<<Kemal Paşa hakkında ne çok konuşmak istiyorlar. Ona adeta tapıyorlar. Müthiş bir insan olsa gerek.>>
Feride, <<Evet öyledir,>> deyince Fanny:
<<Kendisiyle tanışmak isterdim. Fakat, herhalde İngilizler hakkındaki düşünceleri, pek parlak olmasa gerek.>> diye mırıldandı.
Feride, gülümsedi: << Kin güden bir insan değil,>> dedi.
Neşeli neşeli gevezelik eden kadınlardan çoğu, savaşta kocasını, kardeşini ya da oğlunu kaybetmişti. Hepsi de:
<<Ne yapalım, Allahın dediği olur, >> diyerek avunuyorlardı. <<Vatanımız için öldüler, bizleri kurtardılar.>>
Sonra birden içten gelen ve Fanny’i şaşırtan bir sevgi ile, Kemal Paşadan söz etmeye başladılar.
<<Ah O bizim önderimizdir. İstanbul’dakiler teslim oldular. Ama Gazi, hayır. Özgür yaşamamız gerektiğini söylüyordu, işte bugün özgürüz.>>
<<Oğlum bana söyledi; hayatını herkesle birlikte tehlikeye atıp, hep askerlerinin yanında bulunurmuş…>>
Hatıralar birbirini izliyordu:
<<Askerlerini neşelendiriyor ve yeniden savaşabilmeleri için onlara güç aşılıyordu..>>
<<Orada, solda birkaç kavak ağacını görebiliyor musun? İşte, Köşk’ün bulunduğu yer.>>
Kavak ağaçlarını gören Fanny sordu:
<<Köşk nedir?>>
<<Gazi’nin evi.>>
<<Oh! Gazi, Kemal Paşa; tabi biliyorum. Onu sen tanıyor musun Feride? Nasıl bir insan?>>
<<Ondan hoşlanacağını sanırım. Hemen herkes hoşlanır. Tabii bizler için O, sadece vatanımızın kurtarıcısıdır. Biz onu böyle kabul ettiğimiz için çok seviyoruz.>>
<<Alec, Kemal Paşa’nın eşsiz bir General olduğunu söyler.>>