• 301 syf.
    ·Puan vermedi
    Kitapçıda bakınırken gözüme çarpan, yazarı nedeniyle merak ettiğim bir romandı. Hazır klasikleri biriktirmeye çalışıyorken bu kitabı da alayım dedim.

    Kitap Fransa'dan gelen Matmazel Anjel'in masum maskesi ile diğerlerini kandırarak normalde bir fahişeyken bir ailenin yanında mürebbiye olarak kaldığı ve bu zaman içerisinde yaptıkları anlatıyor. Daha zengin olmak ve eğlenmek isteyen Anjel evin erkeklerini kendini bağlamak için işe girişiyor. Hepsini aynı anda birbirleri anlamadan baştan çıkartıyor.

    Romanın dilinin sadeliği olsun, entrikalar olsun bir şekilde akıp gidiyor ve zaten az sayfa olan bu romanı çabucak bitiriyorsunuz. Sadece bazen yazarın araya girmeleri ve Dehri Efendi'nin uzun uzun bitkilerden bahsetmesi sıkabiliyor. Sokağı edebiyata taşıyan Hüseyin Rahmi'nin bu kitabında da natüralizm etkisini görmesek olmaz tabi ki.

    Ve kitap sürpriz bir sonla bitiyor, aslında daha sonrasında ne oldu diye insanı düşündürmüyor değil.
  • 172 syf.
    ·4 günde·10/10
    Hüseyin Rahmi beyefendiden okuduğum 3. roman oldu. Diğerleri gibi buna da bayıldım. Doğumumdan seneler önce yaşamış, benimkinden farklı bir ortamda büyümüş, fakat yazdıkları beni seneler sonra bile eğlendirmek hususunda muvaffak oluyor.

    Neredeyse bütün klasikler için söylediğim şeyi yine tekerrür edeceğim. Bu kitap akıcı bir dile sahipti, bu yüzden de okurken sıkılmadım ve sayfalar dilimden akıp gitti. Kitabın başına oturduğunuz zaman çok keyifli bir zaman geçireceğinize eminim.

    Hüseyin Rahmi, kitaplarında halk dilinden birçok kelimeye yer verdiği için sıcak bir ortam yaratıyor. Anlatılan şeyleri sanki karşı komşunuzdan dinliyormuş gibi... Yer yer de gülümsüyorsunuz.

    İlk fasılda ana karakterimiz Matmazel Anjel ile muharrir Baudelaire arasında bir münakaşa geçiyor. Edebiyat, ahlak, fahişelik, gayri meşru çocuklara şamil bir münakaşa. Baudelaire'nin böyle biri olduğuna inanamadım. Kurgu olup olmadığını düşündüm, fakat bir arkadaşımın aydınlatması neticesinde tam olarak kurgu olmadığını anladım. Bazenleri müelliflerin de insan olduklarını unutuyorum:

    #53591852 “Kendisi ahlakın en alçak derecesinde bocalayan bir adam aleme moral (ahlak) dersi vermek için nasıl kitap yazabilir?”

    Kitapta ahlak hakkındaki cümleler haklı ve etkileyiciydi. Özellikle ahlak ve edebiyat münasebeti hakkındaki şu alıntı:

    #53404265 “Eski ahlak ile yenisini ve özellikle edebiyatla ahlakı birbirinden ayırmak lazımdır. Her parlak söz özel kurallarına uygunluğu itibariyle edebiyattan sayılabilirse de edebiyattan olan her şey ahlak olamaz...”

    Kitabın konusunu da hülasa etmek gerekirse: Ana karakterimizi Matmazel Anjel, annesi fahişe olan, gayri meşru bir çocuktur. Sonrasında ise aynı mesleği kendisi de yapıyor. Hamile kalıyor... Her şeyden sonra ticaret ile uğraşan biri ile evleniyor ve iş dolayısıyla eşiyle İstanbul’a geliyor. Eşini aldatması sonucu boşanma gerçekleşiyor ve bir Osmanlı ailesinin evine “mürebbiye” olarak giriyor. Eski hayatına özlem duyan Anjel’in amacı ise evin erkeklerinin baştan çıkarmak ve kullanmak.

    Keyifli okumalar dilerim.
  • 162 syf.
    ·4 günde·3/10
    Öncelikle merhaba. Türk Edebiyatı Klasiklerini bitirme kararı aldım bu yüzden yavaş yavaş hepsini okuyorum. Bu kitapta Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan okuduğum ilk eser oldu. Maalesef ki benim için tam bir hayal kırıklığı. Kitapları eleştirmeyi pek sevmem fakat bu kitap bana hiç hitap etmedi. Öncelikle yazar "toplum için sanat" düşüncesinin savunucusu. Bu yüzden eserlerinde edebi bir dil yok. Ben okuduğum eserde edebi bir dil olmasını, Türkçe telaffuzun iyi olmasını ve dil anlatımına dikkat edilmesini daha uygun buluyorum. Çünkü günümüzde anadilimize zaten yeterince önem verilmiyor. Ben de dahil kurduğumuz cümleler doğru bir Türkçe kullanımı açısından elbette yeterli değil. O zaman kendimizi geliştirme ihtiyacı doğuyor ve bu da ancak kitaplarla olabiliyor. Bu yüzden kitaptaki anlatım benim için eksi bir yön oldu ama kimileri bu durumu samimi ve içten bulup kitabı okurken eğlenceli bulabilir. Bir diğer sevmediğim yönü kitap konudan çok kopuyor. Kitapla alakası olmayan tiratları, gereksiz açıklamaları, karakterlerin kurduğu uzun cümleleri sevmedim. Konusu da bana hitap etmedi. Belki dönemi eleştiriyordur ya da bu durumu trajikomik bir dille anlatıyordur ama romanda yaşanan durum benim için her açıdan fazlasıyla hoşnutsuz geldi.

    Yazarın diğer kitaplarından biri olan Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç sevilen bir kitap gibi geldi bana. Tüm bu olumsuzluklara ve Türk Edebi Klasiklerini tamamlama arzumdan dolayı onu da alıp okuyacağım. Umarım yazara olan bu yargılarım yıkılır. Keyifli okumalar dilerim :)
  • 112 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    Fransa'dan gelen ve aslında hayat kadını olan Anjel, kendini hanım bir kız olarak Dehri Efendi'nin konağına Mürebbiye olarak aldırır. Burada Dehri Efendi'nin küçük iki çocuğuna Fransızca ve diğer derslerden göstermeye başlar. Ancak hayat kadını olması yüzünden konakta da erkeklerle yakınlaşıp onlardan faydalanmaya başlar. Birincisi Dehri Efendi'nin büyük oğlu Şem'i, ikincisi Dehri Efendi'nin kambur kardeşi Amca Bey ve üçüncüsü de Dehri Efendi'nin damadı Sadri Bey olmak üzere bu üç kişi arasında Mürebbiye Anjel'i elde etmek için mücadele başlar. Anjel her üçünü de gizlice odasına alıp birbirlerinden habersiz idare etmektedir. Fakat bir gece kahya Eda Hanım durumu fark eder ve konak karışır. Anjel bu kargaşadan ustaca sıyrılır ancak üç aşık bahçede kavgaya tutuşur. Ertesi gün Dehri Efendi, Amca Bey ve Şem'i'yi farklı odalara gönderir. Bu duruma içerleyen genç aşık Şem'i, Anjel'i öldürmeyi kafasına koyar. Gece yarısı odasına gider ve duyduğu seslerin de etkisiyle bıçağını çekip Anjel'in odasına girer. Odadaki erkeği bulmak şartıyla kızı öldürmeyecektir. Dolaptan babası çıkar.
  • 255 syf.
    ·Puan vermedi
    Hüseyin Rahmi Gürpınar Türk edebiyatının önemli isimlerinden ve okunması gerekenlerden. Sosyal eleştiri ile mizahı üslubunda çok iyi bir araya getirmiş usta yazarlardan. Halkın dilini eserlerine fazlasıyla gerçekçi ve olduğu gibi yansıtması onun en önemli özelliklerinden ayrıca. Gözlem yeteneğini eserlerine fazlasıyla yansıtır, bu başarısındaki temel sebeplerden. Mürebbiye isimli eserinde de 19. Yy. daki yanlış Batılılaşmayı konu edinmiş. Fransa'dan gelen genç ve güzel bir mürebbiye çevresinde gelişen olaylarda hane halkının düştüğü trajikomik durumlar anlatılıyor. Tavsiye olunur