• Monstesquieu'nun ifadesiyle, İnsan vicdanının derununda, maddi ve sınırlı hayatın ötesinde hakikatlerle, tabiat ötesi hakikatlerle, metafizik hakikatlerle doldurulacak boş bir çukur vardır. Bu hakikatler,insanı bu "kapalı hayat" ın ve "kapalı tabiat"ın dışına götürür. O boş çukur, o insanı gönül ve ruhun gizli köşesi, eğer yüce yapıcı ve aydınlatıcı hakikatlerle doldurulmazsa, hurafeler dolar ve boş kalmaz.
  • "Kızlar," derdi onlara, "geceleyin saçlarınızı taramayın, yoksa denize açılanlar geri dönmekte gecikirler."
    Gabriel Garcia Marquez
    Sayfa 34 - can yayınları
  • Mevzû haberler, her ne kadar ilgili oldukları konu hakkında doğruluk değeri olmasa dahi, ortaya atılmış olduğu dönemin sosyal siyasî, dinî, kültürel ve hatta iktisadî yapısının izlerini taşımaları dolayısıyla büyük öneme haizdirler.

    Bu konuda Dûrî şunları söylemektedir:

    “Ümmetin genel çoğunluğunun zihniyetini düşünce biçimini ve olayları incelemedeki uzak görüşlülüğünü anlamada hikâyelerin, halk masallarının ve efsanelerin önemi büyüktür.

    Örneğin tarihî olaylarda rüyaların ve falların önemine sürekli işaret, bu tip şeylere inanan ve onun pratik faydasına kâni olan bir topluma delâlet eder.

    Aynı şekilde bazı hurafeler diğer bazı önemli noktaların ortaya çıkarılmasında büyük önem taşır. Örneğin sabahleyin yedi hurma yiyen bir kişinin evine o gün şeytanın girmeyeceği inancı hurma üretimine ve hurma ziraatına önem verildiğine işaret eder. İstanbul'un adı Peygamber adına benzeyen biri dışında hiç kimse tarafından fethedilemeyeceği inancı, İstanbul'un fethi konusundaki acizliğe ve fethi bilinmeyen bir tarihe erteleyen karamsarlığa işaret eder. Gözlerini açıp da gözleri yaşarmadan güneşe bakanın kâfir olduğu yolundaki hurafe de gözlerdeki salgın hastalıkları ve güneşe bakabilecek sağlıkta gözlerin azlığına delâlet eder."
  • _İnsanIar, kuşIar gibi uçmayı, baIıkIar gibi yüzmeyi öğrenmişIer ama insan gibi yaşamayı öğrenememişIer.
    _Görmek isteyenler için ışık, istemeyenler için karanlık vardır.
    _Kuvvete dayanmayan adaIet aciz, adaIete dayanmayan kuvvet zaIimdir.
    _Bir gemiye kaptan oIarak, o gemide doğmuş birini seçmeyiz.
    _Ölüme, yoksulluğa, bilgisizliğe çare bulamayan insanlar, mutlu olmak için bunları hiç düşünmemek gerektiğini anladılar.
    _İnsanIığın bütün sorunIarı, kişinin tek başına bir odada sessizce oturamamasından kaynakIanır.
    _Sanat hakkında: Asıllarına hayran olmadığımız pek çok şeyin yansımalarına hayranız. Hepsi doğada…
    _Her seçim bir vazgeçiştir.

    _Hiçbir şeyi kendisi kadar sevmeyen insan, sevdiği varlıkla, kendi kendisiyle baş başa kalmaktan çok hiçbir şeyden korkmaz. Her şeyi kendi için arar ama en çok kendinden kaçar. Kendini bulmak istemez. Çünkü kendini iyice görebildiği zaman, istediği gibi olmadığını anlar, içinde müthiş bir zavallılık, hiçbir zaman dolduramayacağı uçurumlar, boşluklar bulur.
    _Kabahatleri ve hataları itiraf etmemek yeni kabahatlerle yüklenmek demektir.
    _Hükumetin öncelikli görevi işsizliği ortadan kaldırmaktır, aksi takdirde toplumun düzeni bozulur.
    _Yüreğin kendi aklı vardır, aklın hiç bilmediği.
    _İnsanlar dinsel inançla yaptıkları kötülükleri başka bir yolla asla bu kadar eksiksiz ve neşeli yapamazlar.
    _Ne çok acı verir kişiye Türklerin; sapkınların ve inançsızlık yolunda atalarının ardından gittiklerini görmek. Bunun tek nedeni herbirinin benimsedigi önyargının, en iyi oldugunu sanmalarıdır.
    _İnsana büyüklük saglayan düşüncedir. Ben elsiz, ayaksız, başsız bir insan düşünebilirim ama düşüncesiz bir insan düşünemem. Düşünsem ancak bir taş ya da yırtıcı bir hayvan düşünürüm.
    _Kim bilir, içinde uyanık oldugumuzu sandıgımız yaşamın öteki yarısının uyandıgımıza inandıgımız uyku türünden bir uyku olmadıgını?
    _Ahlaksızlar, dogrulugu kendilerine bir kazanç sagladıgı için benimserler, yoksa atarlar.
    _Eskiden insanın önemi yaratıklara egemen olmasına dayanıyordu, bugün ise onlardan ayrılmaya.
    _Neden çogunlugun ardından gidilir? Daha mı çok aklı var? Daha mı güçlü?
    _Duygu ile yargı vermeye alışanlar, usla, anlayış gücüyle kavranandan bir anlam çıkaramazlar. Biz us'a baglı kalırsak mutsuz, ona uymazsak deliyiz demektir.
    _insanlar gerçekten bizdeki eksiklikleri bulup ortaya çıkarırsa bize haksızlık etmemiş olurlar. Bu eksikliklerin ana nedenleri onlar degildir.
    _Papağan, temiz de oIsa gagasını siIer.
    _Tanrı’yı tanımak ve O’nu sevmek arasında ne çok fark vardır.

    _YararIı oImak ve bir başkasına yanıIdığını göstermek istediğimizde, o kişinin söz konusu şeyi hangi açıdan eIe aIdığını gözIemIememiz gerekir, çünkü geneIde bu şey o açıdan bakıIdığında doğrudur. Bu gerçeği kabuI etmeIi, ancak bunun hangi açıdan yanIış oIduğunu görmesini sağIamaIıyız. Karşımızdaki bundan mutIuIuk duyacak, çünkü yanıImamış oIduğunu, tek eksikIiğinin bütün açıIardan görememek oIduğunu anIayacaktır. Çünkü her şeyi görmemesinden ve eIe aIdığı açıda doğaI oIarak yanıIabiImesinden kaynakIanır.
    _Şairlerin, sevgiyi kör olarak göstermeye hiç hakları yoktur: sevginin gözündeki bağ çıkarılmalı ve görme gücü bundan böyle ona geri verilebilmelidir.
    _İyilikler iade edilebilme sınırı içinde kaldıkça hoşa gider, bu sınırı aşınca şükranın yerini nefret alır.
    _Bir adam bir nehrin öteki tarafında yaşıyor ve onun lideri, benim liderimle kavga etti diye, biz aramızda kavga etmediğimiz halde, kalkıp birbirimizi öldürmeye kalkışmamızdan daha aptalca bir şey olabilir mi?
    _Ey hayat, ölüme minnettar ol! Seni o yüzden seviyorum

    _Beni bu dünyaya kimin gönderdiğini bilmiyorum, bilmiyorum dünya nedir, ben kimim, ben korkunç bir tarzda her şeyden bihaberim. Nereden geldiğimi bilmediğim gibi, nereye gideceğimi de bilmiyorum. Budur benim durumum: çaresizlik, zayıflık, karanlıkla dolu.

    _Bana filozofların değil, peygamberlerin haber verdiği Tanrı gerek.
    _Şu zavallı çocuklar, "Bu köpek benim” diyorlardı. İşte tüm dünyayı gasbedip sahiplenme davasının nasıl başladığının en canlı timsali.
    _Kendi çizdikleri yüzden korkan çocuklar.
    _Kısa bir mektup yazacak zamanım olmadığı için sana uzun bir mektup yazıyorum.
    _Mekân olarak evren, dört bir yanımı çevreleyip beni bir atom zerreciği gibi yutuyor; ama ben zihinsel düşüncemle dünyayı kavrıyorum.
    _Bize ait olmayan zamanlar üzerinde kafa yoruyor; bize ait olan biricik zamanı ise asla düşünmüyoruz. Geçmişi düşünürsek, gelecekle ilgili planlarımız aydınlanır; geçmiş, geleceğin aynası olur. Bizim sonumuz, kesinlikle şimdiki zaman değildir. Geçmiş ve şimdiki zaman bizim araçlarımızdır, sonumuz ancak geleceğimizdir. Bu bakımdan, hiçbir zaman fiilen şu anda yaşıyor sayılmayız; daima yaşamayı ümit ediyor ve ileride nasıl mutlu olacağımızı planlayıp duruyoruz.
    _Zaten insan dediğin doğada nedir ki? Sonsuzluğun karşısında hiçbir şey, hiçliğin karşısında her şey, hiçbir şey ve her şey arasında bir orta nokta ve ikisini de anlamaktan son derece uzak.
    _Akla baglı kalmak, işte gerçek hristiyanlık buna dayanır.
    _Tanrıtanımazlık güçlü bir anlayış gücünün belirtimidir. Tanrıtanımazlar, hangi kanıt vardır elinizde insanın bir daha dirilmeyecegini söyleyebilmeniz için?
    _Annem, ben dogmadan önce ölseydi bende olmayacaktım, öyleyse ben gerekli bir varlık degilim.
    _Çocuklar bile babalarının alışkanlıgından edinmiştir, hayvanlarda görülen avlanma gibi, alışkanlık insanı duvarcı, er, yapı işçisi v.s yapar.
    _Kleopatra'nın burnu daha kısa olaydı evrenin yüzü bambaşka olurdu.
    _Yanılmanın ana nedeni, duyularla akıl arasındaki savaştır.
    _Yutuldugu sonsuzluk gibi içinden çıktıgı yoklugu da görme gücünden yoksundur insan.

    _Blaise Pascal (1623 – 1662) Fransız matematikçi, fizikçi. Janselist
    19 yaşında bile değilken, 3 yıllık uğraştan ve elli prototipten sonra, babasının bitmek tükenmek bilmeyen vergi hesaplamalarına yardımcı olmak için mekanik hesap makinesinin ilk iki mucidinden biri olmuştur.16 yaşındayken konikleɾ üzeɾine biɾ inceleme yazdı. _Pascal üçgeni. 1..12..121..1331..14641..1 5 10 10 5 1_ Hidrolik pres (hidrolik basınç kullanarak kuvveti arttırma) ve şırınga, icatları arasındadır. Galileo ve Torricelli gibi o da 1646’da “Kainat boşluk kabul etmez” ifadesini savunan Aristoteles’in takipçilerini çürütmüştür.

    _Olasılık kuramı, Matematiğe yaptığı en etkileyici katkıdır. İlk olarak kumar oynanırken uygulanmıştır. Belirsizlik, risk, karar verme ve bireylerin ya da toplumun gelecekteki olayların gidişatını etkileme kabiliyetine bakış açımızı değiştirmiştir.
    _Pascal’ın münzevi yaşam tarzı, insanın acı çekmesinin doğal ve gerekli olduğunu söyleyen bir inançtan türemiştir
    _Hidrolik pres (hidrolik basınç kullanarak kuvveti arttırma) ve şırınga, icatları arasındadır. Hidrostatik basıncın sıvının ağırlığına değil yükselti farkına bağlı olduğunu kanıtlamıştır.
    _Barometre, atmosfer basıncını ölçmeye yarayan alet. Genellikle civalı (sıvılı) ve aneroid (havalı) olmak üzere yaygın olarak kullanılan iki çeşidi vardır. Cıvalı barometre 1643 yılında Evangelista Torricelli tarafından bulunmuştur.
    Cıvalı barometre, içi cıva dolu dikey bir borudur. Borunun üst ucu kapalıdır. Alt uç ise açık, ancak cıva dolu bir kaba daldırılmış durumdadır. Atmosferin bu kap içindeki cıva yüzeyine yaptığı basınca göre, borunun içindeki cıva sütunu yükselip alçalır. Cıva sütununun yüksekliği barometre basıncını gösterir. Havalı barometre atmosfer basıncına bağlı olarak daralan ve genişleyen, daralma-genişleme miktarını da rakamlı bir düzenek sayesinde ölçek üzerinde işaret eden metal bir kutudur._Pascal, nasıl bir gücün cıvanın bir kısmını tüpün içinde tuttuğunu ve tüpün üzerindeki boşluğu neyin doldurduğunu sorgulamıştır. Çoğu bilim adamı orada vakum yerine görünmez bir maddenin olduğunu ileri sürmüştür. Bu düşünce, evrenin görünür ya da görünmez bir madde olduğunu ve bu maddenin daima hareket halinde olduğunu savunan Aristocu düşünceye dayanmaktadır. Pascal, deneyi Paris’te 50 metre yükseklikteki Saint-Jacques-de-la-Boucherie kilisesinin çan kulesinin tepesine bir barometre çıkararak tekrarlamış ve cıvanın 2 çizgi düştüğünü görmüştür. Her boşlukta bir maddenin bulunmasının zorunlu olduğu eleştirisine karşı Pascal, Estienne Noel’e cevap olarak 17. yüzyılın en büyük ifadelerinden birini vermiştir. [Karl Popper]’ın popülerleştirdiği bu ifade, bilimsel teorilerin çürütülebilirliklerine göre karakterize edilmesi fikrinin dikkat çeken bir öngörüsüdür: “Bir hipotezin doğruluğunu göstermek için bütün olguların onu izlediğini göstertmek yeterli olmaz; fakat, eğer hipotez olgulardan herhangi birinin tersine bir yol izliyorsa bu onun yanlışlığını ortaya çıkarmak için yeterlidir.” Pascal’ın vakumun varlığı konusundaki ısrarı, Descartes da dahil olmak üzere diğer seçkin bilim adamları arasında çatışmaya yol açmıştır.
    _Matematik felsefesi_Pascal, gerçeklerin keşfedilmesi meselesi için kullanılan metodun en ideal halinin daha önceden saptanmış gerçekler hakkındaki tüm önermelerin ortaya çıkarılması olduğunu savunmuştur. Aynı zamanda bunun imkansız olduğunu iddia etmiştir çünkü önceden saptanmış gerçeklerin desteklenmesi için başka gerçeklere ihtiyaç vardır ve bu nedenle ilk ilkelere ulaşılamayacaktır. Buna dayanarak, Pascal geometride kullanılan prosedürün, bazı ilkelerin doğru varsayılması ve diğerlerinin onlara dayanılarak geliştirilmesi yoluyla da olsa, olabileceği en mükemmel durumda olduğunu savunmuştur. Buna rağmen varsayılan ilkelerin doğruluğunu test etmek için bir yol bulunmamaktadır.

    _Jansencilik bir Katolik teolojik harekettir. Fransa'da gündemde olmuştur. Günahın kaynağı, insanın dünyaya gelmesiyle oluştuğunu savunan görüşü benimsemiştir. İlahi lütuf ve Mukadderat ilkelerini savunur. Jansenizm e göre Tanrı daha doğuştan itibaren insanı günahkar ya da günahsız olarak seçmiştir. İnsan ne yaparsa yapsın bunu değiştiremez. Kalvinizm işe çok benzer yanları olan bu akım da İsa sadece seçilmişler için canını vermiştir. Hareket Hollandalı teolog Cornelius Jansen'in eserinden ileri gelmişti.
    ______________________________________






    _Francis Bacon_
    _Yıllanmışlığın güzelliği dört şeyde kendini gösterir; yıllanmış şarap, eski dostlar, yakmak için odun ve eski yazarlar. _Çirkin insanlar genellikle doğa ile ödeşirler çünkü doğanın kendilerine ettiği kötülüğün acısını onlar da doğaya kötülük ederek çıkarmaya çalışırlar. _Yalnız kendisini düşünen insan, yumurtasını pişirmek için komşusunun evini yakar.
    _Sahilde durup gemilerin denizde gidip gelişini izlemek bir zevk. Bir kalenin penceresinde durup, bir muhabereyi, aşağıda süregiden macerayı izlemek bir zevk. Ancak hiçbir şey, gerçeğin gözetleme mevkiinde durup da... Aşağı vadideki hataları, amaçsız gezintileri, pusları ve fırtınaları görebilmekle mukayese edilemez _Her işe karışan, her şeyi soran kurcalayan bir adam, çoğunlukla başkalarını çekemeyen bir adamdır.
    _Gerçek, göze en güzel gündüzleyin görünen bir inciye benzetilebilir belki ama bu inci, alacalı ışıklarda en güzel görünüşünü kazanan pırlanta ile yakutun çok gerisinde kalır, işe biraz yalanın karışması her zaman daha büyük bir haz verir.
    _İntikama odaklanan insan, normalde iyileşip düzelecek olan kendi yaralarını açık tutar.
    _Düşmana acıyan, kendine acımaz.
    _Yılca genç olan bir kimse, zamanını çarçur etmemişse, saatçe yaşlı olabilir.
    _İnsanın nefsine hâkim olmasını sağlayan başlıca şey onun kendisine saygısıdır.
    _Övülme, tahta kaplamaların hem parlamasını sağlayan, hem de ömrünü uzatan cilaya benzer
    _İnsan ilişkilerinde yapmacıklık ne kadar nefret uyandırıcıysa, dini konularda da hurafeler öyledir.
    _Türklerin elinde, savaşı haklı göstermek için, kendi yasalarıyla dinlerini yaymak gibi bir neden her zaman hazırdır.
    _Büyük insanlarda, liyakat sahibi olanların kendilerini budalaca aska kaptırdıkları görülmez. Büyük ruhlar ve büyük işler aşkla uzlaşmaz.
    _Yalanlamak ve reddetmek için okuma! İnanmak ve her şeyi kabullenmek için de okuma! Konuşmak ve nutuk çekmek için de okuma! Tartmak, kıyaslamak ve düşünmek için oku!
    _Dertlerini dökecek dostları olmayanlar kendi yüreklerini kemirirler. _Dikkatli bir şekilde gözlemlenirse, yaşlılık bedenden ziyade ruhları bozar. _Hiçbir şey göze, güzelce biçilmiş yeşil çimlerden daha hoş görünemez. _Güzel bir evi kötü bir muhite inşa etmiş kişi, kendisini hapse tıkmış gibidir. _Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir. Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir. Bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir. _Evli ve çocukları olan bir adam, artık kaderine tutsak olmuş demektir. _Hem aşık hem de akıllı olamazsın.
    _Kadın kocasının, delikanlılıkta sevgilisi, olgun çağda arkadaşı, ihtiyarlıkta da hasta bakıcısıdır
    _Tarih bilgili kılar, şiir iç zenginliği, mantık tartışma kabiliyeti, bilim derinlik…
    _Francis Bacon'ın Yeni Atlantis (Nova Atlantis) Ütopyası: Okyanusta bir ada. Dünyaya kapalı. Ülkeyi bir bilim kurulu yönetmektedir. Ahlaklı kültürlü insanlar.12 yılda bir dünyayla haberleşirler. Işık Toplayıcıları adı verilen12 kişilik grup gizlice yabancı ülkelere giderek son bilimsel gelişmeleri ülkeye taşırlar. Bacon’un bu bilim toplumu ütopyası, dönemindeki gelişmelerin bir yansıması olarak kabul edilebilir.

    _Francis Bacon (1561 - 1626), İngiliz filozof, devlet adamı
    Kɾaliçe 1. Elizabeth'in adalet bakanı Nicholas Bacon'ın oğluduɾ. Pragmatist. Hıristiyan ahlâk yaρısının uzağında daha makyavelist bir ahlâk görüşü hakimdir. Barok çok yönlülüğünü taşır ve çok duygucudur hazcıdır. Aristo felsefesine karşıdır. Kan dolaşımını bulan Harveye ve Copernike inanmaz. Saraydaki şatafat gözlerini kamaştırır. Cambridge'de skolastik felsefeyle tanıştı ve skolastik felsefeye karşıt görüşlerinin tohumları burada atıldı
    _Felsefesinin merkezinde bilim vardır. Bilimin insanları aydınlatma ve geliştirme işlevini öne çıkarmıştır. O'na göre bilim, doğanın özüne yönelmelidir. Doğayı deneyle kavramaya çalışmıştır. Pragmatizm ile sonuçlanacak olan deney temeline dayanan İngiliz felsefesinin ilk tohumlarını atmıştır. Bacon'a göre bilimin başlıca yöntemi tümevarım yöntemidir.
    _Ötanazi kavramını ilk kez kullanmıştır. Hastanın iyileştirilemediği durumlarda ona kolay bir ölüm sağlamayı savunmuştur.
  • Toplumsal barışı bozan 3 mesele: İnsanların birbirlerinin ellerindeki mallara göz dikmeleri, insanların kendi ulusunu ve dinini diğerlerinden üstün sayması, hurafeler ve birtakım asılsız inançlar. İnsanların fikir ve inanışları türlü türlüdür ve Dünya’nın güzelliği bu inançların çeşitliliği ve farklılığına bağlıdır.
  • Hiçbir korku açlık karşısında dayanamaz, açlığı giderecek bir sabır yoktur, açlığın olduğu yerde tiksinti filan kalmaz; hurafeler, inançlara ve tabiri caizse prensiplere gelince , bunlar bir meltemle bile saman çöpü gibi uçar gider.