İnsan

Edebiyatın hakikat ve iktidar ile olan ikili ilişkisi de buradan gelir. Olağanüstü olan yalnızca hakiki [vrai\ ile sahte arasında bir kararsızlıkta işlev görebilirken, edebiyat daha ziyade bir hakikat dışı [non-verite\ kararı üzerine kurulmuştur: kendini açıkça bir hüner olarak sunarken hakikat olarak tanınabilecek hakikat etkileri üretmeyi vaat eder. Klasik dönemde doğallığa ve taklide verilen önem kuşkusuz edebiyatın bu “gerçekte” [en verite\ işleyişini formülleştirmenin ilk şekillerinden biridir. Böylece kurmaca olağanüstü olanın yerini almış, roman da fantastik olandan bağını kopararak, ancak ondan daha da bağımsızlaşarak gelişebilmiştir. Dolayısıyla edebiyat Batı’nm gündelik olanı söyleme katılmaya mecbur ettiği o muazzam kısıtlama sistemine aittir. Ancak edebiyat bu sistemde özel bir yer işgal eder: gündelik olanın kendisinin altında gündelik olanı arama, sınırları aşma, sırları acımazsızca yahut sinsice açığa vurma, kuralları ve kodları yerinden etme, ağza alınmaz şeyleri anlatılır kılma konusunda kararlı olması itibarıyla kendini yasanın dışında konumlandırmaya meyleder yahut en azından skandal, ihlal ve isyanın yükümlülüğünü üstlenir.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Batı on yedinci yüzyıldan itibaren olağanüstü olanın men edildiği bir silik yaşamlar “fabf’inin doğuşunu gördü. İmkânsızlık ya da gülünçlük, sıradan olanın anlatılabilmesinin koşulu olmayı bıraktı. Amacı artık umulmadık olanı anlatmak değil, görünmeyeni, görünemeyeni, görünmemesi gerekeni açığa çıkarmak, gerçeğin son ve en zayıf derecelerini anlatmak olan bir dil sanatı doğdu. “Ehemmiyetsiz” [infime] olanı, anlatılmayanı, herhangi bir görkeme sahip olmayanı, dolayısıyla “rezil” [infâ- me] olanı anlatmaya zorlayan bir tertibat kurulurken, Batı’da edebi söylemin “içkin etiği” denebilecek şeyi teşkil edecek yeni bir buyruk şekilleniyordu. Bu söylemin törensel işlevleri yavaş yavaş silinecekti; görevi artık kuvvetin, zarafetin, kahramanlığın ve gücün son derece görünür olan ışığı değil, daha ziyade, en gizli olanı, anlatması ve göstermesi en zor olanı ve son olarak da en yasaklı ve skandal yaratacak olanı somut bir şekilde açığa çıkarmak olacaktır.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Fabl, kelimenin asıl anlamıyla, anlatılmaya layık olandır. Batı toplumunda gündelik yaşam uzun bir süre boyunca söyleme olağanüstü olan \fabuleux\ tarafından katedilmesi ve başkalaştırılması koşuluyla erişebilmekteydi: gündelik yaşamın kahramanlık, üstün başarı, macera, Tanrı’nın takdiri ve lütfü ya da kimi zaman iğrenç bir suç tarafından kendi dışına çekilmesi gerekiyordu. Gündelik yaşamın imkânsızlığın dokunuşuyla işaretlenmesi gerekiyordu. Ancak bu şekilde ifade edilebilir hale gelebilirdi. Onu erişilmez kılan şey onun bir ders yahut örnek görevi görmesini sağlıyordu.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Toplumun, kendi hakkında konuşabilsin diye, kelimeleri, söyleyiş biçimlerini, cümleleri, dilsel törenleri anonim bir kitleye ödünç verdiği bu an önemli bir andır. Aleni bir şekilde ve şu üç koşul altında konuşmak: bu söylemin iyi tanımlanmış bir iktidar aygıtı dahilinde ifade edilmiş ve dolaşıma sokulmuş olması, bu söylemin toplumsal varoluşun daha önceleri pek fark edilmemiş olan derinliklerini ortaya çıkarması ve o küçücük tutku ve çıkar savaşlarının sağladığı erişim ile iktidara hükümran bir müdahale imkânı sağlaması. Dionysos’un Kulağı bunun yanında küçük ve basit bir makine gibi kalır. Tek yaptığı gözlemlemek, casusluk yapmak, tespit etmek, yasaklamak ve cezalandırmak olsaydı, İktidar ne kadar da hafif ve kuşkusuz kolayca yıkılabilir olurdu; halbuki iktidar aynı zamanda körüklemekte, tahrik etmekte ve üretmektedir. İktidar basitçe göz ve kulak değildir; iktidar, eyleme geçirir ve konuşturur
Sayfa 36·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
“Her şeyi icat etmiş olan Shakespeare, Hamlet’ten, lago ve Edmund yoluyla Macbeth’e giden akımda Batı nihilizmini yaratmıştır.
Sayfa 166·Kitabı okudu
Alıntı