Sonra bağıra bağıra ağlamaya başladı. Karanlık orman akıyordu. Ağladıkça ağlıyordu. Ağlamaktan, yalnız, avazı çıktığı kadar ağlamaktan müthiş bir tat duyuyordu.
“Kurt Çelebi adı üstünde kurt gibi adamdı, gün görmüş, devran yaşamıştı. Fısıltıyla konuşulan kelimelerin insanların başını belaya soktuğunu çoktan öğrenmişti. Şimdi de Kazasker onunla fısıldaşıyordu.”
Üftade bir aşık vardı. Bir gece sevgilisi yanına geldi. Aşık heyecanla yerinden öyle fırladı ki yeninin çarpmasıyla mum sönüverdi. Sevgili otururken siteme başladı:
“Beni görmek istemiyorsun zahir, gelir gelmez mumu söndürdün.”
Aşık, mahcubiyetle içindekini dışına vurdu:
“Güneş doğdu sandım da!”