Evet, cumhuriyet Türkçedir, niye Türkçedir? Çünkü cumhuriyetin kökü "cumhur", cemaat anlamında, "people" anlamında, "congregation" anlamında bir Arapça kelimedir; ama o kelimeden cumhuriyeti ve cumhuriyet rejimini türeten Türklerdir. Binaenaleyh mefhumun içeriği tamamıyla Türkler tarafından doldurulduğu için bu çok Türkçe bir kelimedir, öbür Şark halklarına da buradan geçmiştir. Nitekim bunun tam karşılığı respublika'dır. Bu anlamda kullanırlar, Türkler bu kelimeyi 19. yüzyılda çağdaş cumhuriyeti ifade için bulmuşlardır.
Yalnız büyük şairler ve sanatkârlar, asıl kaynakla alâkalarını
devam ettirmeye muvaffak oldular. İnsanların çoğu, kendi akıl
ve rahatlarına göre inşa ettikleri konforlu evlerde ve şehirlerde
varlığın sırlarına bigâne yaşarlarken, yalnız onlar, hâlâ mağara
devrinde yaşıyorlarmış gibi, yıldızlara, sulara, ağaçlara hayretle
bakmaya devam ediyorlar.
Cümle şair dost bahçesi bülbülü
diyen Yunus'un söylediği gibi, onlar, dindar olmasalar bile,
ulvi ve ebedî varlığa herkesten daha fazla yakındırlar.
Türklüğün mezkûr makûs tâlihini ilk ve tek değiştiren Anadolu ile Rumeliyi kendine esâs kılmış Osmanli Devleti’dir. Ancak, Türklüğün bir türlü kendini kurtaramadığı bir zaaf var ki, Osmanli dahî onunla malûldur: Türkçeyi kendine dert edinerek ona ihtimâm göstermek. Cihângîr devletler kurup dil bilinci ile kaygısı gelişmemiş, dilini bunca ihmâl etmis ikinci bir millete tarihte rastgelmek zordur. Günümüzdeyse felâketin şâhikasindayiz.
Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde, Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!
Dağlar ağarırken konuşurduk tepelerde, Sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde!
Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi, Hulyâ gibi yalnız gezinenler köye indi, Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi, Gönlümle, hayâlet gibi, ben kaldım o yerde….