Afife, Bir Adam Yaratmak'ı inceledi.
10 May 20:34 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · Puan vermedi

"Bu bir sıradan eser değil!..
Şaheser olmaya gelince..
Acaba o da ne demek?.." N.F.K.
Hakikaten bu eseri ikinci defa okuduktan sonra kendime bu soruyu sordum. Bir Adam Yaratmak'tan sonra ve bu kitabın üstüne bir 'şaheser' tanımlaması yapılabilir mi? Takdir okuyucunun..
Kitabımızın konusu kısaca şöyle. Muharrir Hüsrev Bey "Ölüm Korkusu" isimli bir piyes yazar ve sonrasında yazdıklarını hakikatte yaşamaya başlar. Tiyatro içinde tiyatro kurgulamasıyla kusursuz bir yapıt ortaya koymuş Üstad. Kitabı okudukça yazarın iç buhranları, yaşama, insanlığa ve yaratıcısı Rabb'ine bakış açısını hususunda ip uçları elde edebiliyorsunuz.

Vildan Yılmaz, bir alıntı ekledi.
19 Nis 21:17 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Ticarethane???
Husrev: (Gittikçe hayrete gömülerek) Bir insan hakkında ne olsa yazar mısınız gazetenizde?

Şeref: Yazarım.

Husrev: Bunu yaparken teşhir ettiğiniz insanla, içinizde müşterek bir merkez, bir hassasiyet ve ferdiyet merkezi kanamaz mı?

Şerif: Husrev Bey! Ben edebiyattan anlamam. Ben gazeteciyim. Bir ticarethanenin sahibiyim. Ticarethanenin vazifesi budur. Ben vazifemi yaptım.

Bir Adam Yaratmak, Necip Fazıl Kısakürek (EPUB, s/63)Bir Adam Yaratmak, Necip Fazıl Kısakürek (EPUB, s/63)

Dünyaya kafa tutanların Sivas'ta șeker alacak parası yoktu. Mazhar Müfit Bey o zor günleri trajikomik șekilde anlatır.

"Mustafa Kemal Paşa, Hüsrev Sami Bey'le bana ‘‘Birer kahve içeriz de öyle gidersiniz’’ diyordu. Bu, ‘‘Sabahlayacaksınız’’ demenin müjdesiydi. Kalktık. Ali'ye emretti:
- Ali, bize birer şekerli kahve yap.

Ali ‘‘Paşam, şeker yok. Sade yapayım mı?’’ dedi"

"Paşa gülerek yüzüme baktı: ‘‘Canım Mazhar Müfit, niçin şeker aldırmıyorsun?’’ dedi. Ben de gülerek ‘‘Yarın inşallah aldırırım’’ dedim ve ilâve ettim: ‘‘Hele şimdi sade içelim’’

"Ali sade kahveleri pişirmek üzere odadan çıktıktan sonra Paşa, mahzun mahzun gözlerini gözlerimde dolaştırarak ‘‘Farkındayım, yine züğürtledik’’ dedi."

"Evet Paşam. Hem züğürtledik, hem de mevcut paramız şeker almaya müsait değil. Şeker çok pahalı..."

Yokluk yaşamasın diye torunları için fabrika kuran yiğit adamlardan, geleceğin neslini düşünmeyen paragöz adamcıklara uzanan uzun bir hikaye bizim yaşadığımız!

Alper, Asılacak Kadın'ı inceledi.
28 Şub 22:47 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Asılacak Kadın, gerçek bir olaydan esinlenerek yazılmış bir roman. İlk olarak 1979'da yayınlanmış. 1986'da film yapılmış. 1988 yılında cinsel tahrik öğeleri içerdiği için yasaklanmış ve dava konusu olmuş. Kitabın sonunda, Pınar Kür'ün bu dava ile ilgili olarak mahkemeye verdiği görkemli, çarpıcı savunmasını da okuyabiliyoruz. Şu ifadesi çok etkileyici bence: "Esasen, Melek'in çektiği korkunç acıları, işkenceyi, akla uzak aşağılanmaları okuyup ta cinsel arzuları kabaracak bir kişinin ruh sağlığından ciddi biçimde kuşkulanmak gerekir."

Bir gazete haberi ile başlıyor roman. Yaşlı ve zengin Hüsrev Bey'in ölü bulunduğu, onu öldürdüğü iddia edilen iki kişinin mahkemece suçlu bulunduğu, 20 yaşındaki Melek'in idama, 17 Yaşındaki Yalçın'ın ise ömür boyu hapse mahkum edildiği haberiyle...

Bilinç akımı tekniğiyle yazılmış olan ilk bölümde Savcının düşüncelerini okuyoruz. Geçmişinden utanan, suçluluk psikolojisiyle yaşayan, kadınlarla yakınlaşmayı hiç becerememiş, tüm kadınları güvenilmez, aldatmaya meyilli, sadece bir cinsel nesne olarak gören bir adam portresi çiziyor.
Geri dönüşlerle, savcının çocukluk yıllarındaki anılarını okuyoruz. Aralıklarla bir kaç kere tekrar eden "Tık. Kalem kırıldı. Gözünü kırpmadı. Sanki kokumu duyuyor." cümlesiyle nefis bir leit motif uygulaması var; bizi savcının anılarından çıkartıp şimdiki mahkeme zamanına getiriyor.
Kadınlara ulaşamadığı için hepsine öfke besleyen bir karakter, hepsini güvenilmez ve aldatmaya meyilli olarak yargılıyor. Bu karakterin, yargılayan bir savcı olarak romana dahil edilmiş olması tesadüf değildir sanırım.

İkinci bölümde, idama mahkum edilen Melek'in düşüncelerini okuyoruz yine bilinç akımı tekniğiyle. Noktalama işaretleri yok. Köylü bir kızın ifade tarzıyla yazılmış.
Melek maruz kaldığı cinsel eziyetleri anlatır bu bölümde. Melek'i, kendi hastalıklı dünyasına hapsedip ona eziyet eden Hüsrev Bey'in söyledikleri, büyük harfle yazılı. Kadının ruhunda yarattığı tahribatı görsel olarak ta harflerle göstermek ister gibi...
Maruz kaldığı her şeye rağmen, Melek kendisi savunacak kadar bir varlık bile gösteremez.

Son bölümde ise, ömür boyu hapse mahkum edilen Yalçın'ın yazdıklarından, olayın detaylarını, cinayet düşüncesinin oluşmasını, gerekçelerini okuyoruz.

Kitabın son sayfalarında, Pınar Kür'ün kitabın yasaklanmasıyla ilgili mahkemeye verdiği savunması var. Şu mesajı çok etkileyici;
"Dönem iktidarlarınca yasaklanan eserler, o iktidarlar değiştikten sonra da var olmaya devam etmişlerdir ve bazıları büyük klasikler arasında yerlerini almıştır."

Selen Sevim, bir alıntı ekledi.
05 Şub 01:51 · Kitabı yarım bıraktı

Gece Kokusu Meseli
"Fatma Zehra Annnemiz, çocukların dört yaşından dört ay ve dört gün almalarından itibaren, onlara okuma yazma öğretmek gerektiğini tembihlerdi çevresine. Biz de onun bu sünnetini ihya edelim Hüsrev Bey, ne dersiniz?" demişti Nergis Han'a ilk vardığı gece...

Canfeda, Sibel Eraslan (Sayfa 35 - Timaş Yayınları, 3. Baskı, 2014)Canfeda, Sibel Eraslan (Sayfa 35 - Timaş Yayınları, 3. Baskı, 2014)
Buket TIMAÇ SAYAR, bir alıntı ekledi.
18 Ara 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

On Yedi
"Herkes ölür Hüsrev Bey...Bence önemli olan ölüp ölmemek değil,yaşayıp yaşamamak...İnsan hangi meslekte olursa olsun ölüyor,ama insan hangi meslekte olursa olsun yaşamıyor...Bazı meslekleri yaparken insan daha çok yaşadığını hisseder."

Yalnızlığın Özel Tarihi, Ahmet Altan (Sayfa 91)Yalnızlığın Özel Tarihi, Ahmet Altan (Sayfa 91)
Helööö, Bir Adam Yaratmak'ı inceledi.
15 Kas 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Hayata hangi pencereden bakıyor olursanız olun kesinlikle okumanız gereken kitaplardan biri.
Türk Edebiyatı bakımından zenginliklerimizdendir kendisi. Yazarın Reis Bey kitabı da bir o kadar muhteşemdir ama bu kitap hangi cümleyle anlatılır bilmiyorum. Ben inanılmaz etkilenmiştm hem okurken hem bittiğinde.
“Ne yapayım anne! Kestiniz incir ağacını!” cümlesi benim unutulmazlarımdandır.
Kitaptaki Husrev karakterinin tüm konuşmaları; psikolojik karakter analizi bu kadar güzel nasıl yapılabilir, yapılırsa da nasıl bu kadar şahane yansıtılabilir sorularının cevabıdır, ayrıca düşünmek, gerçek anlamda düşünmek ne demek tam anlamıyla bu kitapta anlarsınız.
Ne yazsam yetersiz kalacak. Husrev karakterinin tüm konuşmaları başlı başına alıntı olabilecek kalitede.
Okuyunuz hissediniz, şükredilmeyecek bir şey gibi görünen çok düşünmeyen insanlar olduğunuza şükrediniz.