Ahitler kitabını tam anlamıyla kavramanın yolunun, yazarın ilk kitabını okumaktan geçtiğine inananlardanım. Aksi takdirde, bir parçası eksik kalmış bir yapboz gibi, zihninizin bir köşesinde o tamamlanmamışlık hissi hep asılı kalacaktır.
Damızlık Kızın Öyküsü (The Handmaid’s Tale) ile 2019’un Şubat ayında, dizisi aracılığıyla tanıştım. Dizi, orijinal kitabı odağına alıp sonraki sezonlarda hikayeyi genişleterek yoluna devam etti. Serinin bu ilk halkasında; June adındaki bir damızlığın bizlere bıraktığı ses kayıtları üzerinden, "Gilead" adı verilen teokratik ve oligarşik bir ülkedeki olaylara, sarsıcı bir distopyaya tanık oluyorduk.
Devam niteliğindeki ikinci kitap Ahitler’de ise bu kez aynı evrenin içinde, üç farklı karakterin gözünden o katı distopyanın nasıl bir çöküş sürecine girdiğini izliyoruz. Margaret Atwood’un iki kitap arasına koyduğu yaklaşık 35 yıllık süre, okuyucuların bu kurgu dünyaya karşı beslediği dinmeyen merakın da en büyük kanıtı.
Oldukça akıcı bir dille kaleme alınan bu eser, kütüphanemde kısa sürede biten kitaplar arasındaki yerini aldı. Özellikle distopya türüne ilginiz varsa, Ahitler kesinlikle başucu kitaplarınızdan biri olmaya aday.