Habibe mart

Hep üzüntülü kokuyor salon, sessiz gibi. Jale'anım teyzelerin evi gibi kokmuyor. Onların teyplerinde müzik çaldığı için, hemde jale'anım teyze kırmızı oje sürdüğü için -birde topuklu terlikleri var onun-onların evi kokulu silgi kokar. Onlar esas tabii haberlere hiç üzülmedikleri için. Jale'anım teyzenin kocasının bıyığı yok birde, ondan da üzülmüyor onlar haberlere. Biz haberlere üzüldüğümüz için başka türlüyüz. Babamın bıyığı hep televizyonda ölenlere benzediği için üzülürüz biz haberlere.
Televizyon
Reklam
Karşımdaki insanın baştan sona tebessümden ibaret olduğunu, yahut tebessüm için yaratıldığını düşündüm. Gerçi herkese karşı öyleymiş ama gözlerimi kilitleyip taa kalbime inen şu tebessümü bambaşka birşeydir. Hiç unutmayacağım bir tebessüm. Sanki sultan ile kulu arasında bir ahit, bir sözleşme gibi. O tebessümün sultanı, ben tebessüme muhtaç kul. Onun tebessümü bir iyilik, bir sadaka, bense tebessüm fakiri. Iskender PALA
Hiç bir kemik kırığı haddinden fazla kendine güvenme yanılgısının neden olduğu kadar acı veremez
Sayfa 321·Kitabı okudu
Ben bir gölge olsam, yahut hayal. Onlar gibi hissiz onlar gibi lal. Olsa bütün ömre bedel lahzam; var görünsem, onlar gibi yok olsam
Bunca tanıklığımın üstüne Bana dünya yalanmış dedirten akıbeti bir düşün Bakma bazı baharlara kanıp zaman zaman yeşerdiğime Dallarında ölü kuşlar saklayan karlı bir kış ağacıymışım meğer...
Reklam