• 248 syf.
    İnsan kendi içinde bir âlemdir. Susmak kendi içinde...

    Bu kitaptan sonra az öz konuşmanın ve susmanın önemini anlayacaksınız.

    Dikkat bu dilin(organ) birçok işlevine karışı bir bildiridir!

    Yaratılışımızın bize kattığı temel gereksinimlerden biri konuşmaktır. Ve bu hal insanoğlundan başka kimseye verilmemiştir. Dil aklın ve kalbin vekilidir. İnsan akıl+dil=kalp formülü ile yaratılışını ve gereksinimlerini anlar, uygulanabilirliğini ölçer ve uygular.


    Formülün akıl ve kalp arasındaki iletişim bağında yani dilde hayat vardır. Sözcüklerle duyguların oluşumunu sağlar. Güzel konuşur etkiler, çirkin konuşur üzer, sert konuşur ağlatır yani göze bile hükmeder, ağıt yakar vücudu yerle yeksan eder...


    Dil çok özel bir organdır. Görünüşte basit küçük bir et parçası gibi görünse de diğer organlardan çok farklıdır. Dil eğilip bükülmez, kırılmaz, incinmez bu yüzdendir ki hareket alanı en geniş organdır. Dilin kemiği yok dedikleri işte bu hareketinden kaynaklıdır. Dilin ince özellikleri akıl ve kalp bağıdır. Akıl ve kalp bağı olmayan bir dil, insan üzerinde yaralara neden olur. Bunlar gözle görebildiğimiz yaralar değildir. Dilin açtığı yara başka bir insanın yarası olabiliyorken, insan bazen de boş konuşarak kendi akıl ve kalbine zarar vermekte kendi yarası olabilmektedir.


    Konuşmadan önce düşünmek çok önemlidir. Toplum içinde varlığımız düşünce ve üslubumuzun kalitesinden geçer. İmam-I Gazali bu konuda bizlere ayet, hadis ve menkıbeler ile öğütler vermektedir. Zira insan öğüt alarak yaşamadan bazı şeyleri deneyimlenmiş gibi o hatalardan uzak durabilir. Konuşmak ve susmanın hikmeti konusunda arayabileceğimiz her bilgi varken aynı zamanda dil ile ilgili tüm verileri kendi içinde toplamıştır. Kitabın içeriği o kadar çok içine çekiyor ki insanı her hadisede, her ayette, her durumda kendimizden ya da çevremizden bir parça buluyorsunuz.


    “Söz gümüşse sükut altın” demiş Hz. Süleyman. Ne güzel bir sözdür. Erdemleri içinde barındırır susmak fiili. Dilden çıkan her söz atılmış bir ok misali durdurulamazken, konuşulmayan her konun ve her anın bir telafisi daha kolay yapılmaktadır. Altın değerinde bir susmak aciziyeti değil, tam tersine bir düşünce biçimini vurgulamaktadır.


    En çarpıcı başlığı seçmiş olan Gazali dilin gerçek afetlerini bir bir önümüze sererken okuyan herkesin hayatına çeki düzen vereceği, doğru bildiği yanlışları fark etmesini, konuşma üzerinde empati yapmasını, gıybet ve çeşitlerinin aslında hayatımızda nasıl yer aldığını fark ettikçe hayretlere düşeceğiniz dolu dolu bir kitap oluşturmuş. Bir defa okuyup rafa kaldıracağımız değil, tekrar tekrar okuyup dersler alacağımız çok geniş bir kişisel gelişim kitabıdır, diyebilirim. Bir insanın bedensel gelişimi aldığı vitaminler ile sağlanırken, akıl ve kalbi dilinden beslenir. Bu yüzdendir ki insan dilini yalandan, gıybetten, boş konuşmaktan, hayasızlıktan, iftiradan, batıl konuşmaktan... uzak tutmalıdır.


    Resulullah (sav) bir hadisi şerifinde ise şöyle buyurur:

    “Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı düzgün olmaz dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz. Komşusu kötülüklerden emin olmayan kime cennete giremez.”


    Gazali’nin üzerinde durduğu hususlara kısa bir bakış ile içerik analizi yapmanızı ve kitabı daha iyi anlamanızı saplamak amacı ile birkaç maddeye değineceğim.


    İMAM-I GAZALİ’DEN DİLİN AFETLERİ


    1) BOŞ ŞEYLER KONUŞMAK

    2) FUZULİ KONUŞMAK:
    Bil ki, ihtiyaçtan fazla konuşmaktan da kötüdür. Bu sebeple, örneğin bir kelime ile maksat hasıl olursa, ikinci bir kelime söylemekten sakınılmalıdır.

    3) BATIL KONUŞMALARA DALMAK:
    Batıl şeyleri konuşmaktan maksat, yapılması haram olan şeyleri ve işleri nakil,rivayet ve hikaye etmektir.Bu tıpkı, zinadan ve zina edenlerden bahsetmek, fasıkların yaptıkları gayr-i meşru işleri anlatmak, haramları akla getiren ve özendiren sözler söylemek ve batılı tasvir etmektir.Bu tür şeyleri konuşmak haramdır.Çünkü bu konuşmalar haramları teşvik anlamını taşır. Gelişi güzel üsluplarla haramları eleştirmek de helal değildir. Çünkü çoğu eleştiriler; kötülükleri öğretmek, onlara revaç kazandırmak ve itibar sağlamak hükmüne geçer.

    4) İTİRAZ VE MÜNAKAŞA ETMEK:
    Müslümanlara kendi aralarında tartışmak men edilmişlerdir. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bu konuda şunları söylemiştir:” Din kardeşinle tartışma,onunla alay etme ve ona yerine getiremeyeceğin sözü verme!” ”Haklı da olsa kul, cedeli bırakmadıkça iman hakikatini kemale erdiremez.”  Vaadine sadık ol.

    5) HUSUMET(DÜŞMANLIK) BESLEMEK:
    Düşmanlık da kötüdür.Düşmanlık, münakaşa ve itirazdan daha ileridir. Mira, başkasının konuşmasındaki bir eksikliği belirtmek suretiyle itiraz etmektir. Bu itirazda muhatabına hakaret, aşağılamak, kendi aklının üstünlüğü ile fikrinin kuvvetin göstermekten başka münakaşacının hiçbir gayesi yoktur. Cidal, mezhebini belirtmek ve yerleştirmek için yapılan münakaşadır. Husumet ise, bir mal veya hak iddiası ile alakalı sözünde ısrar ve inat ederek düşmanlık etmektedir. Hz. Aişe radıyallahu anha Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle dediğini naklediyor:” Allah nezdinde erkeklerin en sevimsizi husumette ısrar edendir.” ” Kim ilimsiz olarak bir husumette mücadele ederse, o mücadeleden vazgeçinceye kadar Allah’ın öfkesine maruz kalır.”
    Seleften biri şöyle demiştir:”Husumetten sakın!Çünkü husumet, dini mahveder.”

    6)KONUŞMAYI GÖSTERİŞLİ YAPMAK:
    Tekellüf (gösterişli söz söylemek) insanın kendini gerekli olmayan bir işe zorlaması demektir. Allah Teala Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e şunu söylemesini emretmiştir:”Ben tekellüf edenlerden değilim.” (sad süresi) Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:”Benim için en sevimsiz ve meclisimden en uzak olanınız, ağzını eğip-bükerek edebiyat yapmak için kendini zorlayanlardır.’‘ Hz. Fatıma radıyallahu anha Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu rivayet eder:” Ümmetimin şerlileri o kimselerdir ki, bol nimetlerle gıdalanıp, yemeklerin her çeşidini yerler, elbiselerin her rengini giyerler ve ağızlarını eğip-bükerek konuşurlar.”geveleyeceklerdir.”

    7) ALAY ETMEK:
    istihza(alay etmek) gülmek maksadıyla bir kimseyi küçük düşürmek ve onun bir ayıbına dikkat çekmektir. Bu, sözle yapılabildiği gibi, fiil, işaret ve taklit etmek şeklinde de yapılabilir. İstihza etmek de birine gülmek de haramdır. Allah Teala şöyle buyurmuştur:”Ey iman edenler! Bir kavim bir başka kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinize) yadırgayıp küçük düşürmeyin ve birbirinizi olmadık kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse,işte onlar zalim olanların ta kendileridir.”(hucurat süresi)
    Ayetteki”sühriye”nin manası, hakir görmek,güldürecek bir şekilde ayıp ve eksik yönüne dikkatli çekmek demektir. Bu, bazen karşıdaki adamın fiil ve sözünü hikaye etmekle olur, bazen de işaret ve ima ile… Bu, eğer alay edilenin huzurunda ise adı ‘gıybet’ değildir, fakat gıybet manasını taşır.

    8)LANET OKUMAK (BEDDUA)

    Resulullah şöyle buyurmuştur:
    “Mümin kötülemez, lânet etmez, kötü ve çirkin konuşmaz..”

    9)İFTİRA VE SIRLAR
    İnsanlar arasında en kötü huylu olan ve hayasızlığı meslek edinen iftira atanlardır. Bir kimseyi yapmadığı bir fiil hakkında zan altında bırakmak günahların büyüğü iftiradır.

    Sır iki insanın birbirine güven bağı ile bağlanarak dertleşme, yükünü hafifletmesi gibi görünsede iki kişinin bildiği sır, sır değildir. Sır insandayken hükmettiği bir şey iken başkasına söylediği zaman hüküm altına ve şantaja girmeye kadar götürebilecek bir eylemdir.


    Resulallah aleyhi selam şöyle der:
    “Çirkin konuşmak ve gizli sırları açmak, münafıklığın iki şubesidir.”

    10)GIYBET
    Gıybetin çeşitleri vardır. Dil ile gıybet. İşaret ile taklit yolu ile gıybet ki bu en büyük ve etkili bir gıybet şekli olduğu için zararı ve günahı çoktur, bir de yazı yani eleştiri ile gıybet vardır.


    Geniş içeriği için kısa bir özet geçmeye çalıştım. Kitap hakkındaki düşüncelerim herkesin kesinlikle okuması gereken bir eser olduğudur. Lütfen okuyun, lütfen okutturun, lütfen insanlara hediye arayışında aklımıza gelecek bir eser olsun. Bizim dilin afetlerinden kurtulmaya ihtiyacımız var. Kimsenin kimseye tahammülünün kalmadığı bu zamanda dil yılanı deliğinden çıkarmalı, yılanlaşmamalı. Bu kitabın çok okunmasına vesile olalım. Kendimiz için,sevdiklerimiz için, toplum için.

    Keyifli okumalar!