Ve Ophelia düşmüş bütün çiçekleriyle
Gözyaşları içine ırmağın.
Etekleri açılıp yayılmış da sulara
Bir süre kalmış ırmağın üstünde deniz kızı gibi
Başına gelenden habersiz,
Ya da sularda yaşamak içın yaratılmış gibi,
Türkü söylüyormuş Ophelia
Bölük pörçük eski halk türküleri.
Ama ne kadar sürebilir bu?
Su içip ağırlaşınca etekleri
Kesip zavallıcığın güzelim tatlı sesini
Ölüm çamurlarına batırmışlar Ophelia'yı.
Murat Gülsoy'un "Sevgilinin Geciken Ölümü" romanında kitap kapağıdır aynı zamanda. İçerikle de fazla fazla ilişkilidir. Faydalı gereksiz bir bilgi işte.
* Alıntı, "Sığınak" başlıklı metinden. Geldiğim 42 sayfalık kısma kadarki ilk alıntı. Önceki altı çizili tüm kısımlar, derkenara yazdığım itirazlar, destekler, şerhler kendi başına modern psikolojinin bana göre hâlâ aynı kısır döngü üzerinden kendisini var ediyor oluşuyla ilgili. Mp, hâlâ kendisini "problemli insan" tanımı üzerinden var ediyor. Anomaliyle, sapmayla, normlara aykırılıkla ve öz kontrolün kaybolduğu anlar üzerinden kendi kavram setini, yol haritasını, metodolojisini ve tanımını sağlamlaştırıyor. Bunun hem dürüstçe olmadığını hem de bilimsel bir kurnazlık ile organize bir kötülük olduğunu düşünüyorum.
Cümleyi alıntıladıktan sonra şu eklemenin bütün bu kötülüğü düzeltebileceğine inandım:
"Sürekli yumruklanan küçük bir çocuk büyülü bir kapı için her şeyini verirdi."
İnsan yığınları büyük hırsıza kızmaz. Özlemi odur.
İnsan yığınları yalancıya kızmaz. Kendisi de yalancıdır da ondan.
İnsan yığınları yoksula kızar. “Aptallığından” der.
“Yığın”, “toplum” değildir.
Yığın, otoriteye itaat ederek hareket eder.
Toplum, bireylerden oluşur, sorgular, örgütlenir.
Kitlenize bakın, anlarsınız. Yığın mıdır, toplum mudur?
Nicolo Makyavelli (Diktatörlerin akıl prensi)
Allah der ki; kimi benden çok seversen onu senden alırım…
Ve ekler; “Onsuz yaşayamam” deme, seni onsuz da yaşatırım.
Ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur, aklın şaşar.
Dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya.
Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur…
“Düşmem” dersin düşersin, “Şaşmam” dersin şaşarsın.
En garibi de budur ya; “Öldüm” der durur, yine de yaşarsın.
\~•
Eğer ona ulaşırsak her şeyin yoluna gireceği veya zaten ulaşılması gerekilen asıl amaç olduğu yanılgısına inandırılan aslında kahır dolu bir yanılsama. Gam iyidir.