• Muhammed b. Ebî Bekir’in Hz. Osman’ı öldürmeyip yanından çıktığını gören isyancılardan Kuteyre, Sevdan b. Hımran ve el-Gâfikî isimli kişiler içeri girdiler. Elinde bulunan bir demirle Hz. Osman’a bir darbe indiren el-Gâfikî ayağıyla da Kur’an-ı Kerim’i tekmeledi. Öte yandan Hz. Osman’ı öldürmek üzere kılıcını indiren Sevdan b.Hımran’a engel olmak üzere halifenin karısı Naile elini kaldırınca inen kılıç darbesi onun parmaklarını kesti. Böylece Sevdan Hz. Osman’ı öldürdü. Başka bir rivayette Hz.
    Osman’ı Kinane b. Bişr et-Tüceybî’in öldürdüğü rivayet edilir.
    Yine isyancılardan Amr b. Hamik adında bir kişinin Hz. Osman’ın vefatından önce göğsüne oturmak suretiyle ona dokuz darbe indirdiği ve bu arada şöyle dediği rivayet edilir: “Bunlardan üçünü Allah için, geri kalan altı tanesini ona karşı beslediğim kinden dolayı vurdum.”
    Neticede oniki yıl halifelik yapan Hz. Osman h. 18 Zilhicce 35 / m. 17 Haziran 656 tarihinde seksen altı yaşındayken öldürüldü
  • İkinci katil adayı Leysoğullarından birisiydi. Onun girişimi de sonuçsuz kaldı. Bu defa Kureyş’ten bir katil adayı seçildi. Netice yine değişmedi. Hz. Osman’ın yanına giren ve onu öldürmeyenlerin sonuncusu Muhammed b. Ebî Bekir oldu. Muhammed b. Ebî Bekir’i karşısında gören Hz. Osman ona: -“Sana yazıklar olsun, sen Allah’a mı karşı geliyorsun, ona mı kızıyorsun? Benim sana karşı işlediğim bir suç ya da yaptığım bir,haksızlık mı var?” diye serzenişte bulundu. Muhammed b. Ebî Bekir Hz.Osman’ı sakalından tutarak:
    -“Allah seni rezil etsin ey Na’sel.” deyince Hz. Osman:
    -“Ben Na’sel değilim, ben Osman’ım ve mü’minlerin emiriyim.” şeklinde karşılık verdi. Muhammed
    b. Ebî Bekir şöyle devam etti:
    -“Muaviye sana yaramadı, bn Âmir sana yaramadı,mektupların bile sana bir fayda vermedi.” Hz.Osman şöyle cevap verdi:
    -“Bana karşı öyle bir tutum sergiledin ki baban olsaydı bunu asla yapmazdı.” Bunun üzerine Muhammed b. Ebî Bekir:
    -“Şayet babam senin yaptığın bu işleri görseydi hilafetini reddederdi. Şu anda sana sakalını tutmaktan daha fazlasını yapmak istiyorum.” deyince,Hz. Osman ona:
    -“Senin bu yaptıklarına karşı Allah’a sığınıp ondan yardım dilerim.” demek suretiyle karşılık verdi. Bu sözlerden sonra Muhammed b. Ebî Bekir onu bırakarak dışarı çıktı.
  • Hz. Osman bu sahabe çocuklarından döğüşmemelerini istiyordu. Ancak onlar asilerle çarpışmaya devam ediyorlardı. Hz. Osman için en hararetli biçimde savaşan kişinin Ebû Hureyre olduğu rivayet edilmektedir. Bu kritik anlarda dahi Mervan tahrik unsuru davranışlardan geri durmuyordu. Evin önünde toplananlara karşı şiir türünde hakarat içeren sözler sarfediyordu. Onun bu sözleri üzerine Benû Leys kabilesinden el-Beya’ adında birisi Mervan’ın üzerine atılarak ona bir darbe indirdi. Mervan da ona vurdu. Ancak boynundan aldığı darbe Mervan’ı ağır yaralamıştı. Yere düşen Mervan’ı öldürmek üzere Ubeyd b. Rifa’a ez- Zürekî ileri atıldı.
    Bu arada İbrahim b. Adiy’in annesi ve aynı zamanda Mervan’ın sütannesi olan bir kadın araya girerek onu öldürülmekten kurtardı. Nitekim Mervan’ın çocukları Emeviler döneminde bu kadının oğlu İbrahim’e annesinin bu davranışı nedeniyle önemli görevler vereceklerdir.
    Kapıda yaşanan çarpışmalar esnasında Hasan b. Ali ve Muhammed b. Talha’ya ok isabet etti ve yaralandılar. Hz. Ali’nin azadlısı Kanber’in de başı yarıldı. syancılar Hasan b. Ali ve Mervan b. Hakem’in yaralanmasının Haşimoğulları ve Ümeyyeoğullarını öfkelendirebileceğini düşünerek kaygıya kapıldılar. Bunun üzerine Hz. Osman’ın evine girmek için farklı bir yol aradılar. Halifenin evine bitişik olan Amr b. Hazm’ın evinden içeri daldılar. Hz. Osman’ı öldürmek için bir katil adayı
    seçmişlerdi. Bu adam halifenin yanına girdi. Hz. Osman bu şahsa yaşanan olayları İslâm adına ve kendi açısından değerlendirdi. Bundan etkilenen adam girişiminden vazgeçti.
  • Kuşatma devam ederken Hz. Osman isyancılara seslenerek Ru’me kuyusunu satın alıp hibe ettiğini ve Peygamber mescidinin genişletilmesi için bir araziyi satın aldığını hatırlatarak onların bu iyiliklerini bilip bilmediklerini sordu.İsyancılar onu doğrulayınca bir ara muhasara kısmen hafifletildi. Ancak Malik el-Eşter isyancılara şöyle seslendi:
    -“Öyle anlıyorum ki, o sizi kandırmaya çalışıyor.”

    Bu arada hacca gitmek üzere hazırlanmış olan Hz. Aişe, kardeşi Muhammed b. Ebî Bekir’in de kendisiyle birlikte gelmesini istedi. Muhammed b. Ebî Bekir bu davete icabet etmedi. Hz. Aişe ise elinden gelse asileri engellemek istediğini söylüyordu. Bu olayla ilgili olarak Kâtip Hanzala’nın Muhammed b. Ebî Bekir’e söylediği şu sözler dikkat çekicidir:
    -“Mü’minlerin annesi kendisiyle birlikte hacca gitmeni istiyor. Sen ise ona katılmıyorsun ve Allah’ın helal kılmadığı bir konuda bu Arapların kurtlarına uyuyorsun değil mi? Vallahi bu iş eğer müsabakaya bırakılacak olursa Benû Abdimenaf seni mutlaka yener.”
    Asiler hac mevsimi münasebetiyle Hicaz’a gelecek olan Müslümanların kendilerini engelleyeceğinden ve öldürülebileceklerinden endişe etmeye başladılar. Bu nedenle ellerini çabuk tutup Hz. Osman’ı bir an önce öldürme kararı aldılar. Bu amaçla Hz. Osman’ın evine saldırdılar. Hasan b. Ali, Abdullah b. Zübeyr, Muhammed b. Talha,Mervan b. Hakem, Saîd b. el-Âs ve diğer bir grup kimse onlara engel olmaya kalkışınca aralarında çarpışmalar oldu.
  • Hz.Osman ise Yüce Allah’ın kendisine giydirdiği hilafet gömleğini asla sırtından çıkarmayacağını söylüyor ve isyancıların isteklerini kesinlikle reddediyordu.
    Hz. Osman etrafındaki çemberin iyice daraldığı günlerde evinin balkonundan insanlara seslendi. O, kendisinin Hz. Ömer’in öldürülmesinden sonra Allah’ın iradesinde şûranın kararı ve Müslümanların onayıyla halife seçildiğini söyledi. Kendisinin iyi bir geçmişe sahip olduğunu, öldürülmesini gerektirecek herhangi bir suç da işlemediğini belirtti. İsyancılar ise onun önceleri nitelikli bir Müslüman iken daha sonra değiştiğini ve ölümü gerektirecek suçlar da işlediğini söyleyerek haksızlık yapan insanları kendinden uzak tutmadığını ve halifelik makamını kendilerine karşı bir koz olarak
    kullandığını dile getirdiler.
    Kuşatmanın ilerleyen günlerinde Hz. Osman’ın suyu isyancılar tarafından kesilmişti. Bu yeni gelişmeye kadar halifeyle ilişkisini kesen Hz. Ali bu olayda Talha’dan ona su götürmesini istedi. Ancak Hz. Ali’nin gönderdiği suyu almak isteyen Ümeyyeoğulları ile Benû Zühre, Benû Mahzum ve Gıfarîlerden olan kimseler arasında tartışma çıktı. Çünkü Benû Zühre, Abdullah b. Mes’ûd; Benû Mahzum, Ammâr b. Yâsir ve Gıfarîler de Ebû Zer nedeniyle Hz. Osman’a kızgın idiler.
  • Bütün bu riayetlerden, Hz. Osman’ın güçlü yıllarında iktidarından her şekilde yararlanma yoluna giden Ümeyyeoğullarının, öldürülmesine yakın bir zamanda yine onun üzerinden çıkar hesabı yaptıkları anlaşılmaktadır. Nitekim onların Hz. Osman yaklaşık kırk gün muhasara altında tutulmasına rağmen bu süre içerisinde hiçbir olumlu tavır sergilemedikleri görülmektedir. Aksine onlar adeta halife ile isyancıları karşı karşıya getirmeye çalıştılar. Acaba Ümeyyeoğulları Hz. Osman’ın öldürüleceğine kanaat getirip, gerçekten onun kanı üzerinden iktidarlarını koruma hesabı mı yapıyorlardı?

    Hz.Osman’ın Öldürülmesi:

    Hz. Osman’ın yakın adamları, onunla istişare ederek Hz. Ali’den yardım istemesini ve imdat kuvvetleri gelinceye kadar asilere atiyyeler vererek onları oyalamasını önerdiler. Ancak halife isyancıların artık bu şekilde ikna edilemeyeceklerinin farkındaydı. Mervan, hiçbir güvence ve ahitleri olmayan bu adamların açık bir isyana giriştiklerini söyleyerek oyalanmalarının uygun olacağını belirtti. Hz. Osman, Hz. Ali’yi çağırtarak hayatından endişe ettiğini söyledi ve istediklerini vererek isyancıları geri çevirmesini istedi. Hz. Ali ona:
    -“İnsanlar senin öldürülmenden daha çok adaletine muhtaçtırlar.” diye mukabelede bulundu. Hz. Ali,
    ayrıca insanların ondan güven beklediğini, verdiği sözleri tutması gerektiğini ve dolayısıyla kendisini de aldatmamasını söyledi. Bununla beraber Hz. Ali ondan gereken teminatı aldıktan sonra isyancılarla görüştü.İsyancı topluluk Hz. Ali’ye güveniyordu.Onun öncülüğüyle bazı kamu yetkililerinin görevlerinden azledilmesi ve haksızlıkların düzeltilmesine dair bir ahitname yazıldı. Fakat Hz. Osman’ın çarpışma için hazırlık yapmaya başlamasıyla bu girişim de netice vermedi. Hz. Osman “Sizin istediğiniz kişileri göreve getirip, istemediklerinizi görevden çekersem benim burada bulunmamın hiçbir anlamı kalmaz.” diyordu. Asiler, “Allah’a yemin olsun ki ya bu isteklerimizi yerine getirirsin ya da azledilir veya öldürülürsün.” şeklinde karşılık veriyorlardı. 
  • Ya’kûbî Muaviye’nin Hz. Osman’ın çağrısına cevap vermek üzere onikibin kişilik bir orduyla bizzat hareket ettiğini söylemektedir. Ancak Muaviye ordusunu Şam sınırında bekleterek kendisi halifeyle görüşmeye gelmiştir. Hz. Osman bu davranışından dolayı Mıuviye’ye sitem ederek onu öldürülmesi halinde kendisinin kanı üzerinden hak talebinde bulunmakla itham etti ve ordusuyla birlikte destek vermesini istedi. Muaviye bu emri yerine getirmek üzere gitti fakat onlar Medine’ye ulaşmadan önce Hz. Osman öldürülmüştü. Ancak Ya’kûbî’nin bu rivayeti tartışmalıdır. Nitekim isyan hareketinin
    ayyuka ulaştığı bir zamanda Medine’ye gelen Muaviye’nin asileri aşarak halife ile rahat bir görüşme yapması pek mümkün gözükmemektedir. Ayrıca bu rivayetin diğer kaynaklarca desteklenmemesi de bu konudaki şüpheleri artırmaktadır.