İbrahim Gürses

İbrahim Gürses
@ibrahim_gurses
Who am i? İ am who. Kendini arayan kaybetmeye mahkumdur Her cevap soruda saklıdır
Öğrenci
KBÜ
24 Eylül 2001
33 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
7/10
·266 syf.··
Beğendi
·
2020 27. kitabı
Kitap bambaşka bir dünya sunuyor, garipseyebilirsiniz alışana kadar. İçinde bir çok kavramı yeniden ele alabiliyorsunuz: özgürlük, doğduğumuz andan itibaren edindiğimiz kişilik, öğretim, etik, ahlak... (şartlandırmalar). Ama bana kalırsa kitabın eksik yanlarının başında mutluluk ve haz kavramlarının ayrıştırılmaması yani ikisi bir şeymiş gibi bir anlatım sunmasıdır. Bu ikisi benzer şeyler olsa da ayrı şeylerdir. Bu kitap özgürlük ile mutluluğun aparalel olacağı kanısıyla hikayeleştirilmiş ancak kitapta mutluluktan ziyade hazcılık ön planda, yani demek istediğim yazar kavram karmaşası yaşamıştır bence. Kitabın çok fazla eksiklik barındırdığını kendiside dile getirmiştir zaten önsözünde. Etik ve ahlak kuralları kavramlarına gelecek olursak şartlandırmanın nelere kadir olduğunu bize gösteriyor Aldous Huxley. Bu kavramların başka bir düzenle yeniden tanımlanabilir olduğunu, bir mutlaklık içermediğini gözler önüne seriyor.
Edebiyat
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,1bin okunma
8/10
·194 syf.··
Beğendi
·
2020 19. kitabı
Kitapta bazı yerlerde kopukluklar hissettim. Hatta ilk başta kitap sıradan bir hikaye gibiydi ama homongolos'un mektuplarıyla ve sara'nın son mektuplarıyla olaylar gayet cazip,merak uyandırıcı gelmeye başladı. Homongolosun oyunu anlaması çok basit geçilmiş ve inandırıcılığı biraz düşük olmuş. Kitaptaki tasvirler harika. Vefat emiş arkadaşı necdet'e bile ilk mektuplarında aşık olduğunu yazamayışı aslında kendine bunu kabullendiremeyişinden kaynaklanıyor. Arkadaşı necdet'in son anlarında nişanlısıyla son kez görüşecek olmalarına rağmen izin vermeyerek onun nişanlısıyla geçirdiği güzel hatıralarını ikisinde de ebediyyen korumak isteyişi ve insanların olayın aslını bilmeden bunu merhametsizlik addetmesi romana bir acayiplikle beraber harika bir güzellik ve ince,zarif fikirlilik katmış. Sara'nın homongolos'un kadınlar üzerindeki kanaatinin onca kandırmacaya rağmen sonunda haklı çıkarması. Hislerinin zirvesindeyken,vecd haline bürünmüşken aslında o zirvenin bir uçurum olduğu gerçeğini görmesi ve kendinide aynı uçurumdan bir kaza süsü vererek motoruyla atlayarak arkadaşına kavuşması. Onun kadınlara olan önyargılı bakışlarının aslında kadınların ona önyargılı bakmasından ötürü olması hikayeye ayrıca muazzamlık katmış. Aşkı bir sinir hastalığı gibi tasvir ettiği mısralarda sara'nın isminin sara olmasının çok isabetli olduğu kanaatine vardım. Sara'nın galibiyetini ve aslında ne kadar önyargılı olduğunu asla bilmeyecek olmasıda güzel ama homongolusun mektuplarının açığa çıkmasını ve sara'nın duyacağı üzüntü hatta pişmanlığı bilmek isterdim çünkü o homongolosu öldürdüğünden haberi olmayan bir katil.
Edebiyat
Bir Kadın DüşmanıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Yayınları · 19865,3bin okunma
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
9/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
Kitabın konusu aşk ama imkansızlaştırılan bir aşk ve dolayısıyla çokça acı. Kitabı okurken gecirdiğimiz bunalım ve kapatma isteğinin tek nedeni kadının nedensiz bir şekilde(kendine göre nedenleri var tabi) aşkını imkansız bir hale dönüştürmesi ve ruh hali, düşünme şekli. Sevdiği adamdan kendini hem saklayan hemde gösterme çabası içinde olan genç ve güzel bir kızın aşkını ve hatta hayatını kendi elleriyle mahvedişini okuyoruz. Okuyanın içinde keşkeler dolu bir diyar yaratıyor. Aşkın kavuşma isteğinden ibaret olmadığını hatta aşkın verdiği acıya bile aşık olmak olduğunu iyice öğreniyor. Ferhat ve şirinin, aslı ve keremin, Leyla ile Mecnunun aşkı kadar güçlü bir aşk ama tek fark platonik olması. Kitap vadideki Zambaktan daha yorucu çünkü aşk karşılıklı değil. Adamın kadını fark ettiği her anda okuyucu umutlanıyor ama her defasında arkasından hayal kırıklığına uğruyor. Sanki kadın sadece aşk acısı çekmek için yaşıyor. En kızdıran ve bunaltan yanı ise her şeyi ölürken bir mektupla açıklıyor olması ve adamın o zamana kadar her şeyden habersiz yaşaması, öğrendiğinde her şeyin çok geç olması. İnsan, adamın mektubu okurken ki hislerini merak etmiyor değil ama sanırım o adamda her okur ne hissettiyse aynısını hissetmiştir çünkü biz kadının ağzından dinlediklerimizi adamla beraber okuduk bir nevi. Belkide her şey olup bittiği ve müdahale edilemeyecek olduğu için yani yakın bir geçmişte olduğu için bu kadar üzücü ama.
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,3bin okunma
Vadideki Zambak
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
Kitap baştan sona imkansız bir aşkı ve dolayısıyla büyük acıları konu alıyor. Kitabı okurken insanın içi daralıyor. Keşkeler iç sesinize pelesenk oluyor. Finalde Felix "Onu canlı olarak sevdiğim gibi ölü olarakta sevdim" derken zaten yaşama sevincini kaybediyor insan. Empati yeteneği gelişmiş insanlar kitabı okurken sürekli kapatmayı isteyecektir çünkü hiç iç açıcı değil ve okurken insanın gönlü yoruluyor. Bir yandanda kızıyor aşka niye imkansıza vuruluyor diye. Kitabın insanı en yoran yerlerinden biri de aşk imkansız olduğu için başka biçimlerde sevmeye çalışmak; samimi bir dost,dert ortağı bir teyze hatta bir evlat gibi. Kitabın insanı yoran başka bir kısmı Henriette'nin, Felix'e duyduğu aşka rağmen felix'in kızına iyi bir eş adayı olabileceği düşüncesiyle felix'e beslediği aşkı metamorfoza yani evlat(damat) sevgisine çevirme çabası... diyebilirim Vadideki ZambakVadideki Zambak
Edebiyat
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Mavi Çatı Yayınları · 201752,9bin okunma
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
Kitap sürükleyici 2 seferde bitirdim. Adaletsiz bir hayatla başbaşa ve zor durumda kalan bir hukuk öğrencisi kendi adaletini sağlamaya çalışırken kendisini katil olarak büyük bir bunalımın ortasında buluyor ve sürüklendikçe sürükleniyor. Romanda Dostoyevskinin ruh çözümlemeleri ve başkahramanın iç konuşmaları çokça yer alıyor. En büyük ceza,suçun insana verdiği psikolojik baskıdır yani vicdan azabıdır. Ceza olarak yatılan hapis ise vicdan azabından birazda olsa beraattir. Kahramanımız sonunda cezasını çekerek asıl ceza olan pişmanlık,kendini aşağılama ve bunalımdan gönül hapsinden kurtuluyor. Onca bunalıma rağmen iyi bir sonla bitiyor neyse ki
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025193,9bin okunma