• MÜ’MİNLER ANCAK KARDEŞTİRLER

    İnsanı, topraktan, mahlûkatın en şereflisi mükerremi olarak yaratan, ceset çamurunu Yed-i Kudretiyle yoğuran Allah-ü Teâlâ (c.c.) şöyle buyuruyor:

    «Mü’minler ancak kardeştirler. O halde iki kardeşinizin arasını (bulup) barıştırın. Allah’­tan korkun. Tâ ki esirgenesiniz.» (Hucurat Su­resi/10)

    Bu Âyet-i Celîle’den, bütün inananların İslâm’a göre kardeş olduğunu anlıyoruz. Bu kardeşlik, din kardeşliğidir ve kan kardeşli­ğinden daha önemlidir. Bu kardeşlik, mü’minlerin aynı îmân esasında birleştiklerinden, bir Allah’(c.c.)a, aynı Resûlullah (s.a.v.)’a, aynı Kitabullah’a inandıklarından ve aynı Kıble’ye (Kabe’ye) döndüklerinden dolayıdır. Müslüman­lar bir mabuda ibâdet etmekte, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’i ahir zaman nebisi ve Hak Peygamber tanımakta ve bilcümlesi Livay-ı Tevhîd (LÂ İLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜN RESÛLULLAH) altında içtimâ etmekte olduk­larından aynı ana ve babadan doğmuş gib kardeştirler. Bu kardeşlik ancak mü’minlerin arasındadır. Kâfirlerle mü’minler arasında yok­tur. Zira öz kan kardeşlerin biri mü’min bir kâfir olursa bunların arasında İslâm kardeşliği teessüs etmez. Bunların birbirine İslâm’a göre veraset bile cari olmaz. Bu durumda bir mü’min kâfire vatandaş dese bile kardeş diyemez



    MÜ’MİN SUÇ ARAŞTIRMAZ!

    Cenâb-ı Hak (c.c.) buyuruyor: «Müslü­manların ayıplarını ve gizli hallerini araştırmayınız.» (Hucurat Sûresi, Âyet: 12)

    Bir Hadîs-i Şerifte şöye buyurulmuştur:

    «Ey dili ile inanıp, îmânı kalbine girdirmeyenler!.. Müslümanlara eziyet etmeyiniz ve onların gizli taraflarını araştırmayınız!.. Allah, müslüman kardeşinin gizli tarafını araştıranın gizli tarafını araştırır. Ve Allah, kimin gizli ta­rafını araştırırsa; evinin içinde bile olsa onu herkese karşı mahcup eder.»

    (Tirmizî)

    AYET-İ KERİME MEALİ

    Yoksa siz: «Gerçek, İbrahim, İsmail, İshak, Ya’kub ve oğulları Yahudi, yahut Hıristiyanlar mı idi» diyorsunuz? De ki:» (Bunu) siz mi daha iyi bilensiniz, yoksa Allah’mı? Nezdinde Allah’dan (gelen) bir şahidliği sak­layandan daha zalim kimdir ki? Allah, sizin yapmakda olduklarınızdan gafil değil». 141. Onlar birer ümmetti, (gelib) geçti. Kazan­dıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız da si­zindir. Siz onların işlemiş olduklarından me­sul de olacak değilsiniz. 142. İnsanlardan bir takım beyinsizler «(Müslümanları) üzerinde durdukları (eski) kıblesinden çeviren nedir?» diyecekler. De ki «Doğu da Allah’ın batı’da. O, kimi dilerse onu doğru yola iletir.»


    SÖZÜNE SADAKAT:

    Müşrikler Huzeyfetül-yeman’ı babası Huseyl (veya Hısl) ile birlikte Bedir’e giderler­ken yakaladılar. Onlara «Siz, herhalde, Mu­hammed (s.a.v.)’ın yanına gitmek istiyorsu­nuz?» dediler. Onlar «Bizim, Medine’ye git­mekten başka maksadımız yok!» dediler. Bu­nun üzerine, Medine’ye dönmek, Peygamberimiz’le birlikte bulunmamak ve çarpışmaya ka­tılmamak üzre kendilerinden söz aldılar. Fa­kat, Huzeyfe ile babası. Peygamberimiz (s.a. v.)’ın yanına geldiler. Başlarından geçeni Pey­gamberimiz (s.a.v.)’e anlattılar. Peygamberi­miz (s.a.v.) onlara: «Medine’ye dönünüz) On­lara verdiğiniz sözü yerine getiriniz! Biz de müşriklere karşı Allah (c.c.)’ın yardımını di­leriz!» buyurdu. (Ahmed b. Hanbel-Müslim)

    HASAN (R.A.):
    Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Hasan’a isim olarak Hasan ismini koyduğu gün, künye ola­rak da (Ebû Muhammed) künyesini koydu.

    Peygamberimiz (s.a.v.): «Muhakkak ki siz. kıyamet günü, kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız. Öyle olunca, isimlerinizi güzel koyunuz.» buyur­muştur. Hz. Hasan için doğumunun yedinci günü iki koç kesildi. Kesilen saçının ağırlığın­ca da gümüş, sadaka olarak dağıtıldı. Dağıtı­lan gümüş, bir dirhem veya bir dirhemin bir kısmı kadardır. (İslâm Tarihi)





    GÜZEL AHLÂK

    Suretçe, en güzel bir biçimde yaratılmış bu­lunan Peygamberimiz, aynaya baktıkça, Allah’a hamd eder «Allah’ım! Suretimi güzel yarattığın gibi, ahlâkımı da güzel kıl!»

    Namaza durduğu zaman da «Allah’ım! Ahlâk’ın en güzeline erişmek için, bana yol göster! Çünkü, en güzel ahlâkı, bana gösterecek an­cak, Sensin! Kötü ahlâkı benden uzak tut! Çünkü, kötü ahlâkı benden uzak tutacak, an­cak, Sensin!» diye dua ederdi.

    «Güzel ahlâk dinin yarısıdır.»

    «Güzel ahlâk, Allah’ın yarattığı en büyük şeydir!»

    «Sizin bana en sevgiliniz, Kıyamet günü, ye­ri, bana en yakın olanınız, ahlâkı en güzel olanınızdır.»

    «Mü’minlerin, imanca, en olgunları, ahlâkı en güzel olanlardır.»

    «Sizin hayırlınız, ahlâkı en güzel olanlarınızdır!»

    «Kıyamet günü, Mizan’da güzel ahlâktan daha ağır bir şey yoktur.»

    «Hiç şüphesiz, güzel ahlâk sahibi Mü’min, gü­zel ahlâkı sayesinde, geceleri devamlı namaz kı­lan, gündüzleri devamlı oruç tutan namaz ve oruç sahibinin derecesine ulaşır!»

    ESMAÜN NEBİ (S A.V.)

    Mahin (s.a.v.): Yalnızca küfür ve şirki yok et­mek emri verildiği için Peygamberimiz (s.a.v.)’e bu isim verildi.
  • Hatm-i Enbiyâ, mübarek gün ve gecelerde, evliyâullah ve tasavvuf ehli tarafından yapılmış ve tavsiye edilmiştir. Hz. Adem, Hz. Eyyûb ve Hz. Yûnus peygamberlerin (Aleyhimüsselam) okudukları ve Kur’an'da geçen dualardır.

    Hatm-i Enbiya, aşağıdaki terkib üzerine okunmaktadır:

    Önce Eûzü Besmele ile bir "Fatiha" ve üç “İhlas” okunur. Sevabı, başta Peygamberimiz (s.a.v) olmak üzere bütün peygamberlerin ve evliyanın ve meşâyih-i kiramın, din büyüklerinin, bu aziz dine hizmet edenlerin ruhlarına bağışlanır.

    Sonra:
    1. 100 defa Salevât-ı Şerife Getirilir.
    “Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed”

    2. 500 defa Hz. Âdem Aleyhisselâm’ın şu duası okunur:
    “Rabbenâ Zalemna enfüsenâ ve inlem tağfirlenâ ve terhamnâ lenekûnenne minelhâsirîn”.

    3. 100 defa yine Salevat-ı Şerife getirilir.

    4. 500 defa Hz.Eyyûb Aleyhisselâm’ın şu duası okunur.
    “Rabbi inni messeniyaddurru ve ente erhamürrahimîn”

    5. Tekrar 100 defa Salevat-ı Şerife getirilir.

    6. 500 defa Hz. Yunus (Aleyhisselamın) şu duası okunur.
    “Lâ İlâhe illâ ente Sübhâneke inni küntü minezzalimîn.

    7. Tekrar 100 defa Salevat-ı Şerife getirilir.

    8. 500 defa “Lâ havle ve lâ kuvete illâ billâhil’Aliyyil’Azîm.”

    9. Tekrar 100 defa Salevat-ı Şerife getirilir.

    Görüldüğü gibi, Hatm-i Enbiyâ'da 500'er defa olmak üzere 4 duâ okunmaktadır. Bu duâların birincisi Hz. Âdem (a.s.)'in, ikincisi Hz. Eyyüb (a.s.)'ün, üçüncüsü Hz. Yunus (a.s.)'un, dördüncüsü ise bizim peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafâ (s.a.v.)'nın duâsıdır.

    Bu tertibi bitirince Cenab-ı Hakk’a duâ ve niyazda bulunulur.
  • %77 (680/888)
    ·Puan vermedi
    Uzun zamandır inceleme yazmamış olmanın acemiliğini çekiyorum şu an. Yazım, anlatım, ifade zorluğu ya da yanlışlığı yaparsam affola :)

    Öncelikle aslında Mesnevî incelemesi yazmayı düşünmüyordum ama en azından esere ya da düşünce tarzına bakış açımı ufak da olsa ifade etme ve farklı bir bakışla belki de biraz eleştirel yaklaşma ihtiyacı hissettim. Ve özellikle belirtmem gerekir ki bu incelemede kişilere ya da fikirlere karşı saygısızlık içeren herhangi bir itham amacım değildir! Çünkü Anadolu'yu geçtim dünyaya mal olmuş kişi ya da fikirlerin sağladığı kült, değişmez, sarsılmaz ve belki biraz da körü körüne olacak ama sevgi mevcudiyetini gözardı etmem uygun düşmez.

    Beni bilenler Konyalı olduğumu da bilir. Mesnevi okumuş olmam geç kalınmış bir eylem gibi görünebilir aslında fakat ilgimin olmadığı daha doğrusu dinime dair olan esas kitabımı anlayıp uygulamak ihtiyacı dışında "göya" bu amaçla yazılan kitaplara karşı sempatimin olmamasından kaynaklı bir durumdu bu. Şayet şu an okumuş olmam da olaya çok farklı bir yaklaşım sergileyen bir blog yazısından etkilenmiş olmam. Tabi ki öncesinde 1k'da görmüş olduğum bir iletide, Mevlana'yla ilgili verilen bir bilgi hakkında hiçbir fikrimin olmayışı da etkili oldu desek yeridir.

    Dileyen okuyabilir diye linki de şuracığa bırakıyorum, ifadeler belki çok ağır ithamlar içerdiği için sonuna kadar okumak istemeyebilirsiniz ama ciddi bağlantılı bir araştırma dizisi olmuş "bence!":

    1. http://michaelsikkofield.blogspot.com/...ardan-tek-dunya.html

    2. http://michaelsikkofield.blogspot.com/...ek-dunya_11.html?m=1

    Öncelikle kitap incelemesi adı altında belirtmek isterim ki aslında her zaman için aklıma takılan ve çok da bir anlam yükleyemediğim, İslâm dini çatısı altında kollara ayrılan mezhep, fikir ya da ilim -adına ne denirse- işte onlara dair bende bulunan mesafenin başında geliyor tasavvuf. Belki de o yüzden Mevlana hakkında merak ve bilgi sahibi değilim ya da yaşadığım şehrin simgesi olmasına rağmen içimde bir sempati oluşamıyor.

    Tevafuk blog yazısından sonra elime aldığım Cemil Meriç 'in Işık Doğudan Gelir kitabı bana tasavvufun doğuşu hakkında detaylı bilgileri açıkça sundu. Velhasıl alıntılarla durumu izah edebilirim umarım:

    1. #57218233
    2. #57218273
    3. #57218864
    4. #57220248
    5. #57220355
    6. #57221575
    7. #57221679
    8. #57222400 !!!
    9. #57223308 !!!
    10. #57226032
    11. #57226140
    12. #57228300
    13. #57285884
    14. #57283164
    15. #57282377
    16. #57281565
    17. #57235407

    Ve daha nicesi...

    İşte bugün evrensel olarak dünyanın her yerinde bilinen, saygı duyulan, ilgi gösterilen bir yaklaşım olan tasavvufun gördüğü bu saygı kadar İslâm saygı görmemiştir! Çok ilginç değil mi? Şimdi kim diyebilir ki İslâm'ı ortadan kaldırmayı heves edinen bu dünyanın, evrensel sevgi! yayıcı tasavvufa olan bu ilgisi masumdur diye? Çünkü temelde İslâm zaten başlı başına bir sevgi merkezidir ve İslâm dinini Allah bize gönderdiğinde yanında mezhepler, tasavvuf ya da fikirlerle göndermemiştir. Kendi bütünlüğü içinde ne bozulmuş ne de insanlar tarafından tahrip edilmiştir. Buda demek oluyor ki İslâm dışında alternatiflere gerek yoktur, tek yapmamız gereken İslâm'ı, Kur-an'ı Kerim'i doğru anlamak ve yaşamak olmalıdır "fikrimce".

    1. #57286661
    2. #57277808


    Tasavvufa dair bu yazılar da ilginizi çekebilir. Umarım vakit ayırıp okuyabilirsiniz. Doğru bildiğimiz yanlışlarla yaşadığımız şu dünyada biraz olsun düşünmeye, sorgulamaya ve biraz da eleştirmeye ihtiyacımız var çünkü.

    1. http://kalemder.org.tr/...-verdigi-zararlar-i/

    2. http://kalemder.org.tr/...verdigi-zararlar-ii/

    Girişi tasavvufla yaptığımıza göre şimdi de Mesnevi konusuna değinebiliriz. Bize genelde içinde fabl örnekleri bulunan ve Kur-an ayetleri, hadislerle hikayelere temel oluşturulan bir eser olarak bilgisi verilen bu kitap, giriş kısmından itibaren aslında ne amaçla yazıldığını ortaya koyuyor.

    https://i.hizliresim.com/NLMGlO.jpg

    Velhasıl içinde de sıkça karşınıza çıkacak olan konular ruh, nefis, kadın, oğlancılık, şeyh ve evliyaların insan olma vasfından ziyade daha üst bir konumda bulunması ve bunlara dair hikayeler yer alıyor. Buna dair bir kaç görseli de şuraya bırakıyorum:


    https://i.hizliresim.com/AOBG1v.jpg
    https://i.hizliresim.com/VQ4BDv.jpg
    https://i.hizliresim.com/qA7yvZ.jpg
    https://i.hizliresim.com/GZLGmb.jpg
    https://i.hizliresim.com/Z5GnX3.jpg
    https://i.hizliresim.com/GZLGZb.jpg
    https://i.hizliresim.com/Z5Gn53.jpg
    https://i.hizliresim.com/00OrrL.jpg
    https://i.hizliresim.com/p5r22n.jpg
    https://i.hizliresim.com/Rgd8vR.jpg
    https://i.hizliresim.com/lQn5Qr.jpg
    https://i.hizliresim.com/yGBAYj.jpg
    https://i.hizliresim.com/LvBgBz.jpg
    https://i.hizliresim.com/AO971B.jpg
    https://i.hizliresim.com/7BlgZr.jpg
    https://i.hizliresim.com/lQMj6k.jpg
    https://i.hizliresim.com/VQkaJr.jpg
    https://i.hizliresim.com/Z58dGZ.jpg
    https://i.hizliresim.com/jq08bW.jpg
    https://i.hizliresim.com/nbzR0N.jpg
    https://i.hizliresim.com/OrY0pn.jpg
    https://i.hizliresim.com/Rgm0lY.jpg
    https://i.hizliresim.com/mXO3W4.jpg
    https://i.hizliresim.com/odGjRX.jpg
    https://i.hizliresim.com/lQJd6g.jpg

    Ha tabiki tamamı bunlardan oluşmuyor. İçinde öğüt veren, ders çıkartılması gereken, kibre dair, dürüstlüğe dair ya da insanlara karşı saygıya dair, edebe dair bir çok hikaye yer alıyor. Ahlâk kurallarının hayatımızdaki önemine özellikle değinerek, insanların bencillik, kibir ve diğer kötü edinimlerden uğradığı zararları güzel ifade ediyor. Ama öyle gözlerinizi kocaman yapacak, sizi hayretler içinde bırakıp "vay be ne hikaye ama" dedirtecek türden şeyler değil. Sevdiğim ve "amin" dediğim çok güzel dualar da mevcut. Bunlardan bahsetmemek esere haksızlık olurdu.

    Bir de Mevlana'nın ajan olma konusu var ki sormayın gitsin. Ben bunca yalan yanlış inanışların bize temiz bir şey! gibi servis edilmesinden sonra, yapılan bu iddialara da karşı duracak değilim. Niyetine dair kesin bir yargıda bulunmak adaletsizlik olur fakat o baskınlar döneminde uzlaşmacı bir tavır takınması hem toplum içindeki fıtratına uygunluk gösteriyor hem de döneme dair araştırma yapanları bu konuda ortak kanıya ulaştırıyor. Konu hakkında yeterli bilgiye sahip değilim o yüzden yargıda bulunmak bana düşmez fakat buna dair kaynakları okuduktan sonra yeniden gündeme getiririm. İlgilenenler için yazılan bir kaç yazıyı da şuracığa bırakıyorum:

    http://m.radikal.com.tr/...ildiklerimiz-1166260

    http://www.haber7.com/...gollarin-ajani-miydi

    Çok fazla alıntı ve linklerle dolu bir yazı oldu ama fikirlerimi destekler nitelikte olan bu paylaşımları yapmazsam olmazdı. Kitap incelemesinden ziyade var olan bir fikrin eleştirisi gibi olsa da, kitabın fikirden doğduğunu düşünürsek aslında konunun temeline inmiş olduk. Tasavvuf, sufilik, sema, risaleler, mesnevi, ruh, nefis, aşk! birbirinden ayrı düşünülemeyecek şekilde bir bütün oluşturmuş. Ama var olan tek gerçek İslâm dini kendince tamam olan bir dindir, Kur-an'ı Kerim hiçbir şekilde değiştirilmemiş olan kitabıdır ve Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) bu dinin bizlere ileticisi olarak gönderilen peygamberidir. Bunlar dışında hiçbir şeye ihtiyacımız da yoktur. Yeter ki biz sadece ona yönelelim. Doğru şekilde öğrenip, anlayıp, hayatımıza uygulayalım. Bu süreç benim için yeni başlangıçlar yapmama da vesile olur umarım. Dil eğitime bu zamana kadar çok önem vermesem de Arapça öğrenip en azından okuduğumu anlama kabiliyeti kazanmak, ölmeden önce yapılacaklar listemde ilk sırayı aldı. Bu sayede Kitabımı kendilerince anlatmaya çalışan başka "aracılara" ihtiyaç duymadan!, sadece onu okuyarak anlamayı ve hayatıma uygulamayı gönülden diliyorum.

    Ben yine Mevlana'dan kitap okurum. Benim huyumdur bir insanı sevsem de sevmesem de, fikrini savunsam da savunmasam da okurum. En azından kendimce yorum yapabileceğim bir donanıma sahip olmayı isterim.

    Umarım yanlış ifadelerde bulunmamışımdır ve umarım sıkılmadan sonuna kadar okumuşsunuzdur :) Yapı olarak biz sevdiğimiz değerlere toz kondurmayız ve eleştirelim derken de yerin dibine sokarız. Tekrar belirtiyorum ifadelerimde var olan fikir ya da kişileri aşağılamak gibi bir derdim olmadı hiç. Kitaba dair içinde yer alan fikirlerin bendeki yansımasını ifade etmeye çalıştım sadece... keyifli okumalar herkese :)
  • Salat ve Selam, Hz. Adem'den (a.s.) Son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa'ya (s.a.v.) ve aralarındaki bütün peygamberlere, Ehl-i Beyt, Ashab ve onlara gerçekten tabi olanlaradır.
  • Bir cuma günü hutbe okunurken, hutbesini yarıda kesti.. minberden indi.. Hasan ve Hüseyin'e doğru yürüdü. Onların ikisini de kucağına aldı ve tekrar minbere çıkıp, o şekilde, yani onlar kucağında olduğu halde hutbesini tamamladı.
  • .
    Seni ziyeret edenlerin, senin üzerinde bir hakkı vardır.