Siz artık kanunsuz bir şehirsiniz. Burada size ne yapıp yapmamanız gerektiğini, nasıl davranıp davranmamanız gerektiğini dayatacak bir hükümetiniz olmayacak, sokaklar sizin olacak, size ait olacak, istediğiniz gibi kullanabileceksiniz, hiçbir otorite önünüzü kesip size tavsiye vermeyecek ama aynı zamanda, sözlerimi not edin, hiçbir otorite sizi hırsızlardan, tecavüzcülerden ve katillerden korumaya da gelmeyecek, bu sizin özgürlüğünüz olacak, tadını çıkarın. Görmek
Biz geçerken yanan ve büyük olasılıkla yolun geri kalanında, biz şehirden çıkana kadar yanmaya devam edecek olan bu ışıklar, ortada hiç kimsenin olmaması, pencerelerde veya sokaklarda tek bir kişinin bile görünmediğine dikkat edin, bu tuhaf, çok tuhaf, şimdiye kadar reddettiğim şeyi kabul etmem gerektiğini düşünmeye başladım, bunun arkasında bir niyet, bir fikir, planlanmış bir hedef var, sanki halk bir plana uyuyormuş gibi, sanki merkezi bir koordinasyon varmış gibi. Görmek
Şimdi düşündükçe şaşıyorum: Elinde bir tek ders kitabı, doğru dürüst alfabe bile bulunmayan; kendisi heceleye heceleye zor okuyan bir insan bu denli büyük bir işe nasıl girişirdi? Yedi göbekten ataları bilgisiz insanlara bir şey öğretmek öyle kolay bir iş olmasa gerek. Üstelik Düyşen'in ders programından, öğretim yöntemlerinden haberi bile yoktu. Daha doğrusu böyle şeylerin olabileceğini aklından geçirmiyordu.
Düyşen bildiği gibi, ona uygun geldiği biçimde, o andaki sezgisiyle ders veriyordu. Ama onun bu yürekten gelen coşkusunun boşa gitmediğini şu anda rahatça söyleyebilirim.
Kendisi farkına varmadan büyük bir iş başarmıştı Düyşen. Evet, bu bir başarıydı. Çünkü o güne değin köyden dışarı çıkmamış biz Kırgız çocukları, okulda -duvarlarındaki çatlaklardan karlı tepelerin göründüğü bu çamur sıvalı dama okul denirse eğer- görmediğimiz, duymadığımız, yepyeni bir dünyayla karşılaşmıştık. İlk Öğretmenim
Ege’nin iki yakasındaki Yunanlılarla Türkler el ele verdi. Ürgüp ile Larisa belediyeleri karşılıklı olarak Larisa ile Ürgüp’ü kardeş şehir ilan etme kararı aldı. Eşekli Kütüphaneci
Mustafa Güzelgöz’ün başarısında insanı şaşırtan başlıca özellik, onun yalınlığıdır. Mustafa Güzelgöz kitaplık görevini böyle edilgin anlamadı. Bir tür etkin kitapçıydı o. Etkin kitapçı deyince ne anlıyordu? Madem yurttaşlar kitaplığa gelmiyor, o yurttaşlara gitmeli, ne yapıp edip kitapların okunmasını sağlamalıydı. Eşekli Kütüphaneci