Herşey olacağına varıyordu ama bir şeyler, geçmişten ve geçmemişten bir şeyler bizi her rüzgarın pencereye vuran uğultusunda, her öten kuşun kanat çırpışında ve her türkünün hüzünlü tınısında uzaklar denen o meçhul yere sürüklüyordu; bu yüzdendir ki "nerelisin" diyenlere "uzaklardan" diyor, uzakları sıla sayıyorduk.