Bir yalnızlık sarıyor bazen içimi. Öfkeden durmayacağımı hissediyorum; kırıp dökeceğimi, parçalayıp hiç edeceğini tüm yokluklarımı. Sonra kılımı bile kıpırdatmıyorum.
Bazı defterler asla kapanmıyor. Bir gece herkes uyuduktan sonra takıp beline silahı, bir iki bidon benzinle fabrikaya gidip ömrüne binlerce kıymık gibi batan bu eski püskü yapıyı cayır cayır yakmayı düşlüyor. Ancak gece yarısı bu yangından nereye kaçacağını hesaplayamıyor, hapsolmanın çilesi ruhuna ağır geliyor. Sigarayı yere atıp gölgesine tükürüyor.