Sezer

Sezer
@iamsezer
umut çerçisi kendince bişeyler yazıyor
Hayat işte bir yerden alıp bir yerden veriyor, mücadele edenler için her zaman bir sebep doğuruyor.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
20 yaşında komünist olmayanın kalbi yoktur, 40 yaşında hala komünist olanın aklı yoktur. -Bernard Shaw
Aşkın Gerçek Önemi Nedir ?
Aşktan korkmayın, Aşk sizden bir şeyler alıp, bir şeyler aramanıza yol açan bu dünyada ki tek kapıdır. Vermedikçe, vazgeçmedikçe aşık olamazsınız, koşulsuz bir teslimiyetten bahsetmiyorum. Beşeri aşk koşulsuz değildir, ama ilahi aşk koşulsuz bir teslimiyet ister. Gerçek bir aşk yaşamadan da ilahi bir aşk yaşayamazsınız, sizi kendi öz benliğinize yakınlaştıran, kendinizi keşfetmenize zemin oluşturan gerçek bir aşk yaşamaktan korkmayın. Buda ancak sizi gerçekten seven bir insanla olabilir, gerçek bir aşk sizi kafesinizden konfor alanınızdan çıkarır. Vazgeçtiğiniz şeylerin yerine koyduğunuz şeyler çoğalır. İşte o yeni şeyler sizi siz yapan, sizi size yakınlaştıran şeylerdir. Bu şeylerin hepsi aslında birer basamaktır, günün sonunda sizi ilahi aşkın kapısına kadar götürür. Ve en sonunda kendiniz olmuşcasına tamamlanmış hissedersiniz, sadece tastamam olmak için bir şeylerin eksik olduğunu hissedip, bir gerçeğin peşine düşmeye başlarsınız, ve gerçek aşktan da vazgeçmeyi göze aldığınız o an, ilahi aşkın kapıları ardına kadar açılıverir. Bu dünyada ki tüm beşerlerden vazgeçmeyi göze aldığınız an, işte o an vahdeti vücut ve tevhid halinde gerçekle buluşursunuz. İşte bu yüzden aşktan korkmayın, dünyanın yaldızlı sözleri, beşerin ihtişamı ve kendiniz olmadığınız bir vücutta yaşıyorsunuz. Sizin olmanızı istedikleri şekilde başkalarına göre başkalarının kafesinde yaşıyorsunuz. Para mal mülk ve makam hırslarıyla, çeşitli duyguları ve hazları tatmayı yaşamak sanıyorsunuz. Ama inanın ki eksik bir şeyler var. Sahip olduğunuz onca şeye rağmen, tattığınız onca duygulara rağmen, gerçek olmayan ve yapay bir düzenin çarkı gibisiniz. Ve öylesiniz de.
Senden sonra mı ? Senden sonrası dipsiz bir kuyu, kör karanlık. Penceresiz, ranzasız, mahpus. Şimdilerde bir ışık huzmesi süzülüyor hücreme, demir parmaklıklar çürümüş. Görüyorum artık, duvarları aralarında ki toprak harçla örülmüş iri kayaları. Kayaların arasından filizlenmiş papatyaları. Kimse de yok ne gardiyan, ne de hükümran. Şayet dokunsam düşecek, çürümüş parmaklık. Bir adım sonrası, gözleri kör eden görkemli bir aydınlık.
Cehennem insan kalbinde sevginin bittiği yerdir -Dostoyevski