemden geçerken Yeni Zelanda'da bu saldırı kimse tarafından beklenmiyordu. O nedenle CIA Yeni Zelanda'yı seçti.
    Avrupa'daki saldırı daha etkin mesaj olur muydu? Avrupa'da da yakın zamanda saldırı olacak. Bunu görmek de zor değil. Bu saldırı Avrupa'ya da mesaj içeriyor.
    Merkel de Macron da hemen tepki verdiler! Biz de... Çin'in açtığı yolda olanlar hedef!
    Başaramayacaklar ama terörle gelecekler. İPEK YOLU'nu engellemeye güçleri yetmedi, şimdi dağıtmak için gelecekler... Kaç kez söyledim bilmiyorum ama 2019 çok zor bir yıl olacak. "HAVADA SAVAŞ" isimli yazımın üzerinden daha iki gün geçti! Finalde ne notu düşmüştüm: Bu büyük savaşta masum çok can yok olacak...
    Maalesef böyle... Savaş artık kendini gösterdi! AKDENİZ'den dolayı biz de merkezindeyiz...
    Belki bize GÜCÜMÜZDEN dolayı hiç bulaşmazlar ama Çin'e destek olanlar hedef! Saldıracaklar!
    Büyüttükleri bütün özel terör grupları aktif şu an! Türkiye bunu Atatürk Havalimanı, Reina ve Dolmabahçe saldırıları ile yaşadı. Ve sonra gerekeni yaptı, YABANCILARA ÇALIŞAN UNSURLARI TASFİYE ETTİ! Bize en fazla KAŞIKÇI CİNAYETİ ile bulaştılar! Bu kadar!
    Yine tedbiri elden bırakmadan gidelim. SAVAŞ BAŞLADI!
  • Nebil, Huwei'nin özellikle dünya çapındaki başarılarına atıf yaparken, Türkiye'deki telecom altyapısındaki kurumsal networkler'in yüzde 80'inin artık Huawei'ye dönmüş olduğu bilgisini de verdi:
    "Bunlar hem para anlamına geliyor hem de Cisco'da ortaya çıktı, Edward Snowden (NSA sızıntılarıyla) birçok sırrı ortaya koydu. Snowden'in ortaya koyduğu şeylerden biri şu. Cisco eğer yabancı bir devletin önemli bir şirketine mesela başbakanına satılmışsa, Amerika'dan sevk edilmeden önce içine böcek konuyor. Yani dinleme yapıyorlar. Bu Telekom cihazları aynı zamanda sadece para kazandırmıyor, casusluk yaptırıyor. Şu anda bağırdıkları bu, bunu kaybediyorlar. Kendilerinden bildikleri için yani bunlarla casusluk yapıldığını, Çinliler casuslukla suçluyorlar. Türkiye'nin altyapısı yani elimizdeki telefonlar yeni markalarını koymaya başladılar. Eskiden markayı üzerine basarak başkası yapar, öyle telefon üretiyorlardı, şimdi kendileri üretmeye başladılar. Bunlar şu anda Türkiye'nin altyapısı, yani telefon operatörlerinde ve şirketlerde de kurumsal networkler var, bütün bunların yüzde 80'i Huawei'ye dönmüş durumda. Bunlar Amerikalı şirketlere mühendis yerleştirmişler, bunu Amerikalılar iddia ediyor. Ve bu mühendisleri ticari sırları çaldıklarını söylüyorlar. Ama Çinliler bunu şöyle anlatıyorlar. ‘Reverse engineering' (tersine mühendislik) yaptık diyorlar. Eline gelen yönlendirici cihazı çözmüş, sökmüş parçalarını, incelemiş, nasıl yapıldığını görüp yapmış. Böyle anlatıyorlar. Her ne olursa olsun Çinliler teknolojiyi Batı'dan öğrendiler."