• Ne var ki 2013 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığına genel askeri teamüllere aykırı olarak Orgeneral Hulusi Akar atandı ve böylece 2015 yılında Genelkurmay Başkanlığı yolu da Hulusi Akar'a açılmış oldu.
    Erkan Yılmaz Büyükköprü
    Sayfa 106 - kırmızı kedi yayınevi
  • Kafamıza çuval geçirdiklerinde, liyakat madalyalı Hilmi bey genelkurmay başkanıydı, liyakat madalyalı Yaşar bey genelkurmay ikinci başkanıydı, Hulusi beye de liyakat madalyasını kafamıza çuval geçiren arkadaş taktı!

    Celal Bayar kimse...
    Kenan Evren kimse...
    Hilmi Özkök kimse...
    Bu isimler size neyi çağrıştırıyorsa...
    Hulusi Akar da odur.
  • Avuçlarda bir Zehra duası... Çadırlarda ise seccade ıslanır göz incileriyle, Fırat çaresizce başını taştan taşa vurarak akar ve ağlar. Çocuklar aç, çocuklar susuz... Titriyor yer ve gök. Gel gör ki çelikleşmiş bir imana sahip bu bahadırların başları dik, yürekleri çok büyük... Görünürde görkemli, hakikatte ise zelil ve rezil olmaktansa Rahman'ın verdiği rütbe ile mutlu ve bahtiyardırlar. Tereddütsüz bir şekilde Allah ve ceddinin uğrunda can verdiler. Güçlü imanları, Allah'a olan samimi bağlılıkları simalarında bir meşale... “.. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir.”* ayeti henüz inzal olmuş gibi onları, gül yanaklarını anlatıyor.Evet, sizler ebedi âleme göç ettiniz, ölümsüzlüğü tattınız ve ne yapabilir size ölüm?.. Şair Erdem Beyazıt ne hoş tasvir emiş bu ahvali: Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm / Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm. Elbet fani âlem ve içindekiler ağlayacak size. Çünkü yeryüzü sizden daha iyisini görmedi ve görmeyecektir de.
  • 3. "Senin yurdun cennet bahçesi dahi olsa (ondan) vazgeç, kendini soyutla ki tüm isimlerin sende tecelli ettiği Âdem (gibi) olabilesin.”

    Kur'ân-ı Kerim'de genelde “altlarından ırmaklar akan” bir yer şeklinde tasvir edilen cennetin (Allah'tan hakkıyla korkanlara vaat olunan cennetin misali şöyledir: Altından ırmaklar akar durur, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir..." sekiz kapısı vardır ki kapıların isimleri; Cennet, Huld, Me'va, Naim, Âliye, Adn, Firdevs, Dâru's-selâm ve Hayevân'dır.“Bahçe” anlamına gelen ve selsebil ırmagının burada olduğu Firdevs, cennetin dördüncü kapısıdır. Uykunun, ölümün olmadığı misafirlerine hizmet için Hurilerin, Gılmanların, Vildanların ve ebediyete kadar ikâmetin olduğu cennette kim konaklamak istemez ki? İşte böyle bir yerde ilk konaklayan insan, insanlığın atası Hz. Âdem'dir.

    Hz. Âdem tüm yaratılanların aksine gözlerini dünyâda değil Dârü's-selâm'da açmıştır; ama Hz. Havvâ anamızla şeytanın sözüne uyması sebebiyle cennette açılan gözler; dünyâda kapanmıştır. Şeytanın aldattığı insan “Muallimu'l-esmâ” yani isimlerin öğretmeni diye bilinen Allah'ın peygamberi Hz. Âdem'dir. Muallimu'| esmâ'ya bütün kelimeleri, bütün isimleri öğreten Allah'tır. Allah'ın peygamberini, cennette dahi aldatan şeytan; dünyâda insanı nasıl aldatmasın ki... Bu onun için daha kolay deği! midir?

    Hulüsi Efendi, bu beytinde gönüllere şeytanın hilelerini hatırlatıyor ve ona bir kılavuz daha gösteriyor. O kılavuz bu sefer önce şeytanın hilesine aldanıp daha sonra cürmünü anlayıp Rabbinden af dileyen ve affa mazhar olan Hz. Âdem'dir. Bütün isimlere vâkıf olan Hz. Âdem gibi olunup yani ilmi, dini açılardan donanıp Allahı en iyi şekilde bilenlerden, tanıyanlardan olmak elzemdir. O, tanınmazsa, bilinmezse, yeme dedikleri yenirse, içme dedikleri içilirse, hâsılı emirlerine uyulmazsa, eldekilerin, cennet dahi olsa, hiçbir kıymeti olmaz. En büyük şeytan olan nefislerin istekleri doğrultusunda hareket etmemek, gönüllerin sahip olabilecekleri en güzel hazine, en güzel cennettir.

    Esmâ ve müsemmâ kelimeleri arasında (ism'den türediklerinden nâşi) iştikâk sanatı vardır.
  • Nuri pakdil 2014 yılında 1. si yapılan necip fasıl kısakürek ödülleri töreninde "nfk saygı ödülü" almıştır. Pakdil'in 2015 yılında 2. si yapılan nfk ödülleri töreninde "ne mutlu müslümanım diyene" sloganı ile bitirdiği konuşmasını dinleyen ve ayakta alkışkayanlar arasında erdoğan da vardır. Nuri pakdil'i evinde ziyaret edenler sadece erdoğan, kasırga, kalın ve albay b. K. Değildi.
    Hürriyet yazarı abdülkadir selvi nin 1 şubat 2017 de yazdığı... Hulusi akar, hakan fidan ve rasim özdenöner de vardı.
    Erkan Yılmaz Büyükköprü
    Sayfa 201 - irtica & fetö & erdoğan & pakdil & akar & fidan & albay b. k.& kısakürek
  • Ekşi Sözlük'te "Alseloz" adlı yazar, verilen ifadelerden yola çıkarak, yaşananları mizahi bir dille muhteşem özetledi:

    "Tümgeneral Mehmet Dişli: Komutanım şu evrakı imzala.

    Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar: Ne belgesi? Manyak mısınız lan siz!

    Dişli: Seni genelkurmay başkanı yapacağız.

    Akar: Ben zaten genelkurmay başkanıyım.

    Gen. Kur. 2. Başkanı: Ne oluyor burada?

    Dişli: Darbe oldu.

    2. Başkan: Ne darbesi lan?

    Dişli: Ne bileyim, öyle bir söylenti var.

    Akar: Nasıl söylenti var? Bana evrak imzalatıyordun.

    Dişli: Bana imzalat dediler.

    2. Başkan: Kim dedi?

    Dişli: Bilmiyorum, tanımıyorum.

    Qkar: Ne olacak o zaman?

    Dişli: Biz sizi bir tutuklayalım, sonra bakalım.

    Akar: Sıkmazsan şerefsizsin...

    Dişli: Neden sıkayım?

    2. Başkan: Darbe var ya...

    Dişli: Ne darbesi, kim yapmış?

    Akar: Manyak mısınız siz lan?

    Yaver: Herkes yere yatsın, Akıncı'ya götüreceğim sizi.

    Akar: Neden?

    Yaver: Darbe var.

    2. Başkan: Kim yapmış?

    Yaver: Neyi kim yapmış?

    Akar: Darbeyi

    Yaver: Ne darbesi?

    Dişli: En iyisi Akıncı'ya gidelim.

    Akar: Öztürk Paşa da oraya gitsin.

    Yaver: O orada zaten.

    2. Başkan: O mu yapmış darbeyi?

    Yaver: Ne darbesi, darbe mi olmuş?

    Akar: Kalkın Akıncı'ya gidelim yoksa kendimi keseceğim...

    (Akıncı'ya geçirdikten sonra...)

    Akın Öztürk Paşa: Komutanım hayırdır?

    Akar: Ne hayırdır?

    Öztürk: Ne işiniz var Akıncı'da?

    Akar: Siz getirdiniz ya.

    Öztürk: Biz neden getirtelim sizi?

    Akar: Darbe olmuş ya.

    Öztürk: Ne darbesi?

    Akar: Ebenin... Neyse... Sen ne arıyorsun burada?

    Öztürk: Darbecileri ikna etmeye siz gönderdiniz ya...

    Akar: İşte darbe diyorsun ya kim yapmış?

    Öztürk: Ne darbesi?

    Akar: Allah'a imanı olan biri beni vursun.

    İmam: Sonra kanlı dqrbe yaptılar desinler de mi, yemezler.

    Akar: Sen kimsin ulan?

    İmam: Ben hava kuvvetleri imamı.

    Akar: Tamam sakinim... Öztürk Paşam, diğer paşalar nerede?

    Öztürk: Düğündeler hocam.

    Akar: Haberleri yok mu?

    Öztürk: Neden haberleri yok mu?

    Akar: Yok bir şey Öztürk, yok bir şey...

    Öztürk: Komutanım, birazdan diğer paşaları da getirecekler düğünden.

    Akar: Kim getirecek?

    Öztürk: Darbeciler.

    Akar: Öztürk, buradan sağ çıkalım seni, Dişli'yi ve o yaveri bu imamın evinde... tövbe tövbe...

    Öztürk: Yav Yaşar, sen ne arıyorsun burada?

    2. Başkan Yaşar Güler: Zorla beni buraya getirdiler

    Öztürk: Kim getirdi?

    2. Başkan: Darbeciler.

    Öztürk: Darbe mi yapmışlar?

    Dişli: Ya birileri birşeyler yapıyorlar ama kimse bilmiyor ne olduğunu...

    Yaver: Ya komutanım... ne oldukları belli olmayan adamları en yakınlarına getiriyor bizim komutanlar, sonra ne oldu...

    Akar: O 1 dolarlar ne?

    İmam: Büyüyen korusun diye.

    Akar: Bu kim lan?

    Yaver: Valla biz komutan diyoruz, ama bazıları İmam diyor. Ben de anlamadım, ne olduğu belli değil.

    2. Başkan: Komutanım, TV'lerde darbe olmuş diyorlar.

    Dişli; Darbe mi, kim yapmış?

    Yaver: Allah memleketi korusun, ne adamlar var ya resmen ülkeye ihanet.

    Akar: Ulan buradan bi sağ çıkayım ben...

    Hakikaten, darbe gecesi yaşananlar bir tiyatro oyununa ilham kaynağı olabilirdi...