• 415 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Hayatın değişkenleri o kadar çok olabilir mi? Bir sokağı boydan boya geçerken o sokak hakkındaki tasavvurlarım, o sokağa dair hissettiklerim, o sokağın sanki beni binlerce yaşamı içinde barındıran karmakarışık zihin dünyasına iten ahengi, bunları, tümünü, Huzur’un satırlarında hissetmek ne güzeldi! Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Huzur” adlı sokağında gezmek müthiş bir keyifti benim için. Huzur; huzurun, huzursuzluğun, düşünsel bir gezinin, felsefi bir iç hesaplaşmanın, musikinin ve İstanbul’un ve bunları aşkla harmanlayan Nuran ve Mümtaz’ın romanı…

    Tanpınar’ın Huzur’unda düşsel gücün sınırları zorlanıyor. Kitabın sayfalarında karakterlerin arasında dolanırken, kendimi düşünce buhranıyla, aynı sayfayı defalarca okuyan bir okuyucu olarak buldum. Gerçekten bir sayfanın derinliği, dibini göremediğim bir kuyu gibiydi. Öylece bakıp geçemezsiniz o sayfaları; içine, daha içine, sözcüklerden oluşan zincirlerin kırılmasını arzu edebilmek için daha derinlere inmeniz gerekir. Günlerinizin en değerli saatlerini harcamanız, müthiş bir üslup ve masalsı anlatımın iliklerinize işlemesi gerekir.

    Huzurun ilgimi çeken iki yönü olduğunu söyleyebilirim: Birincisi belli bir karakterin kendini, dünyayı, evreni, Tanrı’yı sorgulayıp yaşamı tüm alışkanlık ya da geleneklerden sıyrılarak değerlendirmesidir. Belki burada Tanpınar bize her insanın mutlak bir sorgulamayla gerçek anlamda bilinçli bir varlık olabileceğini vurguluyor. Yaşam denilen şeyi olduğu gibi kabul etmeyen bu karakterin iç dünyasıyla bizim dünyamızı alevlendirmek istiyordur belki de. Bunlar bir tahmin ve ilgimi çeken ve beni heyecanlandıran iki yönden biri. İkincisi karakterlerin psikolojik tahlillerinin müthiş derecede etkileyici olması. Bir insanın ne kadar karmaşık bir varlık olduğunu, neler hissedebileceği üzerine sonsuz bir hissiyat yelpazesi bulunduğunu Huzur’u okuduğumda anladım. Tüm bunlar iç ve dış dünya hakkında daha fazla düşünmeme neden oldu.

    Tanpınar’ın gerçek üstü dünyasının nadide parçalarında biri Huzur. Gerçek üstü dünyası derken düşünsel anlamda söylüyorum, bir insanın neleri düşünebileceğini tekrar düşünmenize sebep olabilecek türde bir eser bu! Bir insanın neleri düşünebileceğinin, sayısal anlamda neleri hissedebileceğiniz bir sınırı olabilir mi? İncelememin başında vurgulamak istediğim de buydu aslında: Sınırlı bir sokağın, sınırsız düşünsel itkisini hissedebilmek, Sonlu bir kitabın,
    sonsuz düşünsel hissiyata sebep vermesi, ne tuhaf!

    Ama ne güzel…